Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

03 Temmuz 2008

NE YAŞIYORUZ NE YAŞAMIYORUZ

Temmuz 03, 2008 0
NE YAŞIYORUZ NE YAŞAMIYORUZ

Ne yaşıyoruz ne yaşamıyoruz
Bir garip haldeyiz
Akşam sekiz sabah beş
Sabah kahvaltı, akşam yemek
Birde hafta sonları,
Kurulu bir saat gibi işte
Yirmi dört saati deviriyoruz her gün
Niye yaşadığımızı bilmeden…

Her sabah güneşi görüyor gözlerimiz
Akşamında gökteki sayısız yıldızları
Ve bir de hilali
Nasıl bıkmıyoruz ki böyle yaşamaktan
Böylesine sıradan bir hayattan,
Her güne ilk defa uyanırcasına başlayıp da,
Akşamına bıkmışçasına devam ediyoruz ya,
İşte en çok da bu koyuyor adama…

MEHPARE ÖĞÜT
HAZİRAN 2007

02 Temmuz 2008

UNUTTUK

Temmuz 02, 2008 3
UNUTTUK
Hangi sevgiler için aynı yollardan geçtik sen ve ben
Ve hangi sevdalara seni seviyorum diye başladı ilk cümlemiz
Hatırlamıyoruz artık hiçbirini de, yaşanmamış farz edip her birini
Bir tek son aşkımızı hatırlamıyor muyuz bu sessiz gecelerde.
Oysa ki daha dün bir bugün ikiydi derken,
Soldurduk hepsini birer birer..
Sakladık sessiz odalarda ve sadece dinlediğimiz bir şarkı ezgisinde
Hatırlamadık mı !..

Bütün değerlerimizi kaybetmeye başladık birer birer
Ve eskisi gibi olmayan aşklar yaşamaya başladık hayatımızda.
Kalbimiz O diyordu, aklımız Bu
Vazgeçtik en sonunda tüm gönül sevdalarından
Sevgisizliği yaşamaya başladık tüm çıplaklığıyla
Ve unuttuk gerçek sevginin anlamınıda !..

Ne hayaller kaldı gerçekleşmesini beklediğimiz, ne de umutlarımız,
Yüreğimiz boş, ellerimiz boş ve hayatımız koskoca bir boşluktan ibaretti,
Yaşamaya devam ettik öylesine, mecburiyetten.
Ne gelenimiz vardı artık ne de soranımız,
Anlaşılan bir başına kalmıştık..

Soranlara hep bir zamanlar ben de sevmiştim demeye başladık,
Şu an diye soranlara ise hep şimdilik yok diye cevap vermeye,
Oysa ki artık yer yoktu yüreğimizde sevgiye,
Belki gözlerimiz hep uzaklardaydı ama,
Biliyorduk ki artık dönülmez bir yoldaydık..
Dönülmez bir şarkının ilk mısrasında olduğu gibi, olmayan hayaller aleminde…


Mehpare ÖĞÜT

Haziran 2007

Image Hosted by ImageShack.us

Bu şiirim, http://www.pusula.tv sitesinde haftanın yazısı seçilmiştir.

http://www.pusula.tv/modul_yasam/sesdetay.asp?sesiduyurID=8751

GİDENLERİN ARDINDAN SÖYLENECEK NE VARDIR Kİ…

Temmuz 02, 2008 0
GİDENLERİN ARDINDAN SÖYLENECEK NE VARDIR Kİ…

"Özgürlük aşk değildir, yalnız aşkın kapısıdır."
Franz Xaver Von Baader


Gidenlerin ardından söylenebilecek ne vardır ki, söylediğimizde geri dönsünler. Koymuşlarsa bir kere akıllarına ve artık eziyet olmuşsa yaşanan ilişki onlar için, başka hayallerin peşinden koşmak isterler. Ta ki o hayalleri de bitip sönene kadar…Bir ilişkiyi daha doğrusu bir sevginin bitişi, umutların yıkılışı ve dökülen gözyaşları çare olmaz hiçbir zaman çıkmaz sokağa girmiş olan sevgiyi geri döndürmeye..Aslında görmezden geliriz ne zamandır sarpa sarmış bir ilişkinin içinde olduğumuzu ve kabullenmeyiz onun bir gün bizi terk edeceği gerçeğini. Ansızın yakalandığımızda ise, sanki her şey yolundaymış da, haberimiz yokmuşcasına davranışlara gireriz aklımızın almadığı. Oysa ki gerçek uzun zaman önce bir ışık yakmıştır gönlümüze ama dedik ya yine de kabullenmez yüreğimiz sevdiğimizin gidişini. Onun başkasına ait olduğu gerçeğini. Yüreğimizdeki öfke gün geçtikçe büyür, büyür ve zarar vermeye başlar, ona değil bize. Yalvarış yakarışlarımız, inleyip ağlamalarımız hiçbir şekilde engel olmaz gitmeye karar verenin fikrine…
"Sevgi bizi zamanın yıkımından koruyan yıkılmaz bir kaledir " demiştir ; Costance Foster ancak, o kale bir gün gelir yıkılıverir. Eksik olan o kalenin yapımında kullanılan malzememidir yoksa zamana karşı verilen savaş mıdır da yıkılmıştır bunu da ancak aradan geçen yıllar gösterecektir söz dinlemeyen yüreklerimize…

Her şey ilk başladığında güzel gelir biz insanoğluna ancak zaman alıştığımız şeylerin üzerini bir sis perdesi gibi kaplamaya başladığında değişir sevginin rengi de. Hoşumuza giden şeylerden artık hoşlanmaz oluveririz. Hele hele bu kişi sevgilimiz olmuşsa hiç aklımızda bile yokken, değmeyin işte o zaman bu yürek yangınına. Artık ne yapsa batar , ne söylese yalan gelir size..Hayat ve aşkım dediğiniz insan çekilmez olmuştur sizin için. Tek bir hedefiniz vardır o da gitmektir. Bir an önce o evden, ondan uzaklaşmaktır ve geçici bir süre içinde olmayacaktır bu gidişinizdir. Bitmiştir her şey. Bunca zamandır aranızda yaşanan her şey..Verilen sözler tutulmasa da olur artık. Niye tutulsun ki birde. Artık onu istemiyorsunuzdur, artık onu sevmiyorsunuzdur. Boşa söz vermek de size göre değildir. Girdi ya aklınıza bu gitmek ve terk etmek fikri artık ne yapsa, ne etse boştur sizin için. Artık yeni aşk zamanıdır, yeni heyecanları tatma zamanıdır sizin için. O üzülmüş, ağlamış çok mu ! O kadar olacak diye düşünürken, bir gün ona haber verme zahmetine bile girmeden ceketinizi alır ve çıkar gidersiniz hayatından. Sanki hiç orda onunla yaşamamış gibi, tanımazsının kapıdan çıktığınız an. Artık özgürsünüzdür. Hayatınıza karışacak kimse ve hiçbir şey olamaz en nihayetinde..Ta ki siz isteyene kadar…

"Bir aşkı başka aşk söndürebilir. Aşkta ne yükseklik, ne alçaklık, ne de akıllılık ve akılsızlık vardır. Hafızlık, şeyhlik, müritlik yoktur. Sadece kepazelik, aşağılık ve rintlik vardır. İnsanın toprağını aşk şebnemi ile yoğurdukları için alemde yüzlerce fitne ve kargaşalık peyda olur. Aşkın yüzlerce neşteri, ruhun damarlarına sokuldu ve oradan gönül adı verilen bir damla aldı... Aşk öyle engin bir denizdir ki, ne kenarı vardır, ne de ucu bucağı." MEVLANA.

Mehpare ÖĞÜT
MART 2007

01 Temmuz 2008

PUSULASI ŞAŞMIŞ KALBİMLE…

Temmuz 01, 2008 0
PUSULASI ŞAŞMIŞ KALBİMLE…
Öfkem vardı bir zamanlar sana karşı, hiç dinmeyecek sandığım. Ansızın alevlenen bir ateş vardı, hiç sönmeyecek sandığım. Şimdi ne o öfke, ne de o ateşten eser var bedenimde. Yalnızlık şarkısını söyleyen tek kişilik soloyum şimdilerde.

Sabahı olmayan geceler de oluyormuş anladım nice sonraları. Takvimlerden kopardığım her bir yaprak, uzaklaştırıyormuş git gide seni benden. Soranlara söylediğim türlü türlü yalanlar, boynuma geçirdiğim birer ilmek oluyormuş teker teker.

Her şey ne de güzel başlamıştı oysa. Kaçamak bakışlar, tutmak istenip de tutulamayan eller, çekingen bir beden ve saniyede kaç attığını bilmediğim bir yürek.

Sanki güzel olan her şeye bir nazar değdiğini doğrularcasına zaman, fırsat vermedi bu ellerin ebediyete kadar tutulu kalmasına. Zamansız ve isteksiz ayrıldı en nihayetinde. Zor oldu ama oldu işte.

Aradan aylar, yıllar geçti. Yüreğimizin bir yerinde hep o sevdanın tek bir tomurcuğu..Belki bir gün umuduyla beklenilmekte yeşermesi. Kim bilebilir ki…

Şimdi ikimizde savrulduk bir yaprak misali ve ikimizde bize ait olmayan yabancı bir dünyada yaşamaktayız hayatlarımızı. Ne kadar mutlu olabiliriz ki !..

Ayrı geçen günler, haftalar ve yıllar boyunca aklımda hep bir soru takılı kaldı. Acaba bir gün döner mi düşüncesi. Eğer dönerse aynı olacak mıydı her şey eskisi gibi. Yoksa iki yabancı gibi mi görecektik birbirimizi. Dokunmaya, bakmaya çekinecek. Ve yalan mı sayılacaktı onca söylenen sözlerimiz.

Bu gidiş bir elveda olmamıştı ve bu ayrılık bir son değildi ikimiz içinde. Sadece zorunlu bir veda idi. Dönüşün belli olmadığı. Bir gün mutlaka birleşecekti bu ellerimiz ve bu kalbimiz yeniden atmaya başlayacaktı ikimiz için.

İşte o yüzden şimdilerde pusulası şaşmış kalbimle ben, seni beklemekteyiz doğan güneşi görebilmek için..
Ne olur daha fazla bekletmeden gel…

MEHPARE ÖĞÜT