Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

18 Temmuz 2008

KAR MÛSIKÎLERİ

Temmuz 18, 2008 0
KAR MÛSIKÎLERİ

Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu;
Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu.

Bir kuytu manastırda duâlar gibi gamlı,
Yüzlerce ağızdan koro hâlinde devamlı,

Bir erganun âhengi yayılmakta derinden...
Duydumsa da zevk almadım İslâv kederinden.

Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta,
Tanbûri Cemil Bey çalıyor eski plâkta.

Birdenbire mes'ûdum işitmek hevesiyle,
Gönlüm dolu İstanbul'un en özlü sesiyle.

Sandım ki uzaklaştı yağan kar ve karanlık,
Uykumda bütün bir gece Körfez'deyim artık!

Yahya Kemal BEYATLI
Varşova / 1927

17 Temmuz 2008

GÜNEŞİ GÖREBİLMEK

Temmuz 17, 2008 0
GÜNEŞİ GÖREBİLMEK

Bir zaman tünelinin içinden geçen yaşantılarımız var her birimizin de. Kimimizin tüm dilek ve arzularının gerçekleştiği pembe bir dünya; kimimizin de her şeye rağmen hiçbir işinin yolunda gitmediği..
Bazen bir dilek tutarız söylenen şarkıların ardından, ya da gökten bir yıldız kayar ve aklımızdan sevdiklerimizi geçirir, onların iyi olmalarını dileriz bizleri Yaratandan. Bazen de düşünürüz sadece kalben…

Daha dün üç-beş yaşındayken bugün 30’lu-50’li yaşlara gelmişsek eğer, farkına varamadığımız bir şekilde geçen ömrümüz için hayıflanmaya başlarız; ne çabuk geçti diye..Saçlarımıza düşen her bir akta bunun daha iyi farkına varıp, zaman zaman olumsuz düşüncelere dalar, gözlerimize düşen yağmur bulutlarına rağmen yine de güleriz kendimizi zorlayarak da olsa…

Zaten hayata bir sıfır yenik başlayan biz insanlar için, kat ettiğimiz yol boyunca ayağımıza takılan o kadar çok çakıl taşı olur ki, başlangıçtan bitime kadar ha bire o taşları ayıklamak ve toplamak zorunda kalırız. Kimine ayağımızla vurup uzaklara fırlatmak isteriz ama bu seferde canımız yanar. Yanınca da yakınında olmak istemeyiz.

Elbette ki hayat hepimiz için gülen yüzünü göstermeyecektir. Mutlaka güneşi göremeyeceğimiz zamanlarda biz insanoğlu için olacaktır. Ama bazen de kendi güneşimizi kendimiz yaratır ve tüm olumsuzluklara rağmen her şeyi iyi yönünden ele alırsak eğer, biraz da iyimserlik oyunuyla mümkün olacaktır eminim ki güneşi görebilmek. Belki tam değil ama ucundan da olsa güneşi orda hissetmek bile içimizde çok farklı duyguların ve düşüncelerin canlanmasına izin verecektir. Yeter ki bizler, perdemizi aralayalım ve güneşin içeri girmesine izin verelim…
Güneşi görebilen yüreklere sahip olmanız dileklerimle…

Mehpare ÖĞÜT

HAYALLERİM

Temmuz 17, 2008 0
HAYALLERİM

Hayallerim vardı bir zamanlar,
Aşk’a sevgiye susayan bir gönlüm,
Bilemezdim ki hayatın bu denli nankör olabileceğini,
Beni hiç ummadığım anda sırtımdan vurabileceğini.
Şimdi bir başımayım bu acımasız dünyada,
Bir başıma yaşıyorum tüm hayallerimi koynumda.
Önce sevdiklerim terk ettiler birer birer,
Sonra da sen çekip gittin hayatımdan,
Bir bakmışım ki kalakalmış bir başıma,
Anladım ki işte o zaman,
Tek dayanağım oluyormuş yaslandığım duvar…

MEHPARE ÖĞÜT
2007

14 Temmuz 2008

BİZ DİYE BİRŞEY YOK

Temmuz 14, 2008 2
BİZ DİYE BİRŞEY YOK
Her gecenin sabahında bir ümitle uyanıyorum uykumdan,
Sen geleceksin diyerek geçiriyorum bir günü daha.
Ve ikimize ait hayaller kuruyorum bir kez daha,
Dönmeyeceğini bilerek kendi içimde yaşıyorum,
Hayallerimi ve ümitlerimi bir arada…

Apartmanda merdivenleri çıkan ayak sesleri duyduğumda,
Sen sanıp kapıya koşuyorum.
Uzun uzun bekliyorum zilin çalmasını,
Çalınmayacağını bile bile seni gelmiş varsayıp,
Kapıyı açıyorum…
Başkaları gelip geçiyor önümden,
Sen yoksun aralarında,
Yine bir hüzün kaplıyor yüreğimi,
Yine bir akşamı daha karşılıyorum sensiz,
Ne zamana kadar sürüp gidecek bu beklemeler bilmiyorum.
Ama ben seni bekleyerek ömrümü tüketiyorum..

Senin geldiğini varsayıp en sevdiğin yemekleri hazırlıyorum.
En çok kırmızı şarabı seversin biliyorum,
O yüzden masaya iki de kadeh koyuyorum.
Ben içmiyorum sevmediğim için ama, senin hatırına içer gibi yapıyorum.
Bazen bana uzun uzun bakarken yakalıyorum gözlerini,
Niye öyle bakıyorsun diye soruyorum ama yanıt alamıyorum.
Tek söylediğin seni seviyorum.

Yemek sonrası en çok sevdiğimiz şeyi yapıyoruz.
Pencerenin önündeki kırmızı kanepeye geçiyoruz.
Sen benim dizlerime yatıyorsun, ben senin saçlarını okşuyorum.
Ellerimi tutuyorsun sımsıkı, “beni bırakma” diyorsun usul usul.
Gözlerin yavaş yavaş kapanıyor havanın kararmasıyla birlikte.
Sana bakıyorum doya doya, o güzel aydınlık yüzüne.
Sen buradasın işte diyorum, burada, benim yanımda.
Niye gidesin ki ve ben seni niye bırakayım ki..
Ama kader dinlemiyor ne seni , ne de beni.
Bildiğini okuyor marifetmiş gibi..
Elinden geleni yapıyor ayırmak için bizi tıpkı diğer sevenler gibi.
Bir yaprak misali savruluyoruz sen bir yana, ben bir yana.
Ne olup bittiğini bile anlayamadan daha,
Değişiyor her şey hayatımızda,
Artık sen yoksun, ben yokum, aşkımız yok.
Hiç yaşanmamışçasına sanki
Sen başka, ben başka ellerde..
Biz diye bir şey yok…
Biz diye bir şey yok…


MEHPARE ÖĞÜT
2007