Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

22 Ekim 2008

KİMİ ZAMAN

Ekim 22, 2008 1
KİMİ ZAMAN

Ben benim içimdeki ben,
Yalan der sen değilsin sen diyen
Hem güler hem ağlarım şu yalan dünyaya,
İsterim ben de bana ait bir dünya…

Saatlere bakıp dururum kimi zaman,
Geçmek bilmiyor diye düşünürüm çoğu zaman
Düşünmem oysa hayat zaten çok kısa,
Ve bir gün terk edeceğim derim bende, yalan dolan ne varsa…

Gitmek isterim bazen uzak diyarlara,
Bir kuş misali ya da kuşun kanadında
Mavi denizlerin arasında kaybolmak ve
Seyretmek isterim dünyayı beyaz pamuklar arasında…

Her sene aratıyorken bir öncekini;
Ve birikiyorsa içimdeki özlemler gün geçerek daha çok.
Adını hasret koyarım o zaman,
Geride kalan tüm yaşanan anları anarak…

Yakınlar uzak, uzaklar yakın olurken kimi zaman.
Beklenenler gelmez olur bir an.
Dolup taşarken inceden inceye yaşlar.
Aramaz olur artık seni seviyorum diyen dostlar…

Mehpare ÖĞÜT
2002

21 Ekim 2008

HER HÜZÜNDEN SONRA YAŞAMAK SENİ…

Ekim 21, 2008 2
HER HÜZÜNDEN SONRA YAŞAMAK SENİ…

Her hüzünlü sevdamın arkasından gelir gülüşlerin. Kalbimi okşayarak bakarsın gözlerime ve çıkacakmış gibi sanki yerinden, daha hızlı atmaya başlar yeniden…
Yüzüme doğru vuran sıcaklık ve kızaran yanaklarım, avuç içlerim terler; bakamaz olur, tutulurum.
Sana ve bir tek sen diye başlamak isterim her söze…

Sana anlatmak istediklerim vardır her gördüğümde…
Sana seni, beni, yüreğimi açmak isterim; dökülsün isterim sözlerim.
Uzaktan kulaklarıma dolan nağmeler eşliğinde başlar sana gülüşlerim.

Okuduğum her şiirde ve ne zaman dinlesem hüzzam dolu bir şarkıda, sen gelirsin aklıma. Belki diye başlayan bütün cümlelerimi bir gün duyarsın umuduyla, sana adarım hayatımı da.

Ve sen ne zaman ki çıkarsın karşıma, ben başlarım yeniden umutlanmaya…
Belki de gelecek günlerin hayalini kurarak devam ederim yoluma.
Bir tek gülüşünü görmek için yürür dururum ve bir tek seni görmek umuduyla devam ederim yaşamaya…
Her hüzünden sonra yaşamak isterim seni, doya doya…


Mehpare ÖĞÜT
EKİM 2008

20 Ekim 2008

DÜNYA ÇAPINDA ARKADAŞLIK ÖDÜLÜ…

Ekim 20, 2008 5
DÜNYA ÇAPINDA ARKADAŞLIK ÖDÜLÜ…
Frindship Around The World Award
Proximidade Award


Bu akşam işten gelir gelmez ilk işim siz dostlarıma ziyaret yapmak oldu. Çünkü dün yapamamıştım ve bunu bir an önce telafi etmek zorundaydım. Ziyaretlerim bitti ve pc başında vakit geçirirken, bir ara tekrardan bloğuma döndüm. Bakalım gelip giden var mı diye. Bir de ne göreyim. En az sizler kadar değerli dostum, sevgili büyüğüm Laguer, mesaj kutusuna, Fotoğraf sergisinde senin için bir hediye var diye yazmasın mı. Oldum olası hediyeleri sevmişimdir. Maddi değerinden çok manevi değeri büyük olan hediyelere her zaman kapım açıktır diyebilirim (yanlış anlamayın, kimseden bir şey istediğimden filan değil)…Sevgili Laguer, Dünya Çapında Arkadaşlık Ödülü’nü bana da layık görmüş. Benim için inanılmaz güzellikte ve hayatımda aldığım en değerli hediye diyebilirim. Çünkü, onca blog sahibi arkadaşın arasından seçilerek beni de o değerli arkadaşların arasına koymak benim için büyük mutluluk. Ama tabiki de blog camiasındaki bütün arkadaşlarımız değerli.
Sevgili Laguer’e sizlerin huzurunda bir kez daha teşekkür ediyorum ve ben de bu güzel ve maneviyatı büyük hediyeyi vermek için kollarımı sıvıyorum.


http://tropical-malibu.blogspot.com Gurbetten Değerli Bir Dost.
http://fulyailkim.blogcu.com Cıvıl Cıvıl, Yüreği Sıcacık, Kendi Gibi Bir Dost.
http://bulmaca01.blogcu.com Özlemleri Yakın Yapan Bir Dost.
http://ilkayinmekani.blogcu.com Hemşerim, Yakışır Ona.
http://sultansempire.com Değerliler Arasından Bir Dost.
http://asaygur.blogcu.com Sanatçı Olunmaz Doğulur, İşte O Sensin Dostum.
http://7x7x7.blogcu.com Her Daim Yakınlığını Hissettiğim Bir Dost.
http://www.ikikelam.blogspot.com Yeni Tanıdığım Ama Kısa Sürede Aynı Duyguları ve Düşünceleri Paylaştığım Bir Dost.
http://www.oldmuzik.com Müzik Tadında Sıcak Bir Dost
http://gulgununmutfagi.blogcu.com Çok Leziz, Fevkaladenin Fevkinde Tadlar
http://kadinonline.com/blog Yalnız Bırakmayan Bir Dost
http://www.hayataevet.blogspot.com Hayata-Evet Dedirttiren Bir Dost.
http://irfan.azeriblog.com Kardeş Ülkeden, Sevgili Azerbaycan’dan Bir Dost.
http://aslibuse.blogcu.com Birbirimizin Dilinden Anladığımız Bir Dost.
http://farklitatlar.blogcu.com Eskimeyen Eski Bir Dost.
http://supermarket0954.blogcu.com Değer Verdiğim Değerli Bir Dost
http://www.gonlumdentadlar.blogspot.com Sevecen Bir Dost

Benim bu ödül için ilk anda aklıma gelen dostlarım yukarda paylaştıklarım.
Ama bu demek değildir ki, burada ismi geçmeyenler değersiz. Asla ve asla böyle bir şeyi
Söylemem mümkün değildir. Benim dünyamdam, benim kalbimde herkesin yeri ayrı ayrıdır.
O yüzden lütfen burada ismini yazamadığım arkadaşlarım kırılıp gücenmesinler. Bu ödül
Sadece 17 kişi ile sınırlı olduğundan ve kuralı bozamayacağım için ancak yukarda ilk anda
Aklıma gelen arkadaşlarımı yazdım. Yoksa tüm ödüller, tüm sevgiler sizlere layıktır…

Hepinize sevgiler, saygılar…


Mehpare

19 Ekim 2008

SEVDAMIN EŞGALİ BELİRSİZ !

Ekim 19, 2008 2
SEVDAMIN EŞGALİ BELİRSİZ !
Titreyen elimle tutmaya çalıştığım kalemimin ucundan dökülen her bir kelime, yüreğimden kopup da gelen hasretimi anlatmak için adeta birbiriyle yarışıyordu. Önümde duran kağıda yazdığım her satır, sanki yılların verdiği ızdırabı anlatmaya kafi gelmiyor; yazdıkça daha çok yazasım geliyor ve böylelikle içimde biriken derin ızdırabı ve belki de öfkeyi hafifletirim düşüncesiyle, yarım yamalak kurduğum cümleleri ard arda sıralıyordum…

Hayat ne garipti.
Sevmek diye bir şey vardı ve severken ayrılmak diye bir şey olduğunu da senin gidişinle anladım. Film şeridi gibi gözlerimin önünden geçen günlerimiz, sanki o günlerin yaşanmamış olduğunu düşündürürcesine yabancıydı bana. Bırakıp giden sen değilmişsin, arkandan ağlayan ben değilmişim gibi iki yabancı insandı artık onlar, yani biz. Geçmişte kalan, adına mazi dediğimiz…
Artık birer mazi olmuştuk. Kitaplarda geçen, filmlere konu olan eski zaman aşklarının birer kahramanıydık ama kim biliyordu bizi. Kimse… Ne yazık ! Bilselerdi eğer birbirimizi ne kadar çok sevdiğimizi ve bilselerdi ki senin için her şeyden vazgeçebileceğimi belki işte o zaman hafızalarda yaşardık sen ve ben.. Ama kimsenin bizden haberi yoktu. Büyük aşkımızdan, yaşadığımız duygulardan. Gizlenmiyordu oysa. Apaçık herkesin gözü önündeydi tüm yaşadıklarımız. O kadar da önemli değildi aslında. Önemli olan birbirimizi sevmiştik ama sonucu hüsranla biten bir aşk hikayesinin kahramanları olarak en nihayetinde ayrılmıştık.

İlk zamanlar kabullenmem oldukça zor oldu ve hatta yıllarımı aldı. Bazen kendimi öylesine yalnız ve öylesine çaresiz hissediyordum ki, hayat sanki benim için bitmişti. Her şey boştu. Yaşamak, nefes almak, yemek/içmek ve hatta sevmek . Yeniden sevmek, senden başkasını sevmek ne kadar ürkütücü bir düşünceydi bu. Seninkinden hariç elleri tutmak, sana ait olmayan gözlere bakmak… Gerçekten ürkütücüydü ve bir o kadar da kabul edilemez bir düşünceydi.

Aradan geçen yıllar, bana seni unutturmayı başaramadı elbet. Elbet diyorum çünkü, seni cismen unutmama rağmen, yüreğimde sana karşı beslediğim güzel duygular zamanla değerini yitirdi ve bir gün gelip baktığımda artık sana karşı hiçbir şey hissetmiyordum. Oysa ki ben değil miydim senin için her şeyden vazgeçebilirim diyen. İşte bu seven bir insanın ne kadar da büyük konuştuğunun ve hiç kimsenin yerinin doldurulamayacağı düşüncesinin aksi ispatıydı. Şimdi sen, yolda geçen bir yabancıdan farksızsın. Belki de seni hiç tanımamıştım. Ola ki günün birinde aynı yol üzerinde yürürken denk düşerde karşılaşırsak seninle, inan ki sıradan biriymişim gibi davranabilirim sana ve belki de hafızamı çok zorlayaraktan söyleyeceğim tek şey, bir yerlerden tanıyorum ama nerden çıkartamıyorum olacaktır, bunu sakın unutma !

İşte hayat denen ve sevgi denen olay bu kadar basitmiş anladım sonunda. Sevdamın eşgali belirsiz diyorum soranlara. Ne zaman sevmiştim, nasıl biriydin ve neden ayrıldık hatırlamıyorum bile, unuttum zamanla. Bir tek cismin kaldı aklımda. Onun da hükmü kısadır nasıl olsa. Yani anlayacağın sen yoksun artık, ne kalbimde ne de aklımda…


Mehpare ÖĞÜT
EKİM 2008