Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

05 Kasım 2008

BİR ÖMRÜ BİR YASTIKTA PAYLAŞABİLİR MİSİNİZ !..

Kasım 05, 2008 4
BİR ÖMRÜ BİR YASTIKTA PAYLAŞABİLİR MİSİNİZ !..

“Bir ömrü bir yastıkta paylaşabilirim
İyi ve kötü günde yanında durabilirim
Bu hayatın sonunu senle bitirebilirim
Nedenim çok, çünkü seni çok, çok seviyorum”
SONER ARICA…




Peki ya siz bir ömrünüzü bir yastıkta paylaşabilir misiniz. Acaba mümkün müdür. Niye olmasın diyorsunuz sanki ama benim pek umudum kalmadı böyle bir şeye. Aşkların ve sevginin eskisi gibi yaşanmadığı şu günlerde, sevgiler çabuk tüketilir oldu günümüzde. Gömlek değiştirir gibi yaşanan ilişkilerin olduğu bu devirde, kimin eli kimin cebinde bilinmez oldu. Oysa öylemiymiş eskiden. Sevilince tam sevilir, bir ömür adanırmış sevilene..Şimdi kaçımız adıyoruz değil ömrümüzü, bir günümüzü bile. Arada elbet vardır bir elin parmaklarını geçmeyecek olanlarımız ancak, artık aşk da, sevgide yaşanmıyor eskisi gibi. Her şey yalan dolan, her şey göz boyamaca. Birlikte çıkılan bir yolda, her şeyin toz pembe olduğu, canım, hayatım, aşkım kelimelerinin havada uçuştuğu günler, bir gün gelip de yerini Allah canını alsın, Allah seni kahretsin gibi kelimelere bıraktığında değişecektir aşkın yüzü.. Oysa, sevgi emek ister, sevgi yürek ister. Herkesi ve her şeyi sevemez insan. Ancak gönlü isterse kabul ederse sevebilir ki o yüzden sevilir mi ve geçer mi bir ömür belki otuz, belki elli yıl aynı yastıkta.. Eskileri gözümüzün önüne getirdiğimizde, aralarında anne ve babalarımızın olduğu çiftler, ne mutludur ki, acı tatlı, iyi kötü, yokluk ve varlığın yaşandığı nice günleri atlatıp bugünlere gelmişlerdir. Ve hala birbirlerine karşı bitmeyen bir sevgiyle ama her şeyden önce de saygıyla hala el ele, hala diz dizedirler. Bunca yaşanmışlıklara rağmen, hala aynı yastığa baş koyabilmektedirler. Elbetteki kolay olmamıştır bugünlere gelebilmek ama dedik ya, karşılıklı anlayış ve yanında sevgiyle halledilemeyecek şey yoktur şu dünyada. O yüzdendir ki iyi düşünmek gerekir yastığımızı paylaşacak insanı. Bir sabah kalktığımızda senin ne işin var demek yerine, iyi ki varsın, iyi ki birlikteyiz demek en güzeli olsa gerek..

Bir ömrü bir yastıkta paylaşabileceğimiz insanları hep birlikte bulmak dileklerimle…


Mehpare ÖĞÜT
2007

YANARIM HALİME

Kasım 05, 2008 0
YANARIM HALİME

Katili sensin yıllarımın ve boşuna geçen gençliğimin.
Yalanlardan örülü bir sevdanın ağında incinen, kırılan benim.
Eller gülerken halime, ben habersizken her şeyden,
Nasıl da devam etmişim seni sevmeye…

Sana yüreğimi açtım, sevdamı paylaştım.
Her biten günün sabahında sen varsın diye neşe ile uyandım.
Oysa unutmuştum yıllar var ki ben bu duyguyu.
Sen girince hatırladım ve tanıdım sevgi kokusunu…

Gücüme gidiyor gücüme,
Beni terk etmiş olman değil de, inandırdığın sevgine.
Yalan olmuş tüm duygular, yalan olmuş hayatımda,
Esiri olmuşum ben bu aşkın çoktan da, yanarım halime…


Mehpare ÖĞÜT
EYLÜL 2008

DAĞ RÜZGARI

Kasım 05, 2008 0
DAĞ RÜZGARI
kaderde senden ayrı düşmekte varmış
doğrusu bunu hiç düşünmemiştim..
seni tanımadan
hele seni böyle deli divane sevmeden
yalnızlık güzeldir diyordum
al başını, kaç bu şehirden
ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara
rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git
git gidebildiğin yere git diyordum
oysa ki, senden kaçılmazmış
yokluğuna bir gün bile dayanılmazmış.
bilmiyordum..
yine de dayanmağa çalışıyorum işte
bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen
geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye
rüzgar güzel bir koku getirmişse
saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum
yaşamak seninle bir başka zamanı
bir başka zamanda seni yaşamak
her şeyden önce sen
elbette sen
mutlaka sen
ister uzaklarda ol
ister yanı başımda dur
sen ol yeter ki bu zaman için de
ben olmasam da olur
seni bir yumağa sarıyorum yıllardır
bitmiyorsun
çaresizliğim gün gibi aşikar
su olup çeşmelerden akan güzelliğin
inceliğin ışık ışık yüzüme vuran
sen güneş kadar sıcak
tabiat kadar gerçek
sen bahçelerde çiçekler açtıran
sudan, havadan, güneşten yüce varlık
sen, o tek sevgi içimde
sen görebildiğim tek aydınlık
bir nefeste benim için al
havasızlıktan öldürme beni
bulutlara, yıldızlara benim için de bak
susadım diyorsam
bir yudum su içmelisin
ben yorulduysam sen uyumalısın
ellerim sevilmek istiyor
saçlarım okşanmak istiyor
dudaklarım öpülmek istiyor
anlamalısın.
ağaçların yeşili kalmadı
gökyüzünün mavisi yok
bu dağlar o dağlar değil
rüzgarında kekik kokusu yok
kim bu çaresiz adam
bu kan çanağı gözler kimin
kaç gecedir uykusu yok
gündüzü yok
gecesi yok
yok
yok
anladım
sensiz yaşanmaz bu dünyada
imkanı yok
ümit yaşar oğuzcan
sarıl, sarmaşık sarı gülüm
bir gül yaprağı değil misin sen?
sen de geçeceksin...
bahar yağmurları dökülecek gözlerinden,
dineceksin...
kanatlarımdan kopan bir tüy gibi
yere ineceksin...
bir gökkuşağı uzanacak benden,
bineceksin...
eteklerinde yıldızlar olacak,
yürüyeceksin...
sorularının yanıtı olacak bir bakış,
seveceksin...
"yaklaş" diyeceğim gecenin bir yerinden,
sesim yankılanacak koridorlarda,
ürpereceksin...
göz kapakları açılacak ağır ağır yüreğinin...
"yaklaş" diyeceğim taa derinden,
gönlümün koridorlarına gireceksin.
yaklaş ey sevgili...
yaklaş, en güzel aşk...
sarıl, sarmaşık sarı gülüm...
pencereler olacak taş duvarlarda
herbirinde değişik manzaralar...
her gün başka sen
değişik durumlarda...
yürü, sen başkasın
oyalanma küçük mutluluklarla.
yaklaş...yaklaş...biraz daha,
bak ne söyleyeceğim kulağına
konuşmasan da olur
yavaşça aralansın dudakların
yaklaş, su sızmasın aramızdan
sırılsıklam olalım terden...
sen ve ben herşey olalım bu gece...
geçelim kendimizden...
fısılda, aralansın dudakların,
bir gül yaprağı değil misin sen?...
yaklaş ey sevgili...yaklaş...
sarıl, sarmaşık sarı gülüm...

İlhan İREM

ARINDIRABİLİRSEN...

Kasım 05, 2008 0
ARINDIRABİLİRSEN...
...arındırabilirsen kendini kendinden...
herşey bir ve tektir,
kopmaz halkalarıyla bu tekliğin;
kötülük ve günah,
iyilik ve şefkat,
sevinç ve dua hep orda birleşir,
lekesiz bir sevda ile vurgunsan
masumiyetine...
arındırabilirsen kendini hep kendinden...
dokunabilirsin bu tekliğe,
ruhundaki en çıplak yere,
dokunabildiğin gibi...
amaçsız hiç bir şey yoktur.
gövdesinden kopmuş kayıp ruhlar bile,
sonsuz bir susuzlukla bu anlama koşar.
herşey birbirinden eksilir,
birbirinden çoğalır.
incitirsen birini, dalga dalga,
yıllar sonra,bir başkası mecburen seni incitir....
seversen, dalga dalga, yıllar sonra;
biri gelir sever seni...
Cezmi ERSÖZ
6 şubat 2004 – leman