Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

10 Ocak 2009

GÖNÜL KAPISI

Ocak 10, 2009 0
GÖNÜL KAPISI

19 yüzyılın büyük İngiliz ressamlarından William Holman Hunt' ın, bir bahçeyi tasvir eden tablosu , Londra Kraliyet Akademisinde sergileniyordu. Hunt' ın :

"Kâinatin Işığı" adını verdiği bu tabloda : Geceleyin elinde ki fenerle bahçede duran filozof kılıklı bir adam görülüyordu. Adam, serbest kalan eliyle bir kapıyı vuruyor ve içeriden cevap bekler gibi görünüyordu.

Tabloyu tetkik eden bir sanat eleştirmeni Hunt' a dönerek:

- Güzel bir tablo doğrusu, ama manasını bir türlü kavrayamadım! dedi, Adamın vurduğu kapı hiç açılmayacak mı?.. Ona tokmak takmasını unutmuşsunuz da!..

Hunt gülümsedi:

-Adam alelade bir kapıya vurmuyor ki , bu kapı insan kalbini temsil ediyor. Ancak içeriden açılabildiği için dışarıda tokmağa ihtiyaç yoktur!.. dedi.

MİM KONUSU "İŞTE BENİM MASAÜSTÜM"

Ocak 10, 2009 2
MİM KONUSU "İŞTE BENİM MASAÜSTÜM"

Sevgili arkadaşımız ve değerli büyüğüm Sevgili Laguer (http://laguer90.blogspot.com/) Fotoğraf Sergisi adlı bloğunda beni mimlemiş. Mim konusu da oldukça güzel… Ben de hep merak etmişimdir acaba diğer dostlarımızın masaüstleri nasıldır diye. Ben de naçizane kendi kullandığım masaüstümü sizlerle paylaşıyorum ve aşağıda isimlerini yazdığım arkadaşlarımı Mim’liyorum ve de sabırsızlıkla bekliyorum.

http://www.ikikelam.blogspot.com
http://www.bebuc.blogspot.com
http://yasaminkiyisindan.blogcu.com
http://kiana.blogcu.com

Yalnız arkadaşlarımdan özür diliyorum sadece ilk bloğun sahibi Yasemin hanımın ismini biliyorum. Diğer arkadaşlarımın isimlerini bilmediğim için kusura bakmasınlar. Bu nedenle blog adlarını vermeyi uygun gördüm. Yanlış anlaşılmasın lütfen…







Sevgilerimle,,,




08 Ocak 2009

ITALO CALVİNO’NUN YENİ BİR SAYFA’SI İLK KEZ TÜRKÇEDE…

Ocak 08, 2009 0
ITALO CALVİNO’NUN YENİ BİR SAYFA’SI İLK KEZ TÜRKÇEDE…

Yapı Kredi Yayınları; Paris’te Münzevi, Amerika Dersleri, San Giovanni Yolu, Klasikleri Niçin Okumalı? ve Kum Koleksiyonu’ndan sonra Yeni Bir Sayfa’yı yayımlayarak, Calvino’nun sağlığında bir araya getirip kitaplaştırdığı kuramsal metinlerin ve denemelerin hepsini Türkçeye kazandırmış oldu.

Yeni Bir Sayfa, Italo Calvino’nun dergilerde ve gazetelerde 1955-1978 yılları arasında yayımlanan yazılarını bir araya getiriyor. Calvino’nun arzusu doğrultusunda, yazarın entelektüel biyografisini ortaya koymak üzere hazırlanan bu seçkide edebiyat ve toplum üzerine eleştirel değerlendirmeler, yazar profilleri ve yazı, üslup, dil ve yazı tekniklerine ilişkin metinler yer alıyor.

Yeni Bir Sayfa’yı, ülkemizin en önemli çevirmen ve kültür adamlarından Kemal Atakay Türkçeye kazandırdı.

Yeni Bir Sayfa / Italo Calvino, 372 sayfa, 20 YTL

05 Ocak 2009

EY AŞK ! NERELERDEYDİN !

Ocak 05, 2009 2
EY AŞK ! NERELERDEYDİN !
Kalbimde yaz gününden kalma kelebek uçuşları...Başımın üstünde dönüp duran kar taneleri, ve yüreğimin sıcaklığıyla eriyip giden buzlar. Yürürken sokakta ayağımın altından kayarcasına geçen yollar, aklımda sen, yüreğimde sen ve sanki yeni bir aşka yelken açan kalbimle bir başıma. Sessizliği dinliyorum, seni düşünüyorum, hayaller kuruyorum ve bu bence bendeki iyiye gidişin bir işareti olmalı diyorum. Araladığım kalbimden dışarı doğru biraz çekingen ve biraz da heyecanla uzanıyor, hoş geldin, diyorum. Nerelerdeydin !...

Ey aşk ! Ne kadar zamandır bekliyordum seni. Gözüm yollarda kaldı ama en çok da yüreğim. Yüreğim o kadar çok bekledi ki; beklerken yorulmayı öğrendi, acı çekti, hüzünlendi. Kimi zaman güneşe güldü, kimi zaman ağlayan yağmura. Ama hiç bıkmadan bekledi.

Ey aşk ! Nerelerdeydin, gözüm yollarda kaldı. Bak bu sene kar yağdı şehrime. Karda yürümekten korkardım oysa şimdi sen geldin ya korkmuyorum artık. Daha bir güvenle yürüyorum yollarda. Hem düşsem ne olur ki, sen varsın, tutarsın beni. Tutarsın değil mi !

Ey aşk ! Sen gözleri ceylana benzer; her gün geçerken kapının önünden görmeyi arzuladığım sevgili. Seni göreceğim diye daha bir keyifle başlıyorum güne. Artık zor gelmiyor çalışmak bile bana. Yüreğim sanki bir kuş kanadında ve bir tüy kadar hafif.

Ey aşk ! Okuduğum tüm aşk romanlarından yayılan bir koku var burnumda. Kim bilir kaç kitap devirdim ve kaç kişinin aşkını yaşadım kendim yaşarcasına ve işte şimdi sıra bende. Ben de kendi romanımı yazacağım senin aşkınla.

Ey aşk ! Ben seni bekliyorum yıllardır. Bir ara gelmiştin ya da ben geldiğini sanmıştım ama sanırım yanılsamaydı ki bu, farkına nice sonra vardığım. Gecemi gündüzüme katıp beklediğim ve en nihayetinde geldin ve şimdi buradasın. Bir daha gitmeyeceksin değil mi !
Ben biliyorum bu sefer benim için geldin. Ve bu ne bir yanılsama, ne de bir romandan kalan hayal. Bu benim ve senin aşkın. Yıllardır beklediğim sonunda gelen sonsuz aşk.

Ey aşk ! Nerelerdeydin. Meğer ne de çok özlemişim seni. Bir daha bırakıp gitme olmaz mı !!!


Aşkın tarifini yapmak ne kadar güç olsa da onu en güzel yaşarken tarif edebiliriz herhalde. Çünkü yaşarken ancak, mutluluğun ve sevginin ve de yaşamın anlamına daha iyi varabiliriz. Aşk yoktur diyenlere inat, aşk vardır diyenlerdenim ve aşk dünya dönmeyi bıraktığı güne kadar da var olacak…

Mehpare ÖĞÜT
OCAK 2009