Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

06 Haziran 2009

AĞLARIM

Haziran 06, 2009 0
AĞLARIM

Neden gulmesin gul gibi yuzler;
Nicin aglasin o guzel gozler;
Niye sevgiye sevimsiz sozler,
Soylenir diye sasar aglarim.

Su gordugumuz reng-a-reng cicek,
Sevdali bulbul, ari, kelebek,
Yek digerini birakip gidecek:
Vefasizliga bakar aglarim.

Solmasin dersin sunbulum, gulum;
Yarin elinden alacak olum;
Butun dunyayi inletse unum;
Caresizlikten cosar aglarim.

Nes'e gizlenir, coker bir melal;
Her vucud, her sey mahkum-i zeval;
Son nefese kadar tukenmez cidal.
Tukenmez derdim sayar aglarim.


İhsan Raif HANIM

GELME SAKIN PERISAN OLACAGIM

Haziran 06, 2009 0
GELME SAKIN PERISAN OLACAGIM

Ofkemin gulleridir, yagmura doner yuzunu
Ku"su"p senin gunesine
Icilecek bir kadeh schnaps nu
Yarim biraktim
Gelme.

Golgeni yikma yoluma
Bocaliyorum
Kasirgalar yaratma oyle cilginca
Korkulu soluklarda genis olmak kim
Yasadikca yaklasirim sandim - oysa
Suyun atesle uyumsuzlugu gibisin
Kopabilir desem en ince yerinde
Gecmise uyanan gozlerinin
Ates gemilerini bir bu urkutur
Simdi uzaktan gulup gectigim

Simdi
Uzaktan
Gulup gectigim
Ne mi cikargunes tutulmasindan
Nasil mi cocuklugum
Ben o zamanlar da boyle usurdum
Evlerde kati yonetimli kuklalar
Catismalara hazirlar saygimi
Bekledigim gunlere daha ne kadar
Anlatilmaz umutlara merhaba
Hatirlatma butun onlari ve onlari
Benzer benim cektiklerim
Peygamber yusufa

Bir anda cagrisimlar yok edince zamani
Uzaklastikca olculere vurmasi kolaylasan
Nasil mi cocuklugum
Gecti mi cocuklugum
Cocuklugum mu - hic yasamadigim
Birakir her yerde kendini huzne
Unutmak pazarinda en pahali
Buyruklar - buyruklar - buyruklar
Buyruklar - itirazsiz - hep bas uzre
Dusunmekti ezen gozlerimi yuk
Yanlisti yanlis su benim korkularim
Urkerek birer mum gibi
Yoresi sonuk.

Ve bir gun
Yurudugunu her seyin
Ve bir gun
Eh iste nasilsa
Korkularimi bilincle kovdum
Dur dediler dinlemedim
Kostum
Isyanim onlara oh ola.

Belki ozum orda diye
Ille de ıstanbul dersen
Hircin bir deniz bulacaksin kiyida
Sonra cok bunalima itecek seni
Karanliga kursunla yazilan teoriler
Ve golgelerin saygisiz buyuklugu
Aslina oranla
Gerekirse acip butun kopruleri
Yilma, yuklen siirlere
Gucun kartaca.

Kesin ayriliklara yeni cicek serpmek
En duygulu seruveni yasarken
Gunesi guldurse de arada bir
Buzullari cozmeye yetmez
Agusunu yuregime akitan askindan
Yeni kavustum kendime
Yine ayirma
Gecitlerde yol vermez yabanlar
Derim ki kimse aramadi boylesine
Kendini bulmak icin
Benim kadar.

Benim kadar hic kimse
Oyle ulke ulke dolasip...
Uzun da olsa yollar ne cikar
Sabrimi almisim yedegime
Ne cikar uzatsa anilar
Ahtapot kollarini
Varsayip her seyi hicbir seye
Giderim dogacak gunlere.

Sen yine eskiden oldugu gibi
Zenci mizraklari havayi yirtarken
Tam tamina katiksiz
Malraux'yu mu okuyorsun aksam uzerleri
Bag bozumu turkuler yakilan
O sancili gunlerinde dort mevsim
-hayli yakin eskidikce onlar bana-
Atesleri yak da oyle oku
Cunku fenerini elinden aliyorlar
Diyojenin.

Geciken bir sey var guz sularinda
Bilmesem bahar belki diyecegim
Artik hic olmadik yerlerdeyim senden uzak
Soyleyemeden o cok ezberledigimi
Dusuncenin yoruldugu yerden
Aciyla biraktigim o koseye
Yeniden donmek mi
Istemem birak
- cogalan acilara yeni direnc nerede -
Oz siirlerin tanrisal havasinda
Gelmesin eski asklar
Yeni saltanatiyla.

Gelme sakin perisan olacagim.


Türkan İLDENİZ

05 Haziran 2009

SEVDANIN DENİZLERİNDE

Haziran 05, 2009 0
SEVDANIN DENİZLERİNDE


Sevdanin denizlerinde rotasiz bir gemiydim.
Sana yolculuga cikmadan once,
Butun asklarimi,
acilarimi,
sevinclerimi bir kenara koyup,
Aziksiz birtek yuregimle bas koymustum bu yola.
Yolum uzundu, karmasIkti ve tehlikeliydi...
Tum bunlari biliyor, bile bile lades dercesine,
Istiyordum bu sefere cikmayi...
Ancak ben sana ulasmaya calistikca,
sen kaciyordun.
Senin yaninda olmak, sesini duymak icin
Sarfettigim bu caba, oylesine guzeldi ki...
Bir gun isigin gorundu uzaktan, iste ordaydin!
Arkamda biraktigim bir nokta olarak kalmis
Sen onumde buyuyordun,
gulen gozlerinle beni cagiriyordun...
Once ellerini tuttum, sonra gozlerine daldim...
Senden ask dilerken,
sen gercekleri sundun onume...
Sevdalarimi sorguladin,
ruyalarimi benden geri aldin.
Bu firtinali denizlerde sana duydugum ihtiyac,
Senin yuregimi tokatlayan sevdan beni isyankar etti...
Dusunemiyordum artik,
geri donulmez bir yola girdigimi biliyor,
Ancak bu yolda,
her pahasina yurumeye karar vermistim.
Kirginliklarimizla,
hasretimizin koynundaki aciyla,
Geceler boyu basbasa kaldik,
sorular sorduk kendimize...
Nereden baslarsak orada bitirdik,
bir cikis yolu bulamadik!
Ve sonunda bu denizin sonu gorunmustu...
Daha karaya ayak basmadan,
firtinalar dalgalari cagirdi kukreyerek...
Gucum kalmamisti,
bilinmez bir yola dogru gittigimi biliyordum!
Caresiz kollarimla,
Bir kez daha sana ulasmayi denedim.
Ancak sen duymuyordun,
belki de duymak istemiyordun.
Ancak beni goruyordun.
Caresizlik denizlerinde kayboldum sonra.
Sana sevgiler getirmistim oysa.
Bu yasamdan,
kucucuk umutlar derlemistim yuregimde...
Onlari buyutmus sana armagan edecektim,
olmadi iste...
Ne kadar istesem de,
senin o kapali yuregine girmeyi beceremedim.
Siirlerim,
sevdalarim
ve gecelerimle basbasa kaldim.
Bir kez daha yenildim aska...
Bir kez daha yenildim cok sevmeye...
Simdilerde gonlumun yelkenlerini toplamaktayim.
Tovbeler ettim,
bu denizlere bir daha cikmamaya...
Bir daha hicbir yurege girmemeye yeminliyim!! ..
Seni kendim kovdum yuregimden...
Bir daha girmemeye,
bir daha sevmemeye soz veriyorum...
Seni sevdigimi,
kurda,
kusa soyluyorum;
Ama asla
Ask dilemiyorum.


alıntı

01 Haziran 2009

LÂ TAHZEN…

Haziran 01, 2009 3
LÂ TAHZEN…
Ekmeyi kazandığın zaman
Emek...
Ekmeyi böldüğün zaman
Sevgi...
Ekmeyi karşılıksız verdiğin zaman
Aşk...
Ekmeyi yediğin zaman
Ömür...
Ekmeyi bitirdiğin zaman
Ölüm...

Ahmet AKSOY

****

LÂ TAHZEN…

Üzülme!
Üzülebiliyorsan bir kalbin var demektir. Kalpsizler üzül(e)mezler ki. Ne mutlu sana ki, üzülebiliyorsun. Dokunan var demek ki kalbine. Ya dokunulmasaydı kalbine. Ya hüznün gönül toprağını karmasına izin verilmeseydi. Demek ki gözden çıkarılmadın. Demek ki sen hâlâ bir umut tarlasısın.

Üzülme!
Üzülüyorsan, Biri var ki cılız varlığını düştüğü çamurdan kaldırmak istiyor. Onun için dokunuyor kalbine. Kıymetini bil ki, üzmeye değer görüyor seni. Hüzünlerin kalbinin toprağını allak bullak ediyorsa, sen ekilmeye layık bir topraksın demektir. Kaygıların vuruşuyla tuz buz oluyorsa taş katılığında büyüttüğün güvencelerin, yarılan göğsüne umut fidanları dikiliyor demektir.

Üzülme!
Yüzün yerde geziyorsan, ellerin boynuna sarılı ise, içini ısıtacak haberlerin mürekkebi damlıyor olmalı ömrünün defterine. Kar yağıyorsa güvendiğin dağlara, yarının ovalarında rengârenk çiçeklerin olacak demektir. Hırçın fırtınalar sarsıyorsa sevinçlerinin zirvesini, rüzgârlar dövüyorsa umudunun yamaçlarını, bir yüce dağsın sen demek ki, az bekle, eteğinden serin pınarlar akmaya başlayacak demek ki…

Üzülme!
Üzülüyorsan, şımaramazsın. Kibrin kirli tuzağına düşemezsin. Kendini beğenmişliğin çamuruna dolaşmaz ayakların. Uzak geçersin isyanlı yollardan. Heveslerinin ardı sıra düşüp nisyan uçurumlarının başına sürüklenmezsin. Seni Biri yakınlığına çağırıyor demek ki… Gözden çıkarmamış olmalı seni.

Üzülme!
Üzülüyorsan, bir kutlu teselli kapısının önünde bekletiliyorsun demektir. Gözlerini kaldır vefasız dünyanın eşiğinden. Gönlünün elinden çıkar sebeplerin boş avuntularını. Umudunu kes sahte doymalardan. Yüreğini küstür coşkulardan. Kapı açıldı açılıyor demektir.

Üzülme!
Üzülüyorsan, kaybedeceğin bir şeyler var demek ki… Kaybedeceği bir şeyi olanlar çoktan kazanmışlardır. Eline geçmeyenleri saymakla tüketme nefesini, elindekileri saymaya başla. Hepsini saysan bile, nefesini saymaya nefesin yetmeyecek demektir. Bak işte zenginsin.

Üzülme!
Seni bir “İşiten” var. Seni, senin kendini bile sevmenden önce O sevdi. Senin kendini bile bilmediğin unutuş kuyularından çekip çıkardı seni. Çektiğin acılara habire meşgul çalan telefonlar gibi kör ve sağır değil O. Yüreğinin her yangınına O yetişiyor. Ayrılıklarına ve sıkıntılarına metal soğukluğundaki plazalar gibi umursamaz değil O. Yitirdiklerinin hepsini sana iade edeceğine söz veriyor. Sevdalarına ve özlemlerine çok seçenekli sınav kâğıtları gibi tatsız ve tuzsuz formüller sunmuyor. Seni herkesten çok anlıyor, seni senin kendini düşündüğünden çok düşünüyor. Gözyaşlarınla imzalayasın istiyor yakarışlarını. Bir ebedî çerçevenin içinde, gösterişsiz bir kullukla fotoğraflamak istiyor seni. Dağılıp giden ömür kırıntılarının arasından sıcacık bir kardelen ümidi devşiresin istiyor. Keyfinin çatlak kabuklarının arasından sonsuz teselli pınarları akıtmak istiyor.

Üzülme!
Varlığının tenine çiziktir her hüzün. Varlığından haber verir üzüntün. Hatırlar mısın, bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey bile değildin. Hiç umursanmadan çöpe atılabilecek kirli bir su iken sen, yüzüne bir tek O baktı. Kimselerin arayıp sormadığı, önemseyip adını bir kenara yazmadığı o günlerde, Senin adını ilk O andı. Hatırını bildi. Seni yanına aldı. Hep yanında oldu. Sen seni unutup da başını yastığa koyduğunda bile, seni her defasında sabaha çıkardı. Sen Onu defalarca unuttun ama O seni asla unutmadı.

Üzülme!
O’nun en sevdiği kulu da yalnız kaldı. Taşlandı. Sürüldü. Yaralandı. Aç susuz kaldı. Yuvasına uzaktan göz yaşları içinde baktı. Mağarada yapayalnız ve korunmasızdı. Senin gibi üzülen yol arkadaşına sonsuz müjdeler veren tebessümüyle fısıldadı: “Lâ tahzen, innAllahe meânâ.”

Üzülme!
Kaldır yüzünü yerden. Omuzlarından sarsıp kendine getirmek istiyor seni Sevgili. “Rabbin sana küsmedi ki…” Gözlerinin içine içine bak sevdiklerinin. “Rabbin seni unutup yalnız bırakmadı ki…”


Senai DEMİRCİ