Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

26 Temmuz 2009

BİR NEFES DÜŞ GİBİ

Temmuz 26, 2009 1
BİR NEFES DÜŞ GİBİ

Bazi duygular vardir anlatilamaz,anlasilir sadece Sevenin
sevdigini bilmesi kadar ; Sevilen de anlar sevildigini
Sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez
Çogu defa bir bakis yeter de artar bile
Yeryüzünde hiçbir kuvvet insanoglunu sevme hakkindan alikoyamaz
Sevmek çogu zaman var olmaktir
Sonunda bizi yok olmaya götürse bile
Ben simdi varim ve seni sevmek hakkimi kullaniyorum
Sen bile buna karsi koyamazsin
Sana gelinceye kadar sonu gelmez bir arayisti sevgilerim
Bir zaman baskalarinda aradim seni , baska yüzlerde , baska ellerde aradim
Aldandim , fakat birgün seni bulmak ümidini kaybetmedim
Nasil olsa gelecektin birgün
Ve iste geldinde !
Bana tatmadigim hüzünleri tattirmaya ,
bilmedigim kederleri ögretmeye geldin
Acidan yana ne almissa yasamadigim hepsini bir bir sen yasatacaksin bana
Birgün yasamanin gereksizligini de senden ögrenecegim
Bu selin akisini hiçbirsey duduramaz artik
Ummadigim ve ummadigin bir anda çiktin karsima
Coskun irmaklar gibi,amansiz seller gibi geldin ,mutlaka yikarak ve benden birçok seyleri beraberinde sürükleyerek gideceksin
Iste o zaman yokluklarin en dayanilmazi ile karsi karsiya kalacagim
Ergeç gideceksin ; beni anlayamadan,beni sevemeden gideceksin
Yalniz bir iç kirikligi kalacak senden,tesellisiz bir hüzün kalacak
Yillardir aradigim sendin,ama sen gittikten sonra baskasini aramayacagim
Gelmeyecek bile olsan,ömrümün sonuna kadar arardim seni
Ama geldin bir kere ;ister bilerek gelmis ol , ister bilmeden
Geldin ya ! Simdi hersey güzel seninle
Yürümenin konusmanin,nefes almanin bir baska anlami var artik
Sen varsin ya her sey bambaska gözlerimde

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

EN FAZLA İÇİMDE ÖLÜRSÜN

Temmuz 26, 2009 0
EN FAZLA İÇİMDE ÖLÜRSÜN

En fazla içimde ölürsün
Cesedini sürüklerim gittiğim her yere
Kızıl sonbaharım
Hangi aşk kendi fırtınasına dayanabildi

Ellerimde çoğul bir gölge kuşu
Adının arkasına basmadan yürüdüm
Alnımda birikti çizikler
Adımdan çıkardım aklımı
Aklımsız kaldım
Neylersin
İnsanız
Ne yapsak eksiğiz işte
Ölüme ayarlı saatiz


En fazla içimde ölürsün
Sorarım
Şiir papirüslerinin hangi köşesine karaladın beni?
Hangi hare’mden yakaladın da çiğnemeden yuttun gözlerimi?
Kekeme repliklerin ezber bozduran kuşu
Hangi rüzgârlara sattın da saçlarını
Devrik cümlelerimin öznesi oldun?

İçindeki kötü senaryoların kahramanı olmak istemezdim
Dağıldı bak derlenip toplanmış dağılmalarım


En fazla içimde ölürsün
Nasılsa yokluk rehin bırakılıyor kalana
Kalan gidene denk neyi varsa susuyor.
Ve susmak inceltiyor her yarayı
Ve susmak bakmak oluyor
Gitmediğin her yere

Kim tutuklanmış yalnızlıktan
Gizin içine gizlenen kim
Söyle beni nerene sakladın
Ki şimdi bu kadar sokaktayım

En fazla içimde ölürsün
Karla karışık yağarsın yara Bereme
Karma karışık kalırsın cinnet şeridinde
Kaldırımların kaldıramadığı her neyse işte
Bulamadığın her ne varsa büyük yıkımların izinde
Sana borcum olsun
Hiç yazılmayacak bir şiirin içinde





En fazla içimde ölürsün
Yanağında yanar avucum
Avucumda imlası bozuk bir şiir kalır
Gözlerinin namlusu döner, yakar kirpiklerimi
Kulağımda bir tepenin rüzgârı uğuldar
Gırtlağıma kadar aşka batarım
Yeteri yok. Eksiği fazla.

Neyin kaldı eksilenlerden arta
İçeri doğru kapanan bir kapıydın
Saçlarından geçtim önce
Ve kendimden öylece
Neyim yoksa var bildim
Eğildim
Eksildim
Eridim
Bir seni bitirmedim

Hangi rüzgarlara sattın da saçlarını
Uğultusuna tutunamadın

Ömürden nefes çalarak ne kadar yaşarsa insan
Öyle yaşadım gözlerini
Tenimde itiş kakış
Cebimde depremlerin
Esrarlı gece ayinleri
Volkanik şiirler
Usul usul giymedim mi sözlerini
Yalnızlığın tiradını kapamadım mı her sefer
Sensizlik seni anlattı en çok
Vazgeçmeler vazgeçmekten vazgeçti
Söyle saçlarında öldüğüm
Bir geri gidiş kaç günde gelirdi?


En fazla içimde ölürsün
Cesedini sürüklerim gittiğim her yere
Tenimin yırtıldığı yerden mi girdin içeri
Açar gibi yaparak açık bir kapıyı
Beni ikiye böldün
Hadi içimi kendine aldın da
Beni nerde bıraktın
Hangisini seçerdin benim için
Ve hangisinden vazgeçerdin kendin için

Ben yarama çoktan sen bastım
Yaşım kadar gencim
Adın çabuk diye geçti
Ardında aç köpekleri bırakarak
Ezberimden geçtim.
Hızla biten aşk şarkılarından geçtim
Senden bir şey eksiltmeden sana çok şey bırakmaktı aşk
Bildim


Biz dalkavuk bir aydınlığın yerine
Onurlu bir karanlığı seçtik
Ve bir öyküden ağlarcasına geçtik
Cesurduk çünkü
Kendimizi kendi düşlerimizden kovacak kadar

Ömrüne yüz çevirmiş iki masalcıyız
Gerisi hiçlik
Gerisi yokluk

Sensizliğin anlattığı ne vardı senden başka
Bir hayatın tüm yanılgılarını
Saçlarında çözdüm
Şimdi beni hangi yanımdan susacaksın
Sessizlikte bir dildir
Çoğul susulur
Pusulur
Şimdi beni hangi yanımdan kusacaksın

Yıkık şehrimin izbesi
En fazla içimde ölürsün
En çok
Gözlerime gömülürsün.
Gözlerimi kaparım
Vasiyetimi yazarım



KAHRAMAN TAZEOĞLU

....

Temmuz 26, 2009 1
....

GİTMELERİN MEVSİMİ EĞER GİDEBİLSEYDİM

Temmuz 26, 2009 0
GİTMELERİN MEVSİMİ EĞER GİDEBİLSEYDİM
Bugunlerde herkes gitmek istiyor
Küçük bir sahil kasabasina,bir baska ülkeye,daglara, uzaklara
Hayatindan memnun olan yok Kiminle konussam ayni sey
Her seyi, herkesi birakip gitme istegi
Öyle ''yanina almak istedigi üç sey'' falan yok
Bir kendisi

Bu yeter zaten Her seyi, herkesi götürdün demektir
Keske kendini birakip gidebilse insan
Ama olmuyor

Hadi kendimize raziyiz diyelim, öteki de olmuyor
ani her seyi yüzüstü birakmak göze alinamiyor
Böyle gidiyor iste Bir yanimiz ''kalk gidelim'',
öbür yanimiz "otur'' diyor
''Otur'' diyen kazaniyor O yan kalabalik zira
Is, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile, güvende olma duygusu

En kötüsü aliskanlik
Aliskanligin verdigi rahatlik, monotonlugun dogurdugu bikkinligi
yeniyor Kaliyoruz
Kus olup uçmak isterken agaç olup kök saliyoruz
Evlenmeler
Bir çocuk daha dogurmalar
Borçlara girmeler
Bir köpek bile bizi uçmaktan alikoyabiliyor
Misal, ben
Kapidaki Rex'i birakip gidemiyorum Degil bu sehirden gitmek,
iki sokak öteye tasinamiyorum Alip götürsem gelmez ki
Bütün sokagin köpegi oldugunun farkinda
Herkes onu, o herkesi seviyor
Hangi birimizle gitsin?
''Sirtinda yumurta küfesi olmak'' diye bir deyim vardir;
evet, sirtimizda yumurta küfesi var hepimizin
Kendi imalatimiz küfeler
Ama egreti de yasanmaz ki bu dünyada Ölüm var zira
Ölüme inat tutunmak lazim Inadina kök salmak lazim
Bari ufak kaçislar yapabilsek
Var tabii yapanlar Ama az Sadece kaymak tabakasi
Hepimiz kaçabilsek
Bütçe, zaman, keyif
Denk olsa Gün içinde mesela
Küçücük gitmeler yapabilsek
Ne mümkün
Sabah 0900, aksam 1800
Sonra baska mecburiyetler
Sıkışıp kaldık
Sirf yeme, içme, barinmanin bedeli bu kadar agir olmamali
Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz
Bir ömür karsiligi bir ömür yani
Ne saçma
Bahar midir bizi bu hale getiren?
Galiba
Ben her bahar ásik olmam ama her bahar gitmek isterim
Gittigim olmadi hiç
Ama olsun Istemek de güzel

Can YÜCEL