Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

12 Temmuz 2009

İNSANLAR AYRINTILARINDA SAKLIDIR

Temmuz 12, 2009 0
İNSANLAR AYRINTILARINDA SAKLIDIR

Saçlarına bir yazı yazdım.
Altına çalan renklerinde kaybolduğum, hatta parmak uçlarımla gizli gizli okşadığım.
Sabahları ilk kalktığın vakit o dağınık hallerini gözümün önüne getirmeye çalıştığım saçlarına.
Gözlerine bir isim taktım.
Bazen bakmaktan korktuğum, çoğu zaman da içten içe ‘’bakma, bakma! Gene rezil duruma düşeceksin yoksa’’ diyerek kendime sitem etmeme rağmen gözlerimi alamadığım.
Bugüne kadar neler gördüklerini ve daha neler göreceklerini merak ettiğim gözlerine.
Ayna karşısında elbiselerini denediğini, fütursuzca ayaklarına çoraplarını geçirdiğini ve en güzel kokuları bileğine, boynuna sıktığını görebilir gibiyim.
İnsanlar ayrıntılarında saklıdır sevdiğim.

Bir tiyatro oyuncusu düşün şimdi zihninden.
Sahnede gerçek benliğinden ve bütün sorunlarından kopmuş bir şekilde sanatını icra ederken.
Ardından oyunun bittiğini ve oyuncunun bütün alkışları müthiş bir mütevazılık ile kabul edip de izleyenlerini selamladığı anı da kestirebiliyor musun?
O oyuncu perde kapandıktan sonra cebindeki son parasının telaşına hatta hüznüne ve istemeyerek de olsa gerçek benliğine geri döner ya, işte ben o oyuncunun kulisindeki her bir tarafı ampullerle çevrili olan ayna karşısındaki makyajını temizlerken hissettiklerine önem veririm.
Biraz önce çılgın âşık Romeo olan o adam makyajını temizledikten sonra memleketinin sanata olan kayıtsızlığından ötürü gene çulsuz bir insan haline dönüşse de tiyatroya olan tutkusundan ve ona karşı duyduğu o yoğun sevgisinden ötürü beş parasız yaşamaya bile razı olur ya işte ben de seni böyle bir tutkuyla seviyorum.
Ama dikkat et sana ‘’sevgilim’’ değil, sadece ‘’sevdiğim’’ diyebiliyorum.
Ve biliyorum bir gün senin de tiyatron bitince, rollerini başka yapmacık insanlara devredince ve o vazgeçemediğin kalabalıktan kopunca bana varacaksın.

Açtım ellerimi gene dua ettim bu gece, kelimelerin arasına da seni ve adını sıkıştırdım, tanrım diye başladım, sen diye bitirdim. Bir gün benim ol diye.
Bütün bunlar belki de birçok aşığın sevdiklerine söylemek istedikleri şeylerdir ama ben kendimi biliyorum bütün bu yazdıklarım sana hiçbir zaman bahsetmeyeceğim şeyler üzerine.

Her şey sensin!

05 Temmuz 2009

SEN...

Temmuz 05, 2009 0
SEN...
Gözlerimi kapatıyorum SEN...
Gözlerimi açıyorum SEN...
Günün yirmi dört saati...
Aklımda SEN..


Mehpare ÖĞÜT

SANA DAİR…

Temmuz 05, 2009 0
SANA DAİR…


Sana ne kadar çok şey var söylemek istediğim, yüreğimde biriktirdiğim…
Özlemlerim var şöyle başımı omzuna dayayıp anlatmak istediğim..
Seni düşlerimde gördüğümü de bilmiyorsun zaten..
Habersizsin sana karşı hislerimden,
Gönlümde filizlenmeye başlayan sevgiden de,
Ve ben her günü sensiz bir gün ilan ederek yaşıyorum sessizce…

Oysa mutluluk yolunda birlikte yürümek tek isteğim.
Seninle el ele kol kola gidebilmek dünyanın en ücra köşelerine.
Sabahları birlikte uyanıp günaydın diyebilmek birbirimize.
Günü birlikte geçirebilmek evimizde…

Bazen karışsa da göz yaşlarımız,
Acılarla daha bir büyümek ama birlikte.
Ekmeği çaya katıp yemek seninle.
Seninle bir ömür boyu yaşamak göğüs germek hayatın yüküne…

Şimdi sen ve ben aynı şehirde ayrı yerlerde uyanıyoruz sabahlara.
Görmüyorum seni ama biliyorum işte ordasın.
Elimi uzatsam geleceksin belki de ,
Ve kim bilir bir daha hiç ayrılmamak üzere…


MEHPARE ÖĞÜT
2009

ASKA SABAH SERENADI

Temmuz 05, 2009 0
ASKA SABAH SERENADI
Seni, yatagında yakalamalıyım bir sabah erkenden
Yüzün saçlarınla saklı olmalı
Duymazsan adımlarımın sesini
Nefesim uyandırsın seni
Ya da
Omuzbasına indirdigim bir öpücükle uyandıgında
Usulca açtıgın gözlerin sasırmalı gözlerimde
Ve o kısık
Özlem kokan sesinle
Hos geldin demelisin
Ellerin bes kez uzansın boynumu avuçlamaya
Her defasında, beklemek yılgınlıgıyla
Küskün çekilsin geriye
Dudakların da, gelen her güzel sözcügü tutsak etsin isterse
Yeter ki bak gözlerime
Bak günes gibi
Bakarsan sana denizimden kucaklayıp getirdigim mavilerden veririm
Bakarsan avuçlarında yıldız kusu olur, yanıbasında sevinçli insanlar
Sonra martı gülüsleri
Bir de her sabah yeniden yaratılan
Bir yasamın penceresi
Ardından haydi derim, ürkekligine aldırmadan
Haydi gidelim seninle düslerime
Bos bir film seridinden düseriz, belki
Bir tek ikimizin bildigi baharına
Sen, nazlı bir bebeksin ya
Alıp kucagıma anadenize götürürdüm avutmak için
Ama tam mavilerden geçerken
Yani denizden yani gökyüzünden gözlerinden yani
Yeniden yaratırken yasamı iste
Sakın susma, ansızın gülümse olur mu?
Alnından bulutlar kalkıp gitsin böylece
Seni, yatagında yakalamalıyım bir sabah erkenden
Yüzün saçlarınla saklı olmalı.
Sen açık unutmussun da kapını
Duymamıssın gelisimi
Girip, saçlarında saklı yüzünü bin kez daha çizmeliyim beynime
Alnıma koymalıyım kirpiklerinin öldüren yanını
Ama sen uyandıgında herseyden habersiz
Dudaklarında bir bahar bulmalısın, kulaklarında martı sesleri
Ve avuçlarında,
Yeniden yaratılmıs bir yasamın penceresini

Zübeyir KINDIRA