Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

13 Kasım 2010

ESKİSİ GİBİ YENİDEN…

Kasım 13, 2010 0
ESKİSİ GİBİ YENİDEN…


Öyle bir vuruyordu ki gecenin soğuğu yüzüme.
En çok da üşüyen kalbime.
Gözüm koltukta duran örtüye ilişti
Alıp üstüme örttüm ama nafile,
Kalbim üşümeye devam etti.
Sonra yaşanmışlıklarım geldi aklıma
Maziye takılı kaldım bir anda..
Ve sen geri döndün bana
Yıllar öncesinden sanki hiç gitmemişçesine,
Sevdim dediğin günlerden koşarak hem de.
Kalbim ısınmaya başlamıştı
Örtüyü attım üzerimden,
Sen sarılınca bir sıcaklık bastı
Mutluluktan ağlamaya başladım yeniden…
Sen unutmadım diyordun
Bense hep sevdim
O zaman niye ayrılmıştık biz
Sebebi yoktu, bahanesi çoktu
Boşa geçmiş yıllar kalmıştı aramızda
Sessizleştik birden
Yaşlarımız karıştı birbirine
Ellerimiz kenetlendi
Ne sen cevap verebildin ne de ben
Asılı kaldı aramızda bu soru böylece
Belki de anlamı kalmamıştı cevabın
Sen ve ben , ben ve sen
Eskisi gibi yeniden….


Mehpare ÖĞÜT
2010


12 Kasım 2010

GÖNLÜM

Kasım 12, 2010 0
GÖNLÜM


Kalemimin ucunda nicedir bekleyen kelimeler ve
ardından yetişecek cümlelerim var benimde.
Ne zamandır hasret kaldığım unutmaya yüz tutmuş hayallerim,
Sevgiye dair, sevgiliye ait sözlerim,
Ve ne zaman geçmeye kalksam sevginin yolundan
Ve zikretsem adını;
Bıçak gibi kesen cümleler karşılıyor kapıda…

Ne zamandır suskunum; oysa sessiz çığlıklar var yüreğimde.
Ve kim bilir ne zamandır konuşmadık seninle,
Düşmediğim kadar aciz ve aciz olacak kadar sevmiştim bir kere,
Zamana yenik düşürdüğüm sevdam da olmuştu geçmişte.
Şimdi otur ve dinle;
Anlatacaklarım var sana,
Ve ne zamandır söylemek isteyip de söyleyemediklerim.
Sus ve dinle,
Şimdi konuşma sırası bende…

Sen gelir gibi yapıp da,
Perdenin ardında yüzünü saklayan küçük bir çocuk gibi,
Bazen ağlayıp bazen de gülen yüzünle,
Çıkıyorsun karşıma ve
Ben ne zaman elimi uzatsam sana,
Sen uzatır gibi yapıp da ben tutmaya kalktığımda,
Kandırıyorsun eskisi gibi..
Ve takıp tüm hayallerimi peşin sıra,
Yine yalnızlığımla koyuyorsun beni baş başa…

Sen aşk, gelir gibi yapıp da kaybolma ortalıklardan
Sen mutluluk, yoluma engeller koyma bir daha..
Ve sen hayat, bir kez daha ağlatma beni gidenlerin arkasından…
Ve sen kalbim,,,
Seveceksen eğer seni seveni sev,
Korkma yarınlardan,
Korkma aşka bulaşmaktan
Hak edeni sev, hak etmeyeni gönder.
Yaşam sadece anlık değildir unutma
Yaşam sevmesini bilene gül bahçesinde ömür tüketmek gibi,
Yaşam sevmesini bilen yüreklerde açan nadide bir çiçek gibi,
Ve yaşam aşk, mutluluk olduktan sonra yaşamaya değerdir unutma…
Şimdi git ve seni seven yüreğe karşılığını ver..
Göreceksin ki gönlünde baharlar yeniden açacak
Göreceksin ki güneş bir kez daha doğacak
Ve göreceksin bu sefer aşk kapında soluksuz olacak…


MEHPARE ÖĞÜT
2010


....

Kasım 12, 2010 0
....

SENİ SEVDİM

Kasım 12, 2010 0
SENİ SEVDİM

Seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim
"Uyandım bir sabah" gibi değil, öyle değil
Nasıl yürür özsu dal uçlarına
Ve günışığı sislerden düşsel ovalara

Susuzdu, suya değdi dudaklarım seni sevdim
Mevsim kirazlardan eriklerden geçti yaza döndü
Yitik ceren arayı arayı anasını buldu
Adın ölmezlendi bir ağız da benden geçerek
Soludum, üfledim,yaprak pırpırlandı Ağustos dindi
Seni sevdim, sevgilerim senden geçerek bütünlendi

Seni sevdim, küçük yuvarlak adamlar
Ve onların yoğun boyunlu kadınları
Düz gitmeden önce ülkeyi bir baştan bir başa
Yalana yaslanmış bir çeşit erk kurulmadan önce
Köprüler ve yollar tahviller senetler hükmünde
Dışa açılmadan önce içe açılmadan önce kapanmadan önce
Nehirlerimiz ve dağlarımız ve başka başka nelerimiz
Senet senet satılmadan önce
Şirketler vakıflar ocaklar kutsal kılınıp
Tanrı parsellenip kapatılmadan önce
Seni sevdim. Artık tek mümkünüm sensin


Gülten AKIN





ANDRE BRETON 'DAN AFORİZMALAR

Kasım 12, 2010 0
ANDRE BRETON 'DAN AFORİZMALAR


* Düşüncede saplantı, ayrıntının ortaya çıkmasını sağlayan bir ayrıştırıcıdır. Kimyadaki ayrıştırıcılardan tek farkı ise, ayrıntıya yapışık olarak yaşamasıdır. Oysa bir kadına saplanmak, ‘saplantının’ kendisini görmezden gelme çabası içinde istemeden uygarlaşmaktır. Saplantı, bu açıdan bakıldığında, düşünsel bir cesarettir. Hastalıklı bir kadın, nasıl bir türlü sevdiği erkeği bırakamıyorsa, saplantılı düşünce de olguların temelindeki ayrıntı noktayı öyle kavrayıp, ona sıkı sıkıya bağlı kalarak sıradışı sonuçlar üretir. Saplantı ve önyargı, birbirlerini tamamlayan ve haz prensibi doğrusunca yaşayan iki düşünme tekniğidir.

* Eskiden büyük sözler edebilmek için çok kitap okumak gerekiyordu şimdi ise çok aşık olmak. Bu aşk, ne kadar gerçekleştirememişse kendini, büyük sözler de o derece inandırıcı olacaktır. Görünümler dünyasının görüntüler dünyasına olan üstünlüğüne benzer biçimde, inandırıcı olmak da inanca karşı yadsınmaz bir üstünlük taşır.

* Pierre Reverdy imgenin katıksız zihnin yaratımı olduğunu söylüyor. Bugün bunun tersini yaşıyoruz. Zihnin imgeler tarafından yaratıldığı bu dönemde yabancılaşmanın yerine ancak parçalanmadan söz edebiliriz. Her parça, anın zihnini taşıyor. İmgelem, sürekli doğurarak kendini kaybettiren bir yoğunluk olarak var. Artık şiiri yazan şair değil, şairi yazan şiirin ta kendisi.

* Yitirilmiş olanla yok edilmiş olan arasında derin bir uçurum vardır. Birincisi uygarlığın nedenidir, ikincisi nedensizliğin nedeni.



ANDRE BRETON (SÜRREALİSMUS)


KARANLIĞA İNAT TAZE BİR GÜN GİBİ

Kasım 12, 2010 0
KARANLIĞA İNAT TAZE BİR GÜN GİBİ


Seninle dolu rüyanın en güzel yerinde, tam ortasındanbölünüp erken uyandığım bir gece yarısı, karanlığa inat tazebir gün gibi ışıklar içinde, rengarenk çiçek yağmurlarıyla geldiğindeÖpeceğim yanağından

Ayışığı inmişken denize ve şavkı vururken duvarlaraHiç olmadığım kadar sevdalı, hiç olmadığım kadar şair ve özlem yüklüGözlerine bakar gibi, uzak gemilerin solgun ışıklarını seyrediyorum


Gözlerin var senin çağla yeşiliGözlerin var senin çimen yeşili, yosun yeşiliGözlerin var iki iri üzüm tanesi ve gözlerin dünyaya açılan iki minik pencere

Ayışığı inmişken denize ve şavkı vururken duvarlarayıldızları topluyorum avuçlarımdaYıldızlar ki hiçbiri benzemez diğerineYıldızlar ki parlak ve sıcak, onca yıldız içinde biri var ki ışıklar içinde tıpkı senBöyle kıpırtısızken deniz; içimde volkanlar, içimde yangınlarVe özlemin, ve sevdandır tepeden tırnağa kuşandığım

Unutulmaz bir aşk şarkısının nakaratı gibi keder ve umutsuzluktan uzaksevda üzerine ve seni yazarken kalemimYüreğimde yeniden ekilen sevda çiçekleri tomurcuğa duruyorVe sen karanlığa inat taze bir gün gibi ışıklar içinde giderkenÖpmelisin yanağımdan



Atila IŞIK
animasyon ferd

AŞK'LA DÜŞÜNMEK...

Kasım 12, 2010 0
AŞK'LA DÜŞÜNMEK...


 
Sizi bir düşünceye aşkla bağlayabilecek gerçeklerin neler olabileceğini hiç düşündünüz mü?

Aşk'tan bahsettiğimizde hep iki kişinin birlikte olması gerçeğini algılarız. Birbirleriyle aynı tutkuları paylaşan ve ahenk içerisinde hareket eden iki kişi. Aynı iki farklı sesin bir orkestra içerisinde birbirine karışması ve güzelleşmesi gibi.

İşte bir düşünceyi aşkla istemek de buna benzer. Artık tüm duygularınız bir başkasına aşık olduğunuz anlardaki frekansı yakalamış demektir. Aşık olduğunuzda hisleriniz vücudunuza ve hareketlerinize hakim olmaya başlar. Artık davranışlarınızı kontrol eden aşkın o muhteşem tutkusudur. Bir düşünceyi aşkın doğallığındaki gibi harekete geçirebilmeniz içinde öncelikle kendinize izin vermeniz gerekir. Sonra içinizdeki o tutku sizi hedefinize doğru hızla çekecektir.

Psikolok Alfred Adler; "Bir fikrin beni kullanmasına minnettarım demişti". Evet bir fikre aşkla bağlandığınızda o size yolunuzu gösterecektir. Artık bu noktadan sonra ne o düşünceye yön vermeye ihtiyacınız kalmıştır, ne de başarmak için hırsla mücadele etmeye. Çünkü artık siz her sabah aynı saate kurduğunuz alarmınız çalmadan önce uyanmış olacaksınız.

Hedefinizin peşinde aşkla hareket etmeye başladığınızda, kendinizi aynı oniki yaşındayken yaz tatiline çıktığınız ilk anlardaki kadar mutlu hissedeceksin. Buna siz bile şaşırabilirsin. Neler oldu size böyle. Daha bir gün önce herşey ağır ve çekilmezken, şimdi sizi çocuksu bir tutkuyla harekete geçiren gerçek nedir? Nasıl böylesine bir tutkuyla doldunuz? Dışarıda hava mı değişti? Yoksa güneş bir kaç saat önce mi doğdu? Elbette hayır. Değişen sadece okulun son günündeki o sabırsızca bekleyişden biraz sonra kurtulup ; beklediğiniz o güzel yaz tatiline çıkacak olmanızdır.


Oysaki ikisi arasındaki fark sadece dakikalardır.



Yazan: Bob Prodector
Derleme/Çeviri: Cüneyt Yiğitsoy


11 Kasım 2010

BELKİLERLE, KEŞKELERLE...

Kasım 11, 2010 0
BELKİLERLE, KEŞKELERLE...

Hayatımıza girenler çıkanlar,
Limanda bekleyen yolcular,
Tren garı, otobüs terminali
Hep veda etmeler, kendine iyi bak demeler
Birkaç damla gözyaşı, son bakışmalar, son öpüşler…

Giden gider ardından sadece bakılır..
Kim bilirlerle, keşkelerle,
Belki bir gün döner umuduyla yaşanır...

Gelmeyecek birini beklersin hep,
Gözün yollardadır...
Hiç aklına gelmez bile,
Çıkıp giderken söyledikleri..
Günler günleri, yıllar yılları kovalarken,
Sen hala aynı yerdesindir.
Bir bakmışsın ömür geçmiş,
Bir bakmışsın hayat bitmiş..

Giden gider ardından sadece bakılır..
Kim bilirlerle, keşkelerle,
Belki bir gün döner umuduyla yaşanır...

Öyle bir geçer ki zaman,
Saçında aklar, gözünde yaşlar,
Yanarsın, yanarken anlarsın.
Boşuna geçirdiğin yıllara ağlarsın..
Belkilerle, keşkelerle geçirdiğin
Boşa giden ömrüne yanarsın…


Mehpare ÖĞÜT
2010


10 Kasım 2010

NE BEN ZÜLEYHA, NE DE SEN YUSUF’SUN…

Kasım 10, 2010 0
NE BEN ZÜLEYHA, NE DE SEN YUSUF’SUN…

Züleyha değilim !.
Ne onun kadar zengin ne de onun kadar güçlü..
Ama en az Züleyha kadar sevebilirim.
Sen de bir Yusuf değilsin neticede,
Ama Yusuf kadar güzelsin gözümde…
Yusuf’un elleri diyordu Züleyha
Bense gözlerin..
Gözlerine baktıkça senin esirin…
Züleyha’nın gülümsemesi vardı
Benim ise sana yazılmış sözlerim,
Sana baktıkça eriyen yüreğim.
Ve sen ki aldın aklımı başımdan
Yedi cihan devirdim sanki ardından,
Öyle ki çöllere düşseydim yalın ayak,
İnan yakmazdı sıcaklık,
Yüreğimi yaktığı kadar…

Ve Züleyha kalbine baktığında [1]
Yusuf’u nasıl ve neden sevdiğini merak etti.
Perdeler kalktı kalbinin üstünden. Işık.

Ve ben seni sordum neden ve nasıl sevdiğimi kendime.
Cevabı basitti aslında.
Gönül seni seçmişti bir kere,
Hacet yoktu başka söze…

Züleyha’yı kıskanmış mıydım bilmiyorum,
Ama O kavuşmuştu sonunda Yusuf’una
Ve haklı olarak seviyordu ya
Ben de haklıydım aslında,
Ama ben kavuşur muydum bilmiyorum sana…

Ne ben Züleyha idim ne de sen Yusuf,
Olabilir miydik bilmiyorum,
İsterdim ki en az onlar kadar sevebilen
Ve onlar kadar yürekli,
Bu sevda yazılsaydı bir gün
İkimizin üstüne,
Birbirlerini çok sevdiler diye
Dilden dile dolaşıp da,
Tarih olsaydık seninle…



Mehpare ÖĞÜT
 2010




[1] Anlatım, Nazan BEKİROĞLU'nun kitabından alıntıdır...

....

Kasım 10, 2010 0
....

Elmacık kemiklerinde gezinirken bir dağ lalesi,
incecik bıyıklarının
üzerinden geçerken bir demet kiraz çiçeği,
gül yağıyla ovalarken
sakalını bir sümbül çelengi.
siyah,simsiyah saçlarının gecesine düşerken
Yusuf'un elleri, bir nar çiçeği
Bir nar çiçeğini ezebilir mi benim Yusuf'um
Yusuf'un elleri yoksa ben de yokum


(NAZAN BEKİROĞLU'NUN ANLATIMIYLA)

08 Kasım 2010

YAŞAMAK

Kasım 08, 2010 0
YAŞAMAK


Yaşamak hayatı yarın ölecekmiş gibi
Paylaşmak bir lokma ekmeği,
Vermek hak edene yüreğindeki sevgiyi,
Sevebilmek sevilmesen bile
Hoş görmek karşındakini…

Yaşamak her şeye rağmen,
Ayakta kalabilmek, direnmek.
Kafa tutup dünyanın gidişine
Ben buradayım diyebilmek.

Korkmamak cesur olabilmek kararlarında
Adım atarken sağlam basmak yürüdüğün yollara
Düşünmek gülerken ve ağlamak severken
Varsın canın sağ olsun diyebilmek giden birine…

Durup düşünmek başına gelenlere,
Vardır bunda da bir hikmet diyebilmek kaderine
Ki yalnız değilsindir çoktur senin gibi,
Önemli olan inanmaktır hayata, teferruattır gerisi…

Bazen de sabretmektir sevgi,
Seni hak edeni bulmaktır yürüdüğün yolda.
Belki bir tesadüf anında ya da kısmetinde varsa,
Aşık olmaktır karşına çıkana…

Zaman öğretir insan olana her şeyi
Bazen acı bazen tatlı da olsa..
Ders almak gerekir çoğu zaman da
Pişmanlıklar yaşamamak adına…

Velhasıl yaşamak güzel şeydir
Yaşamayı bilene.
Yaşamak bir ağaç gibi hür ve asilce
Yaşamak yarın ölecekmiş gibi,
Bugünden alarak nasibini,
Hoş geldin demektir her yeni güne….


Mehpare ÖĞÜT
2010


07 Kasım 2010

....

Kasım 07, 2010 0
....

Aşk bir bakışla başlar bir sözle biter, sevmek mi?...

Her zaman yürek ister..!!

LAL OLDUN

Kasım 07, 2010 0
LAL OLDUN

Lal oldun yüreğimde,
Kelimeler kifayetsiz şimdilerde…
Hüzün kol geziyor,
Dört nala koşarak bu şehirde…
Ve bilsen ki nasıl dayanıyor bu yürek
Nasıl da ağlıyor içten içe
Veremezsin inan hesabını
Bir ah bile edemem severken böyle..

Yar oldun dilime düştün,
Dilimden gönlüme;
Söz oldun şiire dönüştün,
Şiir oldun yalana düştüm…

Şimdi sukut et kalbim
Boyun eğ razı gel kaderine.
Yanmaksa senin günahın
Yan yanabildiğince…

Lal oldun yüreğimde,
Sessizliğe düştüm
Hükmü olmayan bir aşkın elinde
Oyuncağa dönüştüm.
Ve alınyazım diyerek
Hüküm sürüyorum sensizlikte;
Kaderime razı gelerek,
Gidiyorum yüreğinden sessizce…

Yar oldun dilime düştün,
Dilimden gönlüme;
Söz oldun şiire dönüştün,
Şiir oldun yalana düştüm…


Mehpare ÖĞÜT
2010

SESSİZCE...

Kasım 07, 2010 0
SESSİZCE...


Ben sadece seven yüreklere açarım kendimi,
Sevmeyi bilmeyene fuzulidir sözüm..
Görmeyi bilen gözler için ağlarım,
Görmedikten sonra neylesin gözüm…
Yalanlara kanmam kananlarla kalmam
Dünü unutmuş gibi davranamam.
Unuttum sanırlar ama aldanırlar,
Ne unuturum ne de kanarım,
Bir gün onlara da hatırlatırım…
Ben ağlıyorsam elbet gün gelir
Sözüm ateş olur düşer yüreklere,
Kaçmaksa nafile,
Öyle bir an gelir ki,
Ağlatırım ağlatanları,
Öyle bir an gelir ki,
Yakarım yakanları….
Sessizsem ve etmiyorsam tek kelam
Bilmediğimden değildir hiçbir şeyi
Çirkefleşmek düşmez kalbime,
Kötü söz yakışmaz dilime,
Sahibimdir elime dilime,
Vakti geldiğinde çeker giderim sessizce….





Mehpare ÖĞÜT
2010


06 Kasım 2010

SUSARAK SEVİYORUM SENİ

Kasım 06, 2010 0
SUSARAK SEVİYORUM SENİ

Bir sevda büyüyor içimde,
Gitgide her gün daha fazla yakarak,
Korkuyorum, korkum sevmekten değil elbette,
Korkum, bu sevda çok görülecek diye kalbime…

Ben susarak seviyorum seni,
Susmalarım ne kadar ağır gelse de yüreğime,
Seni düşünmeyi seviyorum, seni özlemeyi,
Yanında olamadığım her dakikanın hesabını veriyorum kendime
Ve bir an olsun gitmediğin hayallerimde yaşatıyorum seni,
Sen bilmesen bile…

Kimi zaman ağlamak geçiyor içimden,
Hıçkıra hıçkıra sana doğru;
Herkes çekilip de köşesine bir başıma kaldığımda,
Daha da çok düşüyorsun aklıma..
Kalbime ise hiç sorma,
O zaten çoktan bir yetim gibi;
Bir garip son zamanlarda…

Sana doğru koşmak geliyor bazen,
Her şeyi herkesi bırakıp geride,
Bir daha dönüp bakmadan arkama,
Kapıyı vurup çıkasım geliyor,
Bir an olsun pişmanlık duymadan;
Her şeyi ve herkesi yıkasım geliyor,
Hesap soranlara inatla…
Gitmek geliyor sana doğru,
Ve bir daha dönmemek üzere geri…


Mehpare ÖĞÜT
2010



04 Kasım 2010

ÇEKİP GİTMELİ …

Kasım 04, 2010 0
ÇEKİP GİTMELİ …



Çekip gitmeli diyorum bazen,
Nereye gidebilirsin diyor içimden bir ses,
Nereye !...
Düşünüyorum,
Her yer sen, her yer de sen varken..
Kalbimi söküp de gidemem ki;
Kalbim sendeyken…


Çekip gitmeli diyorum bazen,
Yalnızlığımı da alıp bir başıma,
Kimsenin bulamayacağı bir yere,
Ne adım kalmalı geride,
Ne de bir hatırlayan olmalı,
Nereye diye soruyorum;
Sessiz kalıyorum…
Kalbim acıyor,
Canım yanıyor,
Gülüyorum,
Yanarken böyle
“Hadi git” diyorum istediğin yere…


Çekip gitmeli diyorum bazen,
Sıyrılıp tüm yalanlardan dolanlardan,
Çekip gitmeli sonsuza değin bu dünyadan,
Üzse de seni ayrılıklar,
Nasıl olsa unutulur diyorum,
Unutulurum diyorum
Avunuyorum,
Sonra sen geliyorsun aklıma,
Gitmekten vazgeçiyorum…

Mehpare ÖĞÜT
2010

03 Kasım 2010

BİR SEN GEÇİYOR İÇİMDEN...

Kasım 03, 2010 0
BİR SEN GEÇİYOR İÇİMDEN...

İnanmak geçiyor içimden gözlerine baktığımda
Yanmak geçiyor içimden ateşler de kalıp da
Sevmek geçiyor içimden taparcasına..
Ağlamak geçiyor içimden haykırırcasına…
Özlemek geçiyor içimden tüm kavuşmalara inat
Ve bir sen geçiyorsun içimden çağlarcasına…



Mehpare ÖĞÜT


30 Ekim 2010

SANA KALBİMİ ADIYORUM... YA SEN SEVGİLİ !!!

Ekim 30, 2010 0
SANA KALBİMİ ADIYORUM... YA SEN SEVGİLİ !!!

İçmeden sarhoş olur mu hiç insan ! Oluyormuş işte… Sayende her gece gitmediğim meyhanelerin kurulmayan masalarında, seni içe içe sarhoş olmuşum da haberim yokmuş yeni vardım farkına. Güzel şeymiş ama böylesine sarhoş olmak / olabilmek.. Hiç olmazsa zararı sadece kendime. Hem biliyor musun artık dinlediğim her şarkıda sen varsın tıpkı ettiğim tüm dualarda olduğun gibi. Artık yalnızlık da koymuyor bana eskisi gibi, çünkü sol yanımı seninle doldurdum alamaz senden başka biri.. Seni düşünerek uyuduğum için gecelerden de korkmuyorum. Varsın odam karanlık olsun ne çıkar, varsın dışarıda koca ayaz olsun kime ne. Yüreğimi ısıtmışken seninle, varsın güneş doğmasın bana ne !.

Ben seninle geçirdiğim tüm sensiz zamanlarda kanatlanmış bir kelebek misali uçarak gelmek istiyorum yanına. Konup omuzlarına seni sevdiğimi fısıldamayı. Dudaklarına konarak tüm zamanımı orada geçirmeyi. Ama diyeceksin kelebeklerin ömrü kısa olur diye; o zaman sana diyeceğim ki sevgili, beni yaşatacak olan sensin. Ömrüm senin ellerinde. Ya sen yaşatacaksın ya da ben razı gelip kaderime bitireceğim ömrümü senin ellerinde.

Kimi zaman içimi bir korku da kaplasa sensizliğe dair umutluyum yine de.. Umudum beni hiç bırakmıyor, izin vermiyor sensizliğe. Bu yüzden umudum olmanı istiyorum, senden seni istiyorum, beni sana veriyorum. Saatlerce konuşmadan bakmak yüzüne ve imkansız olan her şeyi yaşamak istiyorum seninle…

Sana kalbimi adıyorum sevgili !
Ne gündüz ne gece günün yirmi dört saati seni düşünen, senin için atan kalbimi. Tüm sıcaklığı ile bekliyorum araladığım kapıdan içeri girmeni. Başköşeye kurulup burası benim demeni. Senden benim olmanı diliyorum ve tüm yorgunluklarını ben de atıp, “huzuru sende buldum” demeni. Eğer ki sen de ben gibiysen sevgili, verir misin kalbini !!!.

Şimdi uzağımdasın ama bir nefes kadar da yakınımda. Aradaki mesafeler korkutmasın gözünü. Sevene uzaklar yakın, kavuşmalar tez olur. Haydi düşünme bu kadar, çabuk tut elini, bak zaman nasıl da geçiyor düşünmeden bizleri…Hayat kısa unutma ve bir şeyi daha unutma sevgili. Sen yürürsen ben koşarım. Sen susarsan ben konuşurum. Sen ağlarsan gözyaşın olurum. Ama seviyorum dersen sevgilim, inan ki kölen olurum…

Herkesi sevebilirsin, herkesle aşk yaşayabilirsin ama bil ki benim kadar seveni asla bulamayabilirsin. Eğer elinin tersi ile itersen sevgimi, ben de çekilip giderim sende bırakarak kalbimi. Bir daha rahatsız bile etmem seni. Ve eğer bil ki bunları söylüyorsam herkese söylediğimden değil sadece seni sevdiğim içindir. Sende bulduğum sevgiyi seninle yaşamak istediğimdendir. Şimdi gidiyorum ama buralardayım ben yine. Bir nefes kadar yakınında, bir ses ettiğinde koşup gelecek kadarlık mesafede. Haydi şimdi düşün biraz, düşün ama çok da bekletme.

Sana kalbimi adıyorum…
Ömrümü veriyorum…

Ya Sen Sevgili…



Mehpare ÖĞÜT
30 EKİM 2010


♥ SANA BİR HAYAT TEKLİF EDİYORUM ♥

Ekim 30, 2010 0
♥  SANA BİR HAYAT TEKLİF EDİYORUM  ♥




Şimdi yanımda değilsin. Bir yalnızlık var gözlerimden akan her damlada. Bir sen yoksun gözlerimin içinde. Bir sonbaharı yaşıyor kalbim yaza inadına. Bir de seni taşıyor en ücra köşesinde. Kimse görmesin istiyor seni, kimse sevmesin. Evet yorgunum; ama umutluyum. Umudumu asla kaybetmeyeceğim bebeğim. Seni bir gün göreceğimi biliyorum. Sana sihirli kelimeleri söylediğimde, kalbinin anahtarını bana vereceğini biliyorum. Sana “imkansız sevgi” diye bir şey olmadığını göstereceğimi biliyorum. Sen; en çok özlediğim. Nasıl girdin hayatıma? Nasıl kalbimin prensi oldun? Kendini nasıl tanıttın ki artık vazgeçemiyorum ve sana her geçen gün daha çok bağlanıyorum? Belki bilmiyorsun ama benim tek derdim özlem. Ey hayatgülüm; söyle bana, kavuşur mu böyle seven? Senli saatleri durdurmaya yetmiyor nefesim. Tek tesellim bir gün hayatımı senin yollarına sereceğim. Sana en imkansız aşkı yaşatacağım. Bazı günler sarılıp sıkıca boynuna mutluluğumuza ağlayacağım. Eğer bu aşk seni korkutursa ve eğer yolun sonu uçurumsa…Sen çekil bebeğim. Karanlığa ilk adımı ben atacağım. Sana bir hayat teklif ediyorum. Bir hayatı iki ayrı bedende yaşamayı ve en güzel aşk şarkısını beraber söylemeyi teklif ediyorum. Geldim işte. En çıplak, en savunmasız, en günahsız, en çocuk halimle geldim. Başının belası olmaya geldim. Yaşamanın ne kadar güzel olduğunu sana göstermeye geldim. Kaderindeki kısmet olmaya geldim. Hayatın sadece gündüzlerden ibaret olmadığını; bazı gecelerin bir hayata bedel olduğunu göstermeye geldim. Sana geldim… Şimdi ben sana soruyorum ölümsüz sevdam; Var mısın bir bedende can olmaya? Var mısın ben olmaktan kurtulup biz olmaya? Var mısın iki kelimeyle yaşamın sırrına ulaşmaya? Var mısın derin bir nefes alıp sonra bağıra çağıra seni seviyorum diye haykırmaya? Ne olur sevdiğim, alınyazım, paylaşılmazım…Cevap ver bana; var mısın bu hayatı birlikte yaşamaya? Eğer hayır dersen gerçek olmayacak bu hikaye. Yaşanmayacak bu sevda ve ne sen, ne de ben göremeyeceğiz bu büyük aşkın sonunu. Eğer tüm yaşanmamışlıkları göze alabilirsen ve bu aşka nokta koyabilirsen bunu şimdi yap. Ben henüz yolun başındayım. Bu yaptıklarım daha başlangıç için bebeğim.

Yüreğine o zor soruyu sor.
Eğer cevabı evet olursa uzat ellerini ve doyasıya yaşamama izin ver seni…


Alıntıdır...
Ekim 30, 2010 0
KUMARDA KAYBEDEN AŞK'TA KAZANIRMIŞ" DERLER.
O ZAMAN BEN RAZIYIM TÜM OYUNLARI SENİN İÇİN KAYBETMEYE

(mehp@re)

....

Ekim 30, 2010 0
....

...
Bilerek mi yanına almadın giderken,
Başının yastıkta bıraktığı çukuru.
Güveniyordum oysa ben sevgimize,
Vapur iskelesi ya da tren istasyonundaki,
Saatin doğruluğu kadar.
Beni senin gibi bir de annem terketmişti.
Ki göbeğimde durur onun yokluğundan;
Bana kalan çukur...


CENGİZ HAN'A KARINCADAN AZİM VE MÜCADELE DERSİ...

Ekim 30, 2010 0
CENGİZ HAN'A KARINCADAN AZİM VE MÜCADELE DERSİ...


14. y.y. Moğol İmparatoru Cengiz Han’ın ordusu, bir savaş sonrası güçlü düşman ordusu tarafından dağıtıldı.düşman askerleri bölgeyi kolaçan ederken, imparator bir ahırda saklanıyordu.kendisini güçsüz ve çaresiz hissederken, bir karıncayı fark etti. Bu karınca kendinden büyük bir mısır tanesini duvarın diğer tarafına taşımaya çalışıyordu. Karınca mısır tanesini 69 kez mısır tanesini yukarıya taşımaya çalıştı ve mısır tanesi her seferinde aşağıya düşüyordu. Ancak 70. kez denediğinde mısır tanesini karşı tarafa geçirmeyi başardı.

Bunu gören imparator, bağırarak ayağa kalktı. Vazgeçmeyeceğine yemin etti.askerlerini toplayarak düşmanla tekrar savaştı. Savaşı kazandı.daha sonra dünyanın en büyük imparatorluklarından biri haline geldi.


HİÇBİR ZAMAN VAZGEÇMEYEN BİR İNSANI YENMEK ÇOK ZORDUR.


SENİ İSTİYORUM ..ŞİMDİ

Ekim 30, 2010 0
SENİ İSTİYORUM ..ŞİMDİ

Hiçbir duygumu ertelemedim ben. Yaşayacağım hiçbir şeyi sonraya bırakmadım. Sonra diye bir şeyin olmadığını biliyorum çünkü. Hep yarına dair hayaller kurmak, gelmesi mümkün olmayacak zamanları beklemek benim işim değil.

Aşk zamana meydan okur; ama, sen karşı koyamazsın ona. Orada durup öylece bekleyemezsin geleceği. Bir adım atmalısın, bir el uzatmalısın aşka doğru.

Aşkın anahtarı cesaret değil mi yar? Cesur olmak gerekmez mi bir sevdayı yaşamak, büyütmek için?

Kaç gece geçti hesaplasana…Kaç gece bir sonraki günü düşünerek geçti. Neler yapabilirdik, neler yaşayabilirdik düşünsene…

Her sabahı birlikte karşılamak vardı seninle. Sevişmekten yorgun düşmüş bedenini öpücüklerle yeni güne hazırlayabilirdim. Gözünü açar açmaz ilk gördüğün şey ben olurdum ve sen benim yüzümde mutluluğu görürdün.

Bu kentin sokaklarında el ele dolaşabilirdik. Girmediğimiz sokak kalmazdı. Bakışlara aldırmadan sokağın ortasında sarılıp öpebilirdim seni.

Bir şarkıyı sözlerini bilmesek bile bağıra çağıra söyleyebilirdik. Sonra bir filme gider, bir kitap okur, bir martının bir lokma simit kapabilmek için vapurların peşinden bıkmadan uçuşunu izleyebilirdik.

Paylaştığımız her anı, beynimize bir daha çıkmamak üzere kazınırdı. Özlerdik birbirimizi delicesine. Bir saati yalnız geçirsek, bir sonraki saati iki saatlik yaşardık, arayı kapayalım diye.

Peki biz ne yaptık? Aşkı bir bekleyişin sırtına yükleyip ona sadece uzaktan bakmakla yetindik. Her an aşkı yaşamak varken, her gün birbirimizi yeniden keşfetmek varken, bu yolda birer kâşif olmak varken sürgünleri yaşamaya mahkûm ettik birbirimizi.

Bu sürgünlüğe son vermenin zamanı geldi artık. Sana huzur vaat etmiyorum. Aşkta huzur arayan yanılır. Ben tutkunun, en koyu sevdanın sözcüsüyüm. Onlar adına konuşuyorum. Yarını olmayan zamanlarda erimek adına konuşuyorum.

Gözlerinin içine bakıp “Seni Seviyorum” demek istiyorum. Aşkın akışına kapılıp hiçbir kaygı duymadan gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum. Kokunu içime çekmek, teninin sıcaklığı ile irkilmek istiyorum. Yaşama senin adınla anlam katmak, mutluluğu bulmak ve bir daha kaybetmemek istiyorum.

Seni istiyorum ey yar, canıma bir can daha katmak için, daha mavi bir deniz, daha mavi bir gökyüzü, daha mavi bir sevda için.

Seni istiyorum, yarın, öbür gün, öbür hafta, öbür ay, öbür yıl değil….Şimdi!


 

Mehmet COŞKUNDENİZ.





29 Ekim 2010

GÜLE GÜLE GİT…

Ekim 29, 2010 0
GÜLE GÜLE GİT…

Gidiyordun içimden usul usul,
Kaçar gibi, sessizce bir hoşcakal bile demeden;
Yine yarım kalmıştı sevdam,
Başladığım yerdeydim işte,
Yine mağlup olmuştum aşk’a
Bu kadar severken…

Git sen de diğerleri gibi,
Topla valizini pılını pırtını ve düşünme beni de.
İstediğin buysa kapı açık ardına kadar,
Geldiğin gibi git şimdi, bırak beni yalnızlığımla.
Dönüp bakmayacağım ardından ve hatta ağlamayacağım bile,
Yalvarmak mı asla…
Ben daha düşmedim o kadar,
Ölürcesine sevsem bile ,
Yalvarmadım gidenin arkasından…
Gidiyorsa birileri gerçekten sevmemiştir;
Ve dönüyorsa birileri unutamamıştır beni…

Sen de çekil git şimdi,
Geldiğin gibi sessizce, usul usul
Rahatsız etme artık kalbimi.
Kapatıyorum sana araladığım tüm geçitleri.
Sen giderken esirgemiştin bir hoşcakal kelimesini
Ama ben söylüyorum işte sana
Güle güle git ve bir daha dönme geri….


Mehpare ÖĞÜT