10 Nisan 2011

BIRAKIN IŞIK PARLASIN…

Bir akşam üstü iki şeritli kasaba yolundan arabasıyla evine doğru gidiyordu Joe. İçinde bulunduğu taşra ortamında iş hayatı kendisinin artık ömrünü tüketmiş olan Pontiac arabası kadar yavaş ve durgundu, ama o iş aramaktan gene de vazgeçmemişti. Fabrika kapandığından beri işsizdi; ve öte yandan, iyice kendisini hissettirmeye başlayan kı...şla birlikte soğuklar da evlerini etkilemeye başlamıştı.

Kasaba yolu boş bir yol sayılırdı. Kasabadan ayrılanlar dışında, pek kullanan çıkmazdı. Joe'nun birçok arkadaşı çoktan terketmişti kasabayı. Ne de olsa, geçindirmeleri gereken aileleri ve gerçekleştirilecek hayalleri vardı. Joe ise gitmemişti. Herşeyden öte, annesini ve babasını buraya gömmüştü. Burada doğmuştu ve kasabayı iyi biliyordu. Burayı terketmeye yüreği razı olmuyordu.

Bu yolda gözü kapalı gidebilir ve yolun her iki tarafında neler olduğunu tek tek sayabilirdi; ki, arabasının doğru dürüst çalışmayan farları yüzünden, Joe'nun bu özelliği işe de yarıyordu. Hava kararmaya yüz tutmuştu ve etrafa kar taneleri serpiliyordu. Hava iyice kararmadan eve ulaşsa iyi olacaktı.

O telaş içinde, yol kenarında mahsur kalmış kadını tam seçemedi. Belli belirsiz bir siluet suretinde algıladı önce onu; sonra, arabasını gerisin geri sürdü ve yardıma ihtiyacı olduğu akşamın loş ışığında bile belli olan bir yaşlı kadın gördü. Arabasını kadının Mercedes'inin önüne çekti ve aşağı indi. Joe kadına yaklaşırken, Pontiac arabasından hâlâ gürültüler geliyordu.

Joe'nun yüzündeki gülümsemeye rağmen, kadın durumdan endişelenmişti. Yaklaşık bir saattir kimse yardım için durmamıştı. Acaba bu adam kendisine zarar mı verecekti? Adam pek tekin görünmüyordu, fakir ve aç bir görüntüsü vardı.

Adam soğukta duran yaşlı kadının korkmuş olduğunu görebiliyordu. Neler hissettiğini de... Kadının yüzündeki ürperti, ancak korkunun vereceği türden bir ürpertiydi. Rahatlatmak için:

"Size yardım etmek için durdum bayan. Araba sıcak; neden orada beklemiyorsunuz? Bu arada, benim ismim Joe" diye seslendi.

Kadının tüm sorunu patlak bir lastikti, ama yaşlı kadın için oldukça büyük bir sorundu bu. Joe ellerini avuşturdu önce, sonra krikoyu yerleştirecek bir yer bulmak için arabanın altına doğru eğildi. Onbeş-yirmi dakika içinde lastiği değiştirmeyi başardı. Ancak bu arada üstü başı kirlenmiş, elleri incinmişti. Joe bijonları sıkarken, yüzündeki ürperti epeyce azalmış olan yaşlı kadın camı açarak konuşmaya başladı. St. Louis'li olduğunu, bugün yolunun buradan geçtiğini, ve yaptığı yardıma karşılık kendisine yeterince teşekkür edemediğini söyedi Joe'ya.

Joe ise sadece gülümsedi ve bagajı kapadı. Yaşlı kadın "Borcum ne?" diye sordu. Eğer Joe durmamış olsa tekerleği patlak bir arabayla o gece orada başına ne tür felaketler gelebileceğini bir bir düşünmüş olduğundan, Joe'nun söyleyeceği her miktara razıydı.

Joe paragöz biri değildi. Para işlerinden pek anlamazdı da. Yardıma ihtiyacı olan biri vardı ve, Allah biliyor ya, kendisi birçok kez benzer bir durumda kaç insanın yardımını görmüştü. Bunları hatırladı Joe. Kadına, gerçekten kendisine birşeyler vermek istiyorsa yardıma muhtaç birini gördüğünde ona yardım etmesini tavsiye etti ve ekledi "Böyle bir durumla karşılaştığında, beni hatırla lütfen!"

Kadın arabasını çalıştırıp uzaklaşana kadar orada bekledi Joe. Soğuk bir gündü, iş bulamamış halde evine dönüyordu, üstelik üstü başı da kirlenmişti; ama yine de, evine doğru yol alırken kendini iyi hissediyordu Joe. Yaşlı kadın ise, yolun birkaç mil aşağısında bir kafe görmüş, birşeyler atıştırmak ve biraz ısınmak için orada durmuştu. Salaş görünüşlü bir restorandı burası. Dışarıda ıskartaya çıkmış iki eski benzin pompası vardı. Kasa, işsiz kalmış bir aktörün telefonu gibiydi; pek işlemiyordu.

Yanına gelen garson kız, ıslak saçlarını silmesi için temiz bir havlu uzattı yaşlı kadına. Yüzünde, bütün gün ayakta durmuş olmasının dahi silemediği tatlı bir gülümseme vardı. Yaşlı kadın, bu garson kızın neredeyse sekiz aylık hamile olduğunu farketti. Fakat genç kadın hamilelikle gelen ağrı ve sızıların yüzündeki ifadeyi değiştirmesine izin vermemişti. Yaşlı kadın bu kadar az şeyi olan birinin bir yabancıya nasıl bu kadar iyi davranabildiğini sordu kendi kendine. Derken aklına Joe geldi.

Yaşlı kadın yemeğini bitirdi ve garson kızın 100 dolar üstünü getirmek için kasaya gittiği sırada kapıdan dışarı fırladı. Garson kız geri geldiğinde kadın çoktan gitmişti. Kendisinden geriye, peçeteye yazılmış bir not kalmıştı yalnızca. Notu okuduğunda garson kızın gözleri doldu: "Bana hiçbirşey borçlu değilsin, ben de bu haldeydim. Şimdi benim sana yardım ettiğim gibi, bir saat önce birisi bana yardım etti. Eğer sen de bunun karşılığını ödemek istersen, işte yapacağın şey: Sevginin sende bitmesine izin verme."

Garson kız, o gece eve gidip yatağa yattığında yaşlı kadının bıraktığı parayı ve yazdığı notu düşünüyordu. Kocasının ve kendisinin bu paraya ne kadar da ihtiyaçları vardı. Bu para nasıl da yapışmıştı ellerine!

Yatağa uzanıp uyuyakalmış kocasının tam da bebek beklerken yaşadıkları maddî zorluklar yüzünden ne kadar üzüldüğünü biliyordu. Ama bu olay, onları gören, gözeten Birinin olduğunu farkettirmişti kendisine. Bu düşünceler içinde, kocasının yanağına küçük bir öpücük kondurup kulağına şöyle fısıldadı: "Herşey çok güzel olacak, seni seviyorum Joe."


Çeviri ve Uyarlama
Cemal Karabel








Hiç yorum yok: