Son zamanlarda durup kendimi, etrafımı, modern dünyanın bitmek bilmeyen o "daha fazlası" histerisini izliyorum. Herkes bir yerlere yetişme, bir şeyleri başarma ve en önemlisi "birileri olma" derdinde. Hepimizin içinde, adına kimi zaman hedef, kimi zaman ideal, çoğunlukla da kibarca "kişisel hırs" dediğimiz o canavar yatıyor.
Peki, bizi büyüttüğünü sandığımız bu hırs, aslında bizi yavaş yavaş tüketen bir virüsse?
Zirve Yanılsaması: Vardığın Yer Sadece Yeni Bir Başlangıç
Hırs, insana muazzam bir illüzyon sunar: “Şu eşiği de geç, o koltuğa da otur, şu kadar parayı da kazan, işte o zaman rahatlayacaksın.” Oysa bu, ufuk çizgisine doğru koşmaya benzer. Yaklaştığını sanırsın ama o hep aynı uzaklıktadır.
Bir dağı tırmanırken sadece zirveye odaklananlar, yol boyunca açan çiçekleri, yüzlerine vuran rüzgârı ve yanlarında yürüyen insanları asla fark edemezler. Zirveye ulaştıklarında ise onları bekleyen şey genellikle büyük bir zafer duygusu değil, "Eee, şimdi ne olacak?" boşluğudur.
Çünkü hırsın doğasında tatmin olmak yoktur. O, ulaştığı her başarıyı anında sıradanlaştırıp gözünü bir sonrakine diken, obur bir duygudur.
Hırs ve Azim Arasındaki İnce Çizgi
Burada kendimize şu dürüst soruyu sormamız gerekiyor: Ben azimli biri miyim, yoksa hırslı mı?
Bu iki kavram toplumda sıkça karıştırılsa da aralarında uçurumlar var.
*Azim; yaratıcıdır, sürece odaklanır, üretmekten keyif alır ve en önemlisi içinde sevgi barındırır. Düştüğünde ayağa kalkacak gücü kendinde bulmaktır.
*Hırs ise; yıkıcıdır, sadece sonuca odaklanır. İçinde sevgi değil, korku ve kıyas barındırır. Başkalarından daha iyi olma dürtüsüyle beslenir. Hırslı insan, kendi değerini sadece kazandığı zaferlerle ölçer.
Hırs, insanı kendi hayatının kölesi yapar. Sizi, "şimdi ve burada" olmanın huzurundan mahrum bırakıp, hiç gelmeyecek bir "gelecekteki mutluluk" vaadiyle uyutur.
Kendimize Dönme Vakti
Günün sonunda, hepimiz bu dünyaya bir kereliğine geliyoruz. Ve hiçbirimiz arkamızda bıraktığımız unvanları, banka hesaplarını veya kazandığımız hırslı savaşları öbür dünyaya götüremiyoruz. Hayat, sadece "başarı hikayelerinden" ibaret olmak için çok kısa ve çok kıymetli.
Sözün özü; hayatı ıskalamamak için hırslarımızın bizi yönetmesine izin vermeyi bırakmalıyız. Başarıyı bir amaç değil, sadece yürüdüğümüz yolun doğal bir getirisi olarak gördüğümüz gün, gerçekten özgürleşeceğiz.
Kendime ve bugünün dünyasında kaybolan herkese küçük bir hatırlatma: Bazen en büyük başarı, sadece sakin kalabilmek ve olduğun halinle yetinebilmektir.
Mehpare ÖĞÜT ŞENGÜL
Haziran 2026






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumunuz İçin Teşekkürler Ediyorum