19 Şubat 2012

KENDİNİ BEĞENMİŞLİK (NARSİSİZM)


Kendini beğenen kişi, her konuda en iyiyi, en güzeli ancak kendisinin tasarlayabileceğine inanır…Dev aynasına bakar sürekli…Beğenilmek, taktir edilmek onun en büyük gıdasıdır…Hep olumlu şeyler duymak ister…Dost eleştirileri bile rahatsız eder, onu…Pohpohlanmak, övgü dolu sözlerle tatmin olur …Bu sözlerin sürekli söylenmesi, onun en büyük arzusudur…. Harikasınız!..Siz bir tanesiniz!..Ne güzel düşündünüz!..gibi övgüler, şevk ve heyecan verir, ona…Aksi sözlere tahammül edemez…Yıkılır… Kendini beğenen insanlardaki büyüklük duygusu, bir tümör gibi onların vücutlarını sarar…Bu kişiler yeteneklerini abartırlar, kendilerini farklı ve özel bir kişi olarak algılarlar… Adeta aşıktırlar, kendilerine… Başarı ve güç elde etmek için önlenemez bir istek duyarlar…Bunun için de insanları kullanmaktan kaçınmazlar…Sonra da işleri bittiğinde kullandıklarını bir kenara atıverirler, hiç acımadan…Vefa duyguları yoktur çünkü….Her elde edilen başarı onların başarısıdır… Onlar olduğu için o başarı elde edilmiştir…Buna yürekten inanırlar…Çalıştıkları kurumda olmasalar kurumun batacağını bile düşünürler…

Psikolog Gülüm Bacanak; "Narsistlerin duygusal yaşamları sığdır, duygusal derinlikten yoksundurlar… Yani gerçekten, yürekten ve derinden sevemezler ya da üzüntü duyamazlar... Dışarıdan soğuk, mesafeli, kibirli, kendini beğenmiş ve çekici görünen narsist kişinin bu görüntüsünün altında, aslında incinmeye karşı aşırı derecede duyarlı, kırılgan, kendine güveninde ve kendine verdiği değerde eksiklikler bulunan bir yapı vardır… Narsisistik Kişilik Bozukluğu olan kişiler, başkalarının düşünce ve isteklerine gerekli ilgiyi gösteremezler, onlar için her zaman kendileri önemlidir… Plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında ya da bekledikleri ilgiyi göremediklerinde yıkıma uğrayabilirler… Üstünlük duygusu, beğenilme gereksinimi, hayranlık beklentisi ve empati yapamama Narsisistik Kişilik Bozukluğu'nun temel özelliklerindendir…” diyor…

Dershanede öğretmenlik yaptığım yıllarda, bir Türkçe öğretmeni, olağan üstü yetenekte olduğunu düşünüyor ve kendisini ”Balkanların ve Ortadoğu’nun en iyi öğretmeni” olarak lanse ediyordu…Ben, bilgi sahibi kişilerin ne kadar mütevazi olduğunu bildiğimden, onun bu davranışını çok yadırgıyordum…Pek muhatap olmadım o öğretmenle…Dersime girip çıktım…İşim bitince de dershaneden hemen ayrıldım…Benim ayrı bir ders işleme metodum vardı…Öğrencilere ders notunu hazır verir, böylece onların yazarak vakit kaybetmelerinin önüne geçerdim…Soru çözmeye daha fazla zaman ayırabildiğimizden bu taktik öğrencilerin de çok hoşuna giderdi…Kendini beğenmiş öğretmen, kısa bir süre sonra bunu öğrendi ve benden ders notlarını istedi…Ben de vermedim…Çünkü o ders notları bana aitti ve hazırlamak bir hayli zamanımı almıştı…Bunun üzerine, deneme sınavlarının yanıt anahtarlarını bana vermemeye, öğrencileri de bana karşı örgütlemeye başladı…Sevmediğim bir ortam oluşunca rahatsız olmaya başladım…Birlikte o dershanede olmamız, bana göre artık mümkün değildi…Ben ayrılmayı düşünürken, aynı gün o öğretmenin dershane sahibiyle vedalaştığını gördüm…Sinirliydi…Bana sert sert baktı ve selam bile vermeden binayı terk etti…O hali hâlâ gözümün önünde canlanıyor ve üzülüyorum onun adına…Kim bilir şimdi nerededir kendisi?..

Narsist Kişilik Bozukluğu’nun nedenleri çok yönlüdür…Annenin sürekli öven, yeteneklerini ön plana çıkaran, aşırı ilgi gösteren tutumuyla, babanın ilgisiz, önemsemeyen hatta iteleyici tutum ve davranışı karşısında iki kutup arasında kalan çocuğun narsist olma ihtimali yüksektir…Bir taraf egosunu çok desteklemekte diğer taraf da egosunu yaralamaktadır…Mizaç, biyolojik ve kültürel faktörler de Narsist Kişilik Bozukluğu hastalığında belirleyici rol oynamaktadır…

Özgüven kişinin başarı elde etmesi için çok önemlidir…Aşırısı ise narsisizmi tetikleyebilir…Davranış Bilimci Sümeyra Akkor, "İnsan mutlu olabilmek için önce kendini güvende hissetmeli… Sonrasındaysa güzel davranışlarını tevazu ile korumalı… Tevazu sahibi olmadığımızda güzel davranışların başkalarına faydalı olması da zorlaşır… Alçakgönüllü biri hem kendisini hem de çevresindekileri özel hisseder yani herkes gibi olup yine de özel kalabilir…" diyor…

Sevgiyle kalın!..
Asım ERDOĞAN

Hiç yorum yok: