26 Şubat 2012

TERK EDİLMEK

Saçlarını bir sağa bir sola savurarak şarkı söylediğin aynalı konsolun önündeyim şimdi…Dokunduğum an ürperiyorum sensizlikten…Sana aldığım harika parfüm, sana hasret duruyor bırakıldığı yerde…Ayna bile hüzünlü bugün…Benim kederli görüntüme alışkın değil…Kahkahalar atarak dolaştığım odanın şu andaki kasvetli havasından mutsuz…Onun şaşkınlığını yaşıyor belli ki…Her zaman huzurla açılan perdeler de kapalı bugün…Kesif bir karanlık ruhumdan odaya oluk oluk akıyor sanki…Gözyaşlarımı saklama gereği duymadan ağlıyorum içli içli…Konsolun bir ucunda saatin duruyor…Ellerini tuttuğum anda hafif okşayışlarla dokunduğum saat bu…Bize inat tik taklarını devam ettiriyor zamana uyarak…Öylece bırakıyorum yerine…Küpelerin ve kolyen de çekmecede özel kutusunda duruyor…Nasıl da yakışırdı sana!..Saçlarını geriye atardın gülümseyerek, küpelerini görebilmem için o biçimli kulaklarında…Dokunurdum küpelerine…Gözlerinle izlerdin mutluluğumu…Kolyenle oynayan ellerinin ritmi çok hoşuma giderdi benim…Üzerine oturduğun puf, eğreti gibi duruyor konsolun önünde…Belli ki ani gidişin onu da etkilemiş…Hiç dağınık bırakmazdın odayı…Asla katlanmadan konulmazdı dolaba pijamalarımız…Oysa şimdi onlar da darmadağınık…Bizim gibi…Ya terlikler, savrulmuş sanki sağa sola…Her zaman itina ile konulduğu antre dolabından çok uzaktalar…Oturuyorum yatağımızın üzerine…Terk edilmişliğin derin acısı ta içimde…Yumruk gibi…Yastığımıza bakıyor gözlerim…Her gece birlikte baş koyduğumuz yastık, kitap okuma lambamız, kitaplıkta atılmış gibi duran kitaplar, seni anımsatıyor bana!..Soluğum kesiliyor sanki…Hıçkırarak ağlıyorum, tüm frenlerim boşalmış bir halde…Seni özlüyorum iliklerime kadar…

Senin yokluğun geziniyor şimdi odalarda…Mutfakta çok sevdiğin semavere takılıyor gözlerim…Sabah kahvaltısı için o güzelim sabahlığınla yaptığın atik tetik hazırlıklar geliyor gözümün önüne…Ben izlemeye yorulurdum inan seni…Semaverden çıkan buhar doldururdu şirin, küçük mutfağımızı…Mutfakta oturma grubunda oturur, keyif çayı içerdik birlikte…İkazlarıma rağmen bir sigara isterdin benden…Kıramazdım seni…Şimdi o sevgi yüklü duman da semaverin çıkardığı buhar da yok mutfakta…Derin bir sessizlik hakim!..Çıldırtan bir sessizlik…Üzerime geliyor sanki duvarlar…Ayakta durmakta zorlanıyorum…Her gün müzik dinlediğin ve keyif aldığın müzik setinden kaçırıyorum gözlerimi…Anılarımızla yüklü bu evde ne kadar kalabilirim bilemiyorum…Özledim be gülüm!..Seni çok özledim…

Salonda geziniyorum yavaş adımlarla…Televizyon dolabından çıkarıyorum birlikte oluşturduğumuz videoları…Çeşme’de kaldığımız otelin görüntüleri ile başlıyor ilk video…Anımsarsın sen de…Ricada bulunduğumuz genç çocuk, sabırla tamamlamıştı tüm video çekimini…Çeşme sahilinde el ele yürüyoruz birlikte…Solumuzda etkileyici bir deniz manzarası, sağımızda balık lokantaları…Hava kararmak üzere…Gülüşüyoruz birlikte…Tekne turları için kurulan masalar, nefis koyların fotoğraflarıyla donatılmış…Davet ediyorlar masalara geziye katılmamız için…Yürüyoruz şen şakrak birlikte…Besili kediler dolaşıyor lokanta önlerinde…Öyle mutluyuz ki o anda…İnanamıyorum beni terk eden kadının sen olduğuna…Daha fazla izleyemiyorum videoyu…Kapatıyorum hemen!..Salonda duran çerçeveli fotoğrafımıza ilişiyor gözlerim…Poz verirken nasıl gülüşmüştük seninle…O şen halimizi yansıtıyor fotoğraf…Okşayarak üzerinde geziniyor parmaklarım…Acıyor yüreğim!..Nerdesin be gülüm?..Nerdesin?..

Hiçbir zaman içkide aramadım teselliyi…Bilerek uyuşturmak anıları, hiç bana göre değil!..Yakıyorum tüm odaların ışıklarını…Bayram yeri gibi evim…Yüreğimde var olan ateşe inat!..Neden terk edildiğimi bile bilmiyorum…Nasıl terk edildiğimi bilmediğim gibi…Sensizliği solumak çok acı veriyor bana inan can kadınım!..Dayanamıyorum ayrılığına…Biliyorsun, ben hiç sensiz kalmadım çünkü…Arıyorum gözlerindeki ışığı…Hiç elinden bırakmadığın uzaktan kumanda bile parmaklarınla dokunduğun tuşlarının büyüsü bozulmasın diye, bıraktığın gibi sehpanın üzerinde duruyor kaç gündür!..Kedimizi alıyorum kucağıma!..Usul usul sokuluyor bana…Ama inan seni arıyor onun da gözleri…Her zaman senin oturduğun koltuğa bakıyor sonra da bana!..Nerede o der gibi!..Okşuyorum kulaklarını…Senin sevdiğin şekilde…Mırıldanıyor bir şeyler söylercesine…Gözyaşlarıma engel olamıyorum…Titredikçe vücudum tedirgin tedirgin bana bakıyor kedimiz…Onun gözlerinde arıyorum gözlerini…Yüreğimdeki yangın arttıkça artıyor, engel olamıyorum alevlerin tüm yüreğimi sarmasına!..

Cep telefonumu alıyorum elime…Son aranan numara hep sen!..Arıyorum ümitle!..”Aranan numaraya şu anda ulaşılamıyor…” diye başlıyor yine!..Bir mesaj çekiyorum hemen…”Seni seviyorum gülüm!..Hep seveceğim!..” diye!..Sonra kapatıyorum tüm ışıkları…Gökyüzü berrak bu gece!..Parlayan yıldızları görüyorum dolunayla birlikte!..Bir yıldız kayıyor hemen ardından…Aşağılara kadar iniyor hızla!..Hemen orada kıvrılıyorum divanın üzerinde…Yeni yarınlara hazırlıksız!..

Asım ERDOĞAN

Hiç yorum yok: