28 Şubat 2012

TUT ELİMİ EY HAYAT, GÜLLERİN GÜLDÜĞÜ YERE GÖTÜR BENİ...


Yüreğimin yüzüme yansısıdır hüznüm
ömrümün alnacında
ki, aynaları hep kırık, hep sisli…

Fırtınalar, sellerle yıkadım yaralarımı
alev - ateş ırmaklarla
kimseye sevgilim diyemedim ömrümce
doya doya sarılamadım
sevda ki tek sığındığım ülkemdi benim…

Bir rüzgar gülü gibi
dönendim durdum uçurumlarda
her gece bir sevgilinin koynuna düşürdüm düşlerimi
her sabah bir gelinciğin yaprağında üşüdüm
gizli bir öpüşün, bir dokunuşun ödentisine
sakladım gülüşlerimi…

Şiirler neyi anlatır insana ey hayat,şarkılar neyi
ya yaralı bir ceren gibi içimde taşıdığım bu aşk
üstünde acılar içinde kıvrandığım yatak
bu soğuk, ıssız, insafsız geceler…

Sevginin rengi nasıldır, neyi anlatır ölümler
ya menekşe kokan yeniyetme bir bahar
satır aralarında boğulan çığlıklar…

Yalnızlığıma uzanan bütün eller yalancı
dilim suskuyla yorgun, gönlüm aşkla
tırmandığım her yamaçta dikenler battı yüreğime
savruldum oradan oraya
dudaklarımda yosun bağladı çığlığım
kimse duymuyor
herkes kendi gerçeğinde kalıyor
öfkesinin yanardağında…

Uzat ellerini ey hayat, iplerin koptuğu yerde
tut elimden doğrult beni.
mühürle isyanımı umut ile sevgi birleşince
yerleşince yüreğe aydınlığın kanı
sisler çözülünce, geceler geçilince
varılınca ufkun şafağına
nazlı bir ışığa tut yüzümü;
uzat ellerini ey hayat doğrult beni.
çıkmaz bir sokakta bırakma yetimliğimi çaresiz
gemilerimi yak, denizlerimi kurut ama
üşütme hayallerimi…
sevdalı baharlara taşı yüreğimi...

Umut tükenmez insanda, sevgi tükenmez ey hayat
umutsuz, umarsız bırakma karlı dağ başlarında
yoldurtma karanfillerimi hoyrat rüzgarlara
namert sevdalara eğme başımı ...

Tut elimi ey hayat, güllerin güldüğü yere götür beni....
kuşların gittiği yere
cefanın bittiği yere götür
yaralayıp durma beni
sevincine kar kırgınlıklarımı…
çiğnetme yoksulluğumu ayaklar altında
onurlulara mahsus bir makamda ağırla beni...

Nuri CAN

Hiç yorum yok: