11 Kasım 2012


 “Ayşe yeter artık!..Seni daha fazla dinlemek istemiyorum…Yarın gelip annemi alıyorsun…Mazeret kabul etmiyorum…Ne zaman sıra sana gelse, hemen yan çizmeye başlıyorsun…Sadece benim annem değil annemiz…İkimizin de annesi…Nimeti paylaşırken iyi de sıra külfeti paylaşmaya gelince mi kötü oluyor?..Annem bizlere birer daire verdiğinde hiç yaka silkmiyordunuz…Çok mutluydunuz!..O zaman el üstünde tutuyordunuz annemi…Olmaz böyle şey!..O kocana da söyle!..Annemi üzmesin…Size ne zaman gitse annem perişan oluyor…İzin verme onun annemi ezmesine…Ağırlığını koy!..Diren!..Sabrım taşarsa her ikimiz için de annem için de sonuç iyi olmaz!..Haydi bekliyorum yarına kadar…Geleceğiniz saati de bildirirsen iyi olur…Anneme de durumu belli etme!..İyi günler!..”

Bir alışveriş merkezinde mağaza vitrinlerini incelerken tanık oldum bu konuşmaya!..Beni görmüyordu konuşan kişi…Bir paravan arkasındaydı kendisi…Üzüldüm…Konu büyük bir ihtimalle annenin bakımı ile ilgiliydi…Anne hasta mı, sağlıklı mı bilemiyorum…Ancak, evlatlar arasında sıra ile annenin bakımının üstlenildiği kesin…Günü dolan diğer evlada devrediyor bakım sorumluluğunu…”Çınar Ağacı” filmi geldi aklıma!..Aynı durum orada da söz konusuydu… Ailenin iki ayda bir piknik için buluştukları çınar altı, sadece piknik amaçlı değil, Emekli öğretmen Adviye Hanım’ın da ev değiştirdiği gündü aynı zamanda…Evlatlar arasında iki ayda bir yaşanan Adviye Hanım değişimiydi bu…Sırası gelen otomobiliyle alıp götürüyordu Adviye Hanım’ı…Psikolojik sorunlar ve ailenin ayakta kalma mücadeleleri filmin ana eksenini oluşturuyor haliyle…Oldukça etkileyici bir filmdi “Çınar Ağacı”…

Annelerin ve babaların evlatları için ne büyük fedakârlıklar yaptığının sayısız örnekleri vardır…Babam, yıllar önce okumak için Afyon’a gitmek istediğinde aile ekonomik sıkıntıyla karşılaşır…Çok istemesine rağmen Afyon’a gidemez babam…Üzgündür…Anne yüreği buna dayanamaz ve babaannem, hiç tereddüt etmeden altın dişini çıkarıp babama verir… Babam da altın dişi bozdurup elde ettiği parayla Afyon’a gider…Hem çalışıp hem de okuyarak liseyi bitirir…Babam bu olayı ne zaman bana anlatsa, gözleri yaşarır, duygulanır…Evlat için canını bile verir anne!..Onun da örnekleri var…Öğrencimin mahallesinde kavga çıkar…Bütün mahalle ayağa kalkar…İş öyle büyür ki…Silahlar çekilir…Öğrencimin annesi siper eder kendisini oğluna ve kurşun yarasıyla ağır yaralanır…Hastaneye kaldırılır…Oğlunu kurtarır; ama kendisi ne yazık ki ölür…Hâlâ kulaklarımda öğrencimin o acı feryatları!..

Evladının hesapsız harcamaları nedeniyle onu kurtarabilmek için evini satan, evlatları aç kalmasın diye çöpten yiyecek artığı, sebze ve meyve toplayan, elinde avucunda ne varsa evlatları için harcayan, yemeyen yediren, giymeyen giydiren, acılarını, sıkıntılarını içine gömüp evlatlarına belli etmeyen, her türlü fedakârlığa hazır olan anne ve babalar, yaşlandıklarında, güçsüz hale geldiklerinde istisnalar hariç evlatlarından gereken ilgiyi göremiyorlar…Bu, çok acı, vicdanları rahatsız eden bir durum…Oysa, çok şey beklemiyorlar evlatlarından anneler, babalar!..Güler yüz, ilgi ve sevgi bekliyorlar…Mecbur kalmadıkça da maddi hiçbir beklentileri yok…

Bir tanıdığımızın annesi çok hastalandı…Öyle iyi baktı ki annesine…Diğer kardeşlerine hiç sıkıntı yansıtmadan başardı bunu…Bir gün hiç beklenmedik bir anda melek gibi göçtü bu dünyadan o anne…Cenazeye geldiler diğer kardeşleri…Yas, figandan sonra…Sıra kalan malların paylaşımına geldi…O anneyi hiç sormayan ya da hasta anneye bakan kardeşlerine yardıma gereksinimi olup olmadığından söz etmeyen kardeşler, mal paylaşımında panterleştiler…Arkadaşım, bu sahne beni çok üzdü, diyor ve ekliyor:”Ben anneme bakarken-gerçi o sözcük annem için geçerli değil; ama yine de belirteyim-külfeti paylaşmayanlar, sıra nimete geldiğinde nasıl da iştahla paylaşıma oturdular, görsen sen de hayret edersin…Onları öyle görünce annem adına çok üzüldüm…Çünkü annem bunu hak etmemişti…Daha doğrusu, hiçbir anne bunu hak etmez!..” Çok haklıydı!..Daha ne söyleyebilirdi ki!..

Nimet de külfet de eşit paylaşılmalıdır…Sadece nimet paylaşımı insafsızlıktır, vicdansızlıktır…İnsan onuruna yakışmaz!..

Luc Vauvenarques diyor ki:”En çirkin, en eski ve en çok bilinen nankörlük, çocukların anne ve babalarına karşı gösterdikleri nankörlüktür…” Doğru söze ne denir?..

Sevgiyle kalın!..

Asım ERDOĞAN


2 yorum

ŞAİRANE @ 2007-2017. Blogger tarafından desteklenmektedir.

ŞAİRANE . 2017 Copyright. All rights reserved. Designed by Blogger Template | Free Blogger Templates