"Söz düşünceyi fetheder, ama ona hükmeden yazıdır" Walter Benjamin

YETER Kİ BİR TEK BENDEN İSTEME...


Sana yazmak istediklerim var aslında…Birbirini kovalayan günlerin ve hatta ayların ardından biriken sözlerim. Neden ya da niçin diye sormayacağım sana, korkma ! Ama isterdim ki bir gidişe bir elveda olsundu ardında.
En nihayetinde sevmemiş bile olsan hak etmemiştim böylesine unutulmayı. Kaldı ki ben hala unutamamışken seni.

Uzaktın bana biliyorum ve gelmeyeceğini bile bile sevmiştim seni, biliyordun…Mesele gelip gelmemen de değildi aslında. Asıl sevmeden seviyormuş gibi yapmandı beni kahreden…

Oysa ki daha önceleri de yemiştim bu vurgunlardan ve belliydi hala akıllanamayışımdan.
Ağız dolusu sevda birikintileriyle dolu yüreğimin kapısını ne zaman aralasam, sınırları ihlal edilirdi yüreğim her defasında.

Tamam, ilk zamanlar temkinli yaklaşırdım. Sevip sevmediğinden emin olmalıyım derdim ama, bir süre sonra sevdanın en derinliklerinde yüzerken bulurdum kendimi. Ve ben boğulmamak için kıyıya ne kadar yakın durursam durayım bir süre sonra kaybederdim kendimi.

Severdim, gerçekten severdim…İnandığımda karşımdakinin sevgisine. Körü körüne değil, taparcasına değil, öyle böylesine hiç değil. İnanırcasına, kendime inanırcasınaydı benim sevmelerim. Ama anlatamadım hiçbir yüreğe bu sevginin dilini. Çözemedim benimkinden başka hiçbir yüreği. Bazen sevmelerin de yetersiz kaldığını anlamıştım ve belki de çok geç kalmıştım. Bilmiyorum, hiçbir şey bilmediğimi ise nice sonra anladım.

Seni de sevmiştim… Belki inandın belki de yalan geldi sana. Bilemezdin elbette, seni suçlayacak değilim. Ama ben ki seviyorum dediysem birine hiçbir zaman yalan söylemedim ve bu kelimeyi boş yere hiçbir vakit fütursuzca kullanmadım hiç kimseye. Belki yanımda olmadığındandı inanmayışının sebebi. Görmüş ya da gelmiş olabilseydin kolay olacaktı belki Bilmiyorum, oysa ki bilmeyi ne çok isterdim…

Ve en çok ayrılıkların sahnesine şahit oldu bu gönlüm. Ne zaman ki ayrılık çanları çalmaya başlardı yüreğimde işte o vakit benim de suskunluk zamanlarım gelir kurulurdu baş köşeye. . Kendi kabuğuma çekilip,  yazar oynardım sevda adına her şeyi içimde.
Hastalıklı değildim aşk’tan yana. Ama unutmak her daim zor zanaattı tek bildiğim. Hele ki doldurulamıyorsa gidenin yeri söylemeye hacet yoktu başka şeyleri.

Yine de içimde yaşıyorum seni. Gelme, görme, sevme ne çıkar… Bilme, isteme ne yazar. Bu sevda benim. Ben seni “Sensizken” de sevmeyi bilirim. Görmeden de bir yüreği sevebilirim. Olsun varsın, isteyen gülsün halime aldırmam. Ben nasıl olsa mutluyum böylesine der ve geçerim. Ve hiçbir zaman  okumayacak olsan da sana dair yazdığım satırları, hepsi senin, hepsi de sana dair. Başkasının olmayacak inan ki. Olsun varsın, isteme, gelme, görme, bilme ve hatta sevme. Ne çıkar.
Ben seviyorum ya bana yeter böylesine bir sevda…
Ben seveyim yeter ki sen sevmesen de olur inan ki !....

Şimdi kapat gözlerini…
Unut beni…
Hiç görmemiş say,
Hiç sevmediğimi farzet,
Hiç tanımamış kabul et !...
Yeter ki bir tek benden isteme…!


Mehpare ÖĞÜT
“Sen bilmesen de olur, yüreğim sever seni”





Yorum Gönder