"Yeryüzünde
gördüğümüz her şey kadının eseridir..." diyor, büyük
önder Atatürk...Kadının önemini idrak eden bir
anlayışla...Kadın, kimi erkeğe göre şeytan, kimi erkeğe göre
melektir...Böylesine tezat bir anlayış, kadının çok
yönlülüğünden, dinamikliğinden, olaylara yön veren davranış
sergilemesinden, anneliğinden, fiziki görünüm üstünlüğünden,
etkileyiciliğinden ileri gelmektedir...Bu nedenle kadını öven de
yeren de sözlerle karşılaşırsınız güzel sözler
antolojilerinde...
Lev
Tolstoy:" Kadın, öyle bir konudur ki onu ne kadar incelersen
incele, her zaman yepyenidir..." diyor...Doğrudur...Kadın,
sürekli kendini yenileyendir...Kadının olduğu her yerde, mutluluk
kıvılcımları çakar; onları çok iyi anlayanlar bu kıvılcımları
ateşe dönüştürür ve kadının yarattığı bu atmosferden de
olumlu etkilenir...Kadına ön yargılı olumsuz bakanlardan nefret
ederim...Daha olayın ne olduğunu anlamadan, dinlemeden kadını
suçlarlar...Ben, bütün kalbimle inanarak söylüyorum ki,
istisnalar dışında kadın, Tanrı'nın bize bahşettiği
yaratılmışların en başında yer alır; sadece annelikleri bile,
onların takdir edilmelerine yeterli bir nedendir...
Kadını
hor gören, aşağılayan erkekler, önce kendilerine
baksınlar...Türk Atasözü: "Erkekler vefakâr, kadınlar
cefakâr olmalıdır..."diyor...Hangi erkek, kadınların
cefakâr olmadığını söyleyebilir?.. Ama ben vefakâr olmayan
yüzlerce erkek gösterebilirim hiç zorlanmadan...Kadınlarımız,
baş tacı edilmelidir; yüceltilmelidir,onların sevgisinden,
şefkatinden her zaman yararlanılmalıdır...
Kadın,
öncelikle iyi bir evlattır...Kız çocuklarının evlendikten sonra
bile ailesinden kopmaması, ilişkisi farklı bir konumda da olsa
sürdürmesi hiç mi dikkatinizi çekmiyor?.. Kadın, iyi bir ev
hanımıdır, evini çekip çeviren odur...Evin baş
sorumlusudur...Kadın, evden bir nedenle ayrıldığı zaman,
şaşkındır geride kalan ev halkı...Onun eksikliği hissedilir her
an...Kadın iyi bir eştir...Eşine bağlıdır, yuvasına sahip
çıkan bir anlayışa sahiptir...
Bir
kaynakta okudum, hayretler içinde kaldım...Diyor ki bu kaynak:
"Eşiniz ne yaparsa yapsın, "evimin direğidir"
diyerek susacaksınız. Onun özgürlüğü limitsiz olacak, "han"
dediği yerde hamam yapılacak, bir eli yağda ve diğeri nerede
belli olmadan yaşamasına yardımcı olacaksınız..." Yok ya,
daha neler!.. Kadını, erkeğin kulu kölesi yapmaya çalışan bu
zihniyeti protesto ediyorum, kınıyorum...Olmaz böyle şey!..Bakınız
ne diyor Goethe:"İyi bir karın mı olsun istiyorsun, öyleyse
tam bir koca ol!" Haklı değil mi?.. Sen tam bir koca mı oldun
da kadından bu beklentileri sıralıyorsun?..
Değerli
dostlar!.. Kadının mutluluğu, öncelikle erkeklere sonsuz özgürlük
veren, kadını ikinci sınıf itibarda gören zihniyetin
tasfiyesiyle gerçekleşebilecektir...Bu zihniyetin tasfiyesi ise,
kadın-erkek birlikte mücadele ile mümkün olabilecektir...Bütün
bu olumlu değerlendirmelerin dışında kalan kadınların da
varlığını yadsımıyorum; ama onların sayılarının geneli
etkileyecek oranda olmadığını da çok iyi biliyorum...Kendilerini
hor gören, ezen, değer vermeyen, sadece kadını kullanmaya meyilli
erkeklerin peşinde koşan kadınlarımızı da anlayamadığımı
özellikle belirtmek istiyorum...
Saygı
duyduğum, olmazsa olmazlarımızdan gördüğüm, cefakâr
kadınlarımıza selâm olsun!..
İyi
ki varsınız!
Asım
ERDOĞAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumunuz İçin Teşekkürler Ediyorum