"Söz düşünceyi fetheder, ama ona hükmeden yazıdır" Walter Benjamin

BUNALMAK


Sabahın erken saati, yürüyüş için sokaktayım…Hava öyle soğuk ki içim ürperiyor birden…Paltomun yakasını kaldırıyorum, kulaklarımı korumak için…Bir elim cebimde, diğer elim paltomun iki yakasını birleştirmekte…Sokak kedisi, duvarın dibine sinmiş rüzgardan koruyor kendini…Benden yana bakmıyor bile…Güneşin ilk ışıklarını bekliyor belli ki…Tek tük insan görüyorum kaldırımda yürüyen…Acele eden bir kişi dikkatimi çekiyor…Bu kadar erken saatte bu ne acele diyorum içimden…Acıyorum ona…Çok insan tatlı tatlı uyurken, onun işine yetişmek için acele etmesi taktir duygusu uyandırıyor bende…Pastane, yoğun mesaiye hazırlanıyor…İçerde personel telaşlı, yeni güne başlangıç için hazırlıklarını tamamlıyorlar…Taze simit kokuları sarıyor etrafı…Son durakta yolcu bekliyor dolmuşlar…Komşu apartmanın kapıcısıyla selamlaşıyorum bu arada…Yanıma yaklaşıyor ve “Bunaldım!..” diyor bana…Hayrola diyorum…”Nasıl bunalmam hocam!..Sabahın bu saatinde aldığım ekmeği beğenmiyorlar, ekmeği bırakıyorum, gazete de alır mısın diyorlar…Para üstleri birbirine karışıyor, bunaldım vallahi bunaldım!..” Haklısın der gibi başımı sallıyorum…Geçip gidiyor yanımdan…Bunaldım sözcüğü takılıyor beynime…Doğru ya!.. Hangimiz bunalmıyoruz ki olan bitenden?..Bunalıyoruz elbette!..Yürüyüş boyunca bunu düşünüyorum…Bir film şeridi gibi yaşamım geçiyor gözlerimin önünden…Kim bilir kaç kez bunalmışımdır ben de…Kapıcı gibi başkalarına dert yandığım anlar da olmuştur kuşkusuz…Beni sabahın köründe yürüyüş yapmaya zorlayan belki de bunalma hissidir?..Olamaz mı?..Neden olmasın?..

Bunalıyoruz, hafakanlar basıyor her birimizi…Ne yazık ki çocukluk yaşlarına kadar indi bunalma hissi…Oflayan poflayan küçücük çocukları görünce şaşırmıyoruz artık!..Seçme sınavları öyle bunaltıyor ki çocuklarımızı….İyi bir ilköğretim, iyi bir orta öğretim ve iyi bir üniversite ve hatta iyi bir iş için yüksek lisans ve doktora eğitimi, iyi bir yabancı dil için mümkünse yurt dışı eğitimi zorunluluğu, gençleri bunaltıyor…Bütün bu üstün özelliklere sahip olduktan sonra bile iyi bir iş için tanıdık bir siyasetçi, bir dost ya da torpil bulma ihtiyacı, sadece bunaltmakla kalmıyor, kahrediyor onları…Velilerin tümü, bunalmış durumda zaten…Hem maddi yönü var olayın hem de manevi…Çocukları kazansın istiyorlar; ama bir taraftan da akıl ve vücut sağlıklarını yitirmelerinden de endişe ediyorlar…Birden fazla çocukları olanların işleri daha da zor elbette!..Onlar daha çok para kazanmak ve daha çok çaba harcamak zorundalar… 

Hepimiz biliriz…İyi bir üniversiteyi bitirdi ise bir genç, iyi bir iş bulma derdine düşer…Bunalır…İş bulur…Hemen ardından İyi bir eş bulma derdine düşer, nereye gitse, ne zaman evleneceğini sorar, eş dost!.. Bunalır…Evlenir…Bir süre sonra ne zaman çocuğu olacağı sorulur eş, dost tarafından…Bunalır…Çocuk sahibi olur…Ne zaman kardeş gelecek diye sorar, eş dost!..Bunalır…Kardeş gelir…Bu arada başka başka konularda da baskı görür ve bunalma hissi artar… 

Boşanmıştır, bunalır…Evlidir; ama mutsuzdur, bunalır…Geçim sıkıntısı yaşar, bunalır…Sağlık sorunu yaşar, bunalır…Monoton bir yaşam sürdürür, bunalır…Çocuk sahibi olamaz,bunalır…Çocuk sahibi olur, sorunlarından bunalır…İşini beğenmez, bunalır…Her türlü baskı görür, bunalır…Yalnız kalır, bunalır…Ayrılır, bunalır…Yaşlanır, bunalır…

Evlat olur, bunalır… Anne-baba olur, bunalır…Patron olur, bunalır, işçi olur, bunalır… 

Yaşam bizi bunaltıyor zaman zaman…Bazen de sıklıkla…Ama yine de coşkuyla atılan bir kahkaha, iyi gidiveren bir iş, sıcak bir yuvanın varlığı, maaşımıza gelen bir zam, birbirimize ilaç gibi gelen sevgi bağımız, dayanışma duygusu, dostlarımız, yaşama sevincimizin yok olmasına engel oluyor…Uçan bir kelebek gibi narin konuveriyor yüreğimize…

Yoksa biz bu bunalmalarla baş edebilir miydik?..

Asım ERDOĞAN


Yorum Gönder