“Düğünler de olmasa hiç oynayıp gülemeyeceğiz…İnanır
mısın kaç yıldır içimden gelip de bir şarkı
mırıldanmıyorum…Zorlasam da olmuyor bu…Oysa böyle değildik
gençliğimizde…Birlikte şarkılar söyler, oyunlar oynar, bol bol
kahkahalar atardık…Şimdi herkes bam teli gibi gergin…Neşesiz,
asık suratlı, her an kavgaya hazır bir pozisyonda beklemede…Yanlış
anlamalar, incir çekirdeğini doldurmayacak bir nedenle oluşuveren
tartışmalar öyle çok ki inan, çoğu...
ASIM ERDOĞAN YAZILARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ASIM ERDOĞAN YAZILARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Ağustos 2014
09 Nisan 2014
Sabahın
erken saati, yürüyüş için sokaktayım…Hava öyle soğuk ki
içim ürperiyor birden…Paltomun yakasını kaldırıyorum,
kulaklarımı korumak için…Bir elim cebimde, diğer elim paltomun
iki yakasını birleştirmekte…Sokak kedisi, duvarın dibine
sinmiş rüzgardan koruyor kendini…Benden yana bakmıyor
bile…Güneşin ilk ışıklarını bekliyor belli ki…Tek tük
insan görüyorum kaldırımda yürüyen…Acele eden bir kişi
dikkatimi çekiyor…Bu kadar erken saatte...
19 Ocak 2014
“Ben senin, sevgilin, eşin, baban, ağabeyin, arkadaşınım…Biri bitse biri kalır…Seni hiç bırakmayacağım…” diyor Cemal Süreya…Bu söze hayran olmamak mümkün değil…Evlilik, bu duyguları yaşatıyorsa insana, kuşkusuz mutluluk verir, birlikteliğin tadına vardırır…Öyle ya!..Hem sevgili, hem eş, hem baba, hem ağabey hem de arkadaş olabilecek kaç tane koca vardır bu dünyada?..Bırakın bunların tamamını sadece kocalığı bile beceremeyen o kadar çok erkek...
11 Ocak 2014
Bahçelievler 7. caddeyi baştan sona gezmeyi çok severim…Bu caddede özellikle güneşin batmak üzere olduğu saatler harika görüntüler verir izleyenlerine…Eşimle, caddeyi dolaşırken, restaurantlarda, cafelerlerde küçük gruplar halinde oturan insanları gözlemleriz…7. caddede rahattır herkes…Kimse kimseyi rahatsız etmez…Özgürce dolaşır her yaşta insan…Cıvıl cıvıldır cadde…Bayılırım böyle ortamlara…Çünkü ben de özgürce hareket edebilmeyi isterim…Şu...
22 Aralık 2013
Elimde bir bardak çayla oturdum pencere kenarına…Geleni geçeni izliyorum, geçmiş günleri anımsayarak…İnsanların kimi koşarak, kimi kısa adımlarla aheste ilerliyor taşları oynayan kaldırımda…Yorgun ve uykusuz dolmuş durağına giden bu insanların acaba ne sıkıntıları, ne dertleri var? Sağlıklılar mı hastalar mı hiç bilmiyorum durumlarını…Aşk acısı ile kavrulup yüreği yaralanmış kaç kişi geçti acaba evimin önünden?..Sevdiğine sevdiğini söyleyemeden...
23 Ekim 2013
Kilit taşıyla döşenmiş virajlı bir yolda ilerliyoruz…
Otomobilin açık camından içeriye nefis çiçek kokuları giriyor ve derin nefes
alarak bu güzel mis gibi kokuları ciğerlerimize dolduruyoruz…Elimizde bir
krokiyle ilerliyoruz…Çok site var bu bölgede…Kocaman demir kapıları hemen
dikkati çekiyor…Her sitenin bir güvenlik birimi mevcut…Yanlış bir yola
girmeyelim düşüncesiyle bu güvenlik birimlerinden birine elimizdeki adresi
soruyoruz…Neyse ki doğru...
06 Ekim 2013
Hiç kimseyle görüşmek istemediğiniz özel
dönemleriniz olmuştur…Öyle bir dönemdir ki o…Telefona bile yanıt vermek
istemezsiniz…Canınız istemez, sohbet etmeyi…İçiniz buruktur çünkü…Boş boş
bakarsınız etrafa…Gönül yorgunluğu diyoruz biz buna…Vücut yorgunluğundan daha yıpratıcı,
daha etkileyici bir sıkıntı…İyi niyetli uyarıların bile acıttığı, tahammül
gösterilmediği hatta zaman zaman hırçın davranıldığı anlardır o özel
dönemler…Anlayışlı...