Son paylaşımımın
üzerinden epey bir vakit geçmiş .. Tabii ki de boş durmuyorum.
Geçen sene başladığım resim kursu bir hayli meşgul ediyor beni
ve elbette çok sevgili kitaplarım. İnsanın içinde biriktirdiği,
söylemek isteyip de söyleyemediği ne çok şey var. Bazen
haykırmak, içindekileri kusmak istiyor ama olmuyor. Kendi adıma
konuşmam gerekirse, bazen değil çoğunlukla eski çocukluk
günlerime gidiyorum. Sanki o anı tekrardan yaşıyormuş ya da
yaşamak istercesine... Size de oluyor mu böyle haller bilemem ama
benim sıklıkla olur. Bunun geçmişle bağını koparamamakla
ilgili bir durum olduğundan yüzde yüz eminim çünkü kopmasını
istemiyorum. Çünkü yarım asırlık ömrümün çoğunluğunda en
mutlu ama en mutlu olduğum yıllar çocukluğuma ait yıllardı.
Sizler de eminim “evet” diyorsunuzdur içinizden... Neden biliyor
musunuz ? Çünkü o yıllarda ne yokluktan, ne kavgalardan, ne
kötülerden bihaberdik. Varsa yoksa aklımız oyun oynamakta,
arkadaşlarımızla birlikte olmakta, komşunun bahçesinden
çalacağımız elmada, annemizden yiyeceğimizi bildiğimiz dayağa
rağmen yaramazlıktaydı. Güzel günlerdi.. Belki şu an da sahip
olduğumuz bir telefona, bir bilgisayara ya da lüks sınıfına
giren şeyler yoktu ama mutluyduk. Biz gerçekten mutlu çocuklardık.
Çünkü bizleri yetiştiren anne babalarımız iyi insanlardı.
Onlardan merhameti, saygıyı, sevgiyi, dürüst olmayı, kısacası
insan olmayı öğrendik. Olmayanlar için yorum kapalı, konuşmak
ise abes ile iştigal olmak demektir.
Olamamışların
dünyasında yaşamak, aynı havayı solumak, yanyana durmak... Aynı
şeyleri düşünmemek ne korkunç bir şey. İşte o yüzden basit
bir yaşamın aksine şiddeti, öfkeyi, kötülüğü arzulayanlar ve
sırf bunlardan beslenen insanlarla çevrili bir dünya. İnsan
korkmuyor değil. Elbette korkacağız. Yaşamımızın, Yaradanın
dışında başka birisi tarafından elimizden alınmasından,
yollarda korkarak yürümekten, yarına ne olacak diye düşünmeden
edememekten ya da gelecek güzel mutlu günlere erişip
erişemeyeceğimizden... İyilik ve kötülük... İki kavram. İşte
insanlık burada başlıyor. Tarafını seçeceksin illa ki. Ya
iyilerden olup kazanacak ya da kötü olup kaybedeceksin. Kötü olup
kazanacağını düşünenler aslında büyük bir yanılgının
içindeler. Öyle ki şu an onlara her şey yolunda gidiyor gibi
gelse de aslında hiç de öyle değil inanın ki. Eğer inançlı
bireylerseniz mutlaka kötülerin kaybettiğini ve er ya da geç
iyilerin kazandığını bilirsiniz. O yüzden ben iyi olmayı
seçiyorum bugünde, yarında... Belki çok fazla şeyim yok ama
önemli olan sahip olamadıklarımda değil bana bahşedilen bir avuç
mutlulukta. Sevdiklerimle, sevenlerimle ve şu kısacık ömrümde
sahip olduğum yaşadığım, hayat bulduğum, beni ben yapan
anılarımda. Önemli olan da bu değil mi!
İyi olalım, iyi
insanlar, iyi bir toplum... Kötülükten kim ne kazanmış
ki !! Hayat denen şu kısacık zamanda kötülükle, öfkeyle,
başkalarına verilen zararlarla elimize ne geçecek ki ! Hadi geçti
ya sonra ? Bu işin sonrası yok. Sonrası ölüm, sonrası
kaybediş... Sonrası yok oluş....
Bugün içimden geldiği
gibi yazmak istedim. Çok yazma isteği olmasa da...
Mehpare ÖĞÜT ŞENGÜL
Mart 2026





















Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumunuz İçin Teşekkürler Ediyorum