İCLAL AYDIN'IN KÖŞESİNDEN BİR YAZI... - Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

25 Temmuz 2008

İCLAL AYDIN'IN KÖŞESİNDEN BİR YAZI...

Kulağımın içi kaşınıyor.... Felaket..... Önce azar azar başlıyor kaşıntı,
geceleri... Sonra artıyor. Kaşımak da bir zor ki kulağın içini... Bir türlü
geçmiyor. 'Ne yapsam acaba?' diyorum.

Günler geçtikçe daha da artıyor...... Doktora gitmeye karar veriyorum.....
Arkadaşlarıma soruyorum...
'Tanıdığınız iyi bir kulak burun boğazcı var mı?' diye. 'N'oldu ki?' diye
soruyor arkadaşlarım.
'Kaşınıyor kulağım' diyorum. 'Uyuyamıyorum geceleri, kulak kaşınmasından!'

Bir doktorun adını söylüyor bir tanesi.... 'Çok iyi doktordur' diyor.
'Kimsenin çözemediğini çözer, iyileştiremediğini iyileştirir.'
Gidiyorum doktora.

Gözlüklü, şirin bir amca... Elinde bir büyüteç, kulağıma bakıyor.... şaşırıyorum önce. 'İçinde kaşıntı var' diyorum.
'Öyle büyüteçle ne anlayacaksınız ki?'..........
'Yok' diyor, 'Ben çoktan anladım ne olduğunu da, şimdi daha iyi görmek için bakıyorum.'.........
'Nedir?' diyorum doktora.

'Eski sözler kaçmış kulağınıza' diyor....
'Nasıl yani?' diyorum...... 'Kimin sözleri?'.....
'Bakacağız' diyor.

Sonra bir alet çantasından kocaman, ucu ince, cımbıza benzer bir alet
çıkarıyor...
'Yan durun. Kıpırdamayın' diyor bana.... Biraz irkiliyorum.
'Eski sözler' diyorum, 'Ha?'................. Cımbızın ucu kulağıma giriyor,
canımı acıtmıyor nedense....

'Bir erkek sesi bu' diyor.... Sanki bir uğultu duyuyorum.
Cımbızı çıkarıyor kulağımdan.
'Yalan kaçmış kulağınıza!' diyor.... doktor.

Yalana bakıyorum.
Küçücük bir şey gibi gözüküyor.
'Vay be!................ Günlerdir kulağımı kaşındıran bu muymuş
Hangi yalan peki?' diyorum.

'Durun, bekleyin' diyor doktor. 'Dikkatli olmamız lazım. Tekrar kulağınıza kaçabilir.
Önce şu deney tüpünün içine koyalım. Sonra serbest bırakırız.'
Yalanı tüpün içine koyuyor.... Kapağını da kapıyor tüpün.... Serbest kalıyor yalan.

'Seni seviyorum' diye cılız bir ses geliyor tüpün içinden......
'Yalanmış ha?' diyorum.

Kulağım bile anlamış, kalbim hálá anlamıyor...


İclal AYDIN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz İçin Teşekkürler Ediyorum