03 Ocak 2009



“Bir gün yolunuzu kaybederseniz, bir çocuğun gözlerinin içine bakın…Çünkü bir çocuğun bir yetişkine öğretebileceği üç şey vardır.

1-Nedensiz yere mutlu olabilemek,
2-Her zaman meşgul olabilecek bir şey bulabilmek
3-Ve elde etmek istediği şey için tüm gücüyle savaşmak…”


Coelho bunu söylediğinde nasıl bir ruh hali yatı içindeydi bilemeyiz elbette ama, eminim ki O bu üç maddenin farkına bunları kağıda dökmeden yıllar önce varmıştı ve sonrasında da bugüne kadar gelebilmişti.

Şöyle oturduğumuz yerde arkamıza yaslanıp bir düşünelim ama gerçekten düşünelim. Mutlu muyuz ya da en ufak şeyden mutlu olmayı becerebiliyor muyuz !. Kaçımız düşündü acaba ben çok merak ediyorum. Bir , üç , beş…Belki daha fazla ama neden ve nasıl mutlu olduğumuz aslında çok önemli. Belki mutlu olurken bile bizi mutlu eden şeyin değerini nice sonra anlıyoruz. Ya da o elimizden gittikten sonra. Ona sahipken neden farkına varamıyoruz dersiniz. Çünkü o hep bizimle kalacak diye düşünüyoruz, hep bizim olacak, sonsuza değin bizimle yaşayacak. Ama gerçek yaşamda mutluluk tıpkı bir sabun köpüğü gibi bir vardır, bir yoktur. Onu var eden biz isek, ona sıkı sıkı sarılıp sahiplenecek de yine biziz. Ancak biz insanoğlu o kadar nankör ve o kadar benciliz ki, mutluluk hep bizimle olsun isteriz, isteriz ama onu elimizde tutmayı beceremeyiz.
Bazen de hiçbir neden yokken mutlu olabiliriz çünkü diğerlerine önemsiz, sade ve basit gelen şeyler bazılarımız için dünyanın tüm hazinelerinden kıymetlidir ve bu bizleri mutlu kılmak adına belki de en güzel şeydir. Aslında dikkatlice düşündüğümüzde nedensiz yere mutlu olmak adına ne çok şeye sahibiz. Yani mutlu olmak için illa ki bir nedene sahip olmak gerekmiyor ve yukarıdaki ilk madde de denildiği gibi nedensiz ve bir çocuk kalbindeki güzellikleri görerek mutlu olmayı başarabilmek, ne güzel ve ne saf bir duygu olmalı, başarabilene…

****

Hayat süresi genç yaşlardayken o kadar uzun görünür ki bizlere, yaşlanmak için daha çok vaktimiz olduğunu düşünür dururuz ama, unuttuğumuz bir şey vardır ki o da, bu yaşların gelip geçici ve dünyanın fani olduğudur. Eğer bir asalak gibi yaşamak istiyorsanız elbette bu sizin kendiniz için yaptığınız bir seçimdir. Ama, ben bir şeyler yapmak istiyorum demek ve bunu çevrenizdekilerle paylaşabilmek aslında bir açıdan kendinizi hem bir ifade ediş şekli, hem de zamanınızı en iyi şekilde değerlendirebilmek adına yapılan güzel bir çabadır. Bugün içimden hiçbir şey yapmak gelmiyor demekle, kendimi sevmiyorum demek arasında bir fark göremiyorum ben. Bu cümleleri sarf etmek bir istençsizlikten başka bir şey değildir bana göre. Ve bu istençsizlik ya tembelliğin ya da zamanı boşa geçirmenin bir sonucudur. Bir insan kendisini ne kadar çok severse, kendisi için de o kadar çok şey yapmak telaşı içine girer. Bu tatlı bir telaş olmalıdır ki, kendini hem meşgul edebilsin, hem de bu meşguliyetten dolayı zevk alabilsin. Böylece kendini bu şekilde de mutlu kılmayı öğrenebilsin…

****

Şu an yaşadığımız dünya üzerinde, isteklerine ulaşmak adına nice insan haklı uğraşlar vermekte. Gecesini gündüzüne katıp yılın 365 günü çalışıp bir gün bile tatil yapmayan nice insanlar var. Bütün bunlar niye. Bunca emek, bunca uğraş, bunca yorgunluk… Hepsi de insanların isteklerine ulaşabilmesi için verilen bir savaş değil mi. Yakın tarihten Napoleon BONAPARTE’ ın şu sözünü hatırlatmak isterim ki, “Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmemiştir” Bu söz elbette o dönemlerde bir ülkenin bağımsızlığı adına haklı olarak söylenmiş bir söz olmakla birlikte günümüzde insanların elde etmek istedikleri şeylere ulaşması adına söylenmiş ne haklı bir söz öyle değil mi ! Yalnız burada göz ardı edilmemesi gereken şey elbette ki, zafere ulaşmak adına başkalarına zarar vermek olarak değil, sadece çalışmak, çalışmak ve çalışmaktan geçtiğidir.

Ve toparlamak gerekirse, insanlar yaşadığı dünyada mutlu olmayı bilebilmeli, mutlu olmak adına kendisini mutlu edecek şeylere fırsat vermeli ve zamanını en iyi şekilde kullanarak bir su gibi akıp gitmesini önlemelidir.


Mehpare ÖĞÜT

1 yorum:

ŞAİRANE @ 2007-2017. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Follow Us

google-site-verification: google58d5a065b06d6d7a.html

ŞAİRANE . 2017 Copyright. All rights reserved. Designed by Blogger Template | Free Blogger Templates