06 Mart 2009

08 MART KADINLAR GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN !...

Her yıl olduğu gibi bu yılda 08 Mart Dünya Kadınlar gününü kutlayacağız. Elbette bu kutlamadan ziyade, amaç kadın haklarını, sorunlarını ve çözüm yollarını dile getirmek amaçlı. Yılın sadece bir gününde kutlama olmayacağını bizlerde herkes gibi biliyoruz ve 365 günde sadece bir günde içinde kadınlara ait sorunların konuşulamayacağını ve çözüm üretilemeyeceğini de ancak, en azından sesimizi duyurmak açısından bu bir günü iyi değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Neden Dünya Kadınlar Günü denmiş diye bir soru geçmiştir hepiniz gibi benim de aklımdan ve neden 08 Mart diye. Mutlaka tarihte yaşanmış pek çok olay sonrası gibi bugünü bizlere ait bir gün olarak tüm dünya kadınlarına adamışlardır. Peki nasıl doğdu ve gelişti diye merakımızı gidermek için şöyle bir tarihe uzanalım ve ne, nedir öğrenelim ister misiniz.

Hadi buyrun o zaman !...

***************


DÜNDEN BUGÜNE "KADINLAR GÜNÜ"

Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1800'lü yıllarda bir tekstil fabrikasında daha iyi çalışma koşulları için greve giden kadın işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamayarak ölmeleriyle gündeme geldi Kadınlar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de 8 Mart'ta eşitlik isteklerini daha yüksek sesle dile getiriyorlar.

8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanması, uluslararası düzeyde kabul gören bir hal alması 1970'lere rastlasa da, bu tarihe kaynaklık eden olay ve dünya kadınlarının ortak bir gün kutlama isteğinin gündeme gelişi 1800'lerin ortasını bulur. ABD'nin New York kentindeki Cotton tekstil fabrikasında çalışan işçi kadınlar, 1800'lü yılların ortalarından beri daha iyi çalışma koşulları, emeklerinin karşılığında hak ettikleri ücret ve daha iyi yaşam için mücadele vermektedir. Ama bunca yıllık mücadeleye karşın elde edebildikleri pek bir hak yoktur. En sonunda, 8 Mart 1908 günü, haklarını alabilmek için son çare olarak greve giderler. Ancak patronlar bu greve zalim bir şekilde müdahale ederler. Greve giden kadınlar fabrika binasına kilitlenirler. Patronlar bu yolla grevin başka fabrikalara sıçramasını engellemek isterler. Ancak beklenmedik bir şey olur ve fabrika yanmaya başlar. Ne yazık ki yangından fabrikada bulunan kadın işçilerden çok azı kaçarak kurtulmayı başarır Yanan fabrikadan kaçmayı ve fabrikanın çevresine kurulmuş olan barikatları aşmayı başaramayan 129 kadın işçi yanarak ölür.

Aynı yıl diğer endüstri kollarındaki kadınlar da mücadeleye devam ederler. Kadınların yürüttükleri mücadelenin temelinde seçme ve seçilme hakkı, günlük çalışma saatlerinin, koşullarının ve ücretlendirmenin yeniden düzenlenmesi gibi konular bulunmaktadır. Dünya Kadınlar Gününde bugün de ilk başlarda yapıldığı gibi eşitlik için, bağımsızlık için, politik haksızlıkların ortadan kalkması için, daha iyi yaşama ve çalışma koşulları elde edebilmek için çalışılıyor.

TÜRKİYE'DE 8 MART KADINLAR GÜNÜ

Türkiye Cumhuriyet’inin kurucusu Atatürk’e göre, dünyada hiçbir milletin kadını “Ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar emek verdim”(5) diyemez sözleriyle, Türk Kadınının kendisine tanınan bütün haklara lâyık olduğunu, hem söz konusu haklar tanınmadan önce asaleten ve kahramanlığı ile hem de bu haklar tanındıktan sonra kısa zamanda çeşitli mesleklerde gösterdiği başarılarla kanıtlamıştır.

Kadın, aile ve toplum arasında bir köprü görevini görür. Bu nedenle bu konu ele alınırken onun sosyal ve ailevi durumu göz önünde bulundurularak onun bir birey olduğu kabul edilmelidir.

Atatürk’ün bu konuya ilişkin yaklaşımı dikkate değerdir. “Daha esenlikle, daha dürüst olarak yürüteceğimiz yol vardır. Bu yol,Türk kadınını çalışmamıza ortak yapmak, ilmî, ahlâkî, sosyal, ekonomik yaşamda erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcısı ve destekleyicisi yapmak yoludur.” (2)Bu düşünce yapısı, Türk toplumunda kadının bir kişilik kazanmasına yol açmıştır. Bu açıdan bakıldığı zaman, Atatürk’ün kendine özgü bir kadın anlayışı vardır.O, bugün dünya aydınlarının birleştiği ve Birleşmiş Milletler Teşkilâtı’nın yaymaya çalıştığı ileri düzeydeki görüşü çok daha önceleri dile getirmiştir. 1923 yılında İzmir’de yaptığı konuşmada “Şuna inanmak lâzımdır ki, dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir”(3) diyen Atatürk, her toplumun iki cinsten oluştuğunu, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinilmesini o toplumu yarı yarıya zayıflattığını vurgulamıştır.

Atatürk, Türk kadınına Türk ordusu saflarında resmen ve üniformalı olarak yer veren ilk generaldir. O,“kadın meselesinde cesur olalım. Kuruntuyu bırakalım, açılsınlar, zihinlerini ciddi ilimler ve fenlerle süsleyelim”(4)derken, kadının hem kişiliğini kazanmasını, hem topluma katkısını hem de eğitilmesini istemiştir.

İlk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlayan 8 Mart, 1975 yılında daha yaygın olarak kutlandı ve sokağa taşındı.

Atatürk’ün 1923’lerden itibaren üzerinde titizlikle durduğu ve uygulamaya koyduğu kadın hakları için dünya, ancak 1975 yılında birlik olarak çaba sarfetme gereği duymuş ve bu yılı “Kadın Yılı” olarak ilân etmiştir.

Atatürk, kadın hakları ve statüsü konusunu sadece millî bir mesele olarak görmemiştir. Cumhuriyet’in kurulmasından sonra, konuyu süratle milletler arası alana götüren ilk insan Atatürk’tür. 22 Nisan 1935’te İstanbul’da Beylerbeyi Sarayı’nda “Milletler arası Kadın Kongresi”nin toplanması için imkânlar hazırlamış ve kongreyi himayesine almıştır. Dünya çapında ünlü kadınların ve yazarların katılımını da sağlayan kongreye gönderdiği telgrafta “Siyasî ve içtimai hakların kadın tarafından kullanılmasının, beşeriyetin saadeti ve prestiji bakımından elzem olduğuna eminim” ifadelerine yer vermiştir. Buna göre, Türk kadınının dünya kadınlarıyla ilişkilerinin alacağı şekil de Atatürk’ün “Türk Kadını’nın Dünya Kadınları’na elini vererek dünya barış ve güveni için çalışacağına emin olabilirsiniz” ifadeleriyle belirlenmiştir. (1)

"Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programında Türkiye de etkilenmiş, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapılmıştır. 1980 askeri darbesinden sonra dört yıl anılmadı 8 Mart. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından Dünya Kadınlar Günü kutlanmaya başlandı.

Kadınlar 80'li yıllarda 8 Mart'ı izinli yürüyüş ve şenliklerle kutlayamamışlarsa da, küçük gruplar mütevazi kutlamalarını sürdürdüler. 90'lı yıllarda kadın kuruluşlarının sayı ve çeşitliliğinin artması ile beraber 8 Mart daha geniş bir katılımla kutlanılır oldu.

8 Mart günü Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanır. Bu gün kadınlar tarafından ve / ya da kadınlar için konferans, gösteri ve eğlence gibi çeşitli etkinlikler düzenlenir. Kadınlar arası dayanışma ve kadınların toplumdan beklentileri vurgulanır.

Kadınlara özgü bir günün var olması düşüncesi ilk kez, 26-27 Ağustos 1910’da Kopenhag’da düzenlenen Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansında ortaya atıldı ve kabul edildi. Bir çok ülkede her yıl kutlanmaya başladı. İsveç’te ise 1912 yılından itibaren kutlanmaya başladı.

Ancak ilk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı ve değişen tarihlerde ama her zaman ilkbaharda kutlanıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921’de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı tarafından olmuştur.

İki dünya savaşı yılları arasında bazı ülkelerde kutlanması yasaklanan Kadınlar Günü, 1960’lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nde de kutlanılmaya başlamasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1977 yılında 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kabul etti.

Kaynak: NATIONALENCYKLOPEDIN

************

Verdiğimiz bu bilgilerden sonra, şöyle bir etrafımıza baktığımızda maalesef ve üzülerek belirtmek gerekir ki, sadece ülkemizde değil, dünyanın neresinde olursa olsun, hala ve hala kadınlar ikinci sınıf vatandaş olarak görülmekte, hakları ellerinden alınmakta, her türlü şiddete maruz kalmaktadır. Sadece bir güne sığdırılarak elbette bu sorunlar çözülemez ve ilk kutlanmaya başlandığı andan itibaren de çözülememiştir. Ancak biz kadınlarında önce kendi benliğimizi kazanmamız, kendimize kendimiz değer verip başkalarından karşılığını beklememiz gerektiğini düşünüyorum. Hiçbir şey alınmaz hak edilirden yola çıkarak, kendimize önce kendimiz sahip çıkmalıyız, kendi ayaklarımız üstünde durmayı öğrenmeli ve çocuklarımızı da ona göre yetiştirmeliyiz. Korkarak, bir şeylerden kaçarak ve ayıp sayılacağını düşünerekten hiçbir şeyin bize altın tepside sunulmasını beklememeliyiz. Hepimizde basın aracılığıyla izliyoruz; Doğuda hala pek çok genç kızımız 15-16 yaş aralığındaki kızlarımız okul yüzü görmemiş, dünyadan haberi olmadan evlendirilmeye çalışılıyor. Daha küçücük yaşında kendi gibi küçük bir varlığın sorumluluğu veriliyor ellerine ve birlikte büyümeye çalışıyorlar her ikisi de. Bu onların kaderi mi, yoksa kaderden öte bir şey mi ? Bu asla ve asla kader olamaz. Bazı şeyler vardır ki doğumdan itibaren yazılır insanların alnına ama buna kader diyemezsiniz. Bu tamamen insanların kendi ellerinde olan bir şey, değiştirmek ve değişmesi mümkün olan bir şey. Bu nedenle önce bizler yani kadınlar bu toplumda erkekle eşit bir birey olduğumuzu ve onlara ait olan her hakka bizim de sahip olduğumuzu bilmek zorundayız. Yasaların ve kuralların sadece erkeklere ait olduğunu değil, tüm bu yasa ve kuralların bizler içinde var olduğunu bilmek zorundayız. Yüce Allah “Cennet, anaların ayakları altındadır” derken, kadının önemini vurgularken, o zaman bu sözün önemine göre kendimizi bir ana, bir eş ve bir kadın olarak yüceltecek konuma getirmeliyiz ki, 08 Mart Dünya Kadınlar Günü bizim zafer günümüz olsun ve gerçekten bunu kutlamaya değer olsun….
Bu vesileyle Hepinizin, Hepimizin, Tüm Dünya Kadınlarının Günü Kutlu Olsun !....
Saygılarımla,...


Mehpare ÖĞÜT


ALINTILAR

(1)Burhan Göksel.“Atatürk ve Kadın Hakları”, Atatürkçü Düşünce, Türk Tarih Kurumu Basımevi,Ankara, 1992, s.924-25.

(2)Mahmut Tezcan.“Atatürk’ün Eğitim Anlayışına Felsefî ve Sosyolojik Bir Yaklaşım”, Atatürkçü Düşünce. Türk Tarih Kurumu Basımevi,Ankara, 1992, s.746

(3)Göksel, a.g.e., s.928

(4)Tezcan, a.g.e., s.746.

(5)Turhan Feyzioğlu. “Atatürk ve Kadın Hakları”, Atatürkçü Düşünce. Türk Tarih Kurumu Basımevi,Ankara, 1992, s.889.

2 yorum:

Mesiha dedi ki...

Eziz Mehpare xanim!
Sizi bu guzel bayram munasibetile urekden tebrik edir, mutluluklar dileyirem. Uzunuzden tebessum, kalbinizden sevgi eksik olmasin!!!
Sevgilerimle...

mai dedi ki...

Gününüz kutlu olsun efendim, hep mutlu kalın...