19 Eylül 2012




“Zaman” dedi “kalp”, “akıl” dedi “beyin”, seçemedi “insan !”

Yaşamak için herkesin kendine biçtiği bir rol vardı bu hayatta ve herkes kendi filminin kahramanı, herkes kendi filminin yönetmeniydi bu oyunda
Oyunun senaryosunu yazan ise evrenin ve her şeyin sahibi Yaradan dan başkası değildi. Bizler önce üzerimize düşen rolleri aldık birer birer. Önümüze iki yol çizildi her şeyden. Ya iyiyi ya da kötüyü oynayacaktın, karar sana aitti. Sonuçta ya kaybedecek ya da kazanacaktın, seçim senindi !...

Küçük bir yürekle çıktık önce yola… Farklıydı dünya gözümüzde, sevmiştik tüm renkleri, kendimize benzeyen her şeyi. Yabancılık çekmemiştik alışıvermiştik her şeye kolayca. Sonra zaman girdi devreye ve o minik yürek büyümeye başladı her geçen gün biraz daha, biraz daha…
Önce sevdiğimiz renklerden vazgeçmeyi öğrendik birer ikişer. Sayıları azalmaya başladı her geçen gün. Sonra biraz daha büyüdük, büyüdük. Bu sefer renklerin sayısı ikiye düşmüştü; biri siyah diğeri beyaz… Ve bize benzeyenleri de eksiltmeye başladık hayatımızdan her geçen gün biraz daha. Oysa ki ne kadar da bize benziyordu hepsi. Yanılmıştık ve her yanılgı sonucunda biraz da büyümenin verdiği gururla öğrenmeye başlamıştık hayatı. Güven diye bir kelime vardı dağarcığımızda ama her nedense onu yakalamak çok zordu. Güzel bir şey olduğunu öğrenmiştik ama kimde olduğunu bilmiyorduk. Derken hayatımıza dahil olmak isteyenler çıktı her geçen gün.. Ayrım yapmadan baktık onlara aynı gözlerle. Sevmek istedik yüreğimizle. Başlangıçta güzeldi, iyi gidiyordu, yolundaydı her şey. Sonra, sonra yakaladık onları kendi içlerinde sakladıkları irili ufaklı yalanların içinde. Sırtımızı döndüğümüzde ise öğrendik ki güven herkesin hak edebileceği bir şey değil. Bu ailen olsa bile… Hayat öğretiyordu her geçen gün bize yıkımların neden bu denli acı verdiği gerçeğini. Sürekli bir çabalama içerisindeydik ve hep bir şeyleri yakalama niyetinde. Oysa yakalayabileceğimiz bir şey olmadığını öğrenecektik ilerleyen yaşımızla. Ve en çok da zamanı yakalayamayacağımızı, onun ellerimizin arasından nasıl da bir sabun köpüğü gibi kaçıp gittiği gerçeğini. Ne yazık ki mümkün değildi zamanı yakalamak ve yanımızdan bize bakarak çekip gitmesine engel olmak. İyi değerlendiremediğimiz çok zamanlar olmuştu hayatımızda olacaktı da. Çünkü yürek bazen ve de çoğunlukla kullanmamıza engel oluyurdu aklımızı. Belki de ilk başta vermeliydik ona önceliği. Hiç olmazsa çekmezdik belki de bunca acıyı. Almazdık en derinden yaralarımızı. Zamanla birlikte kaybettiğimiz her şeyin bilirdik belki de daha çok kıymetini. Ve bazılarını daha önceden çıkartıp hayatımızdan katlanmazdık belki de suskunluklarımıza alet ederek kendimizi.

Ve gün geldi yol ayrımlarına düştük hayatla. Seçimler yapmamız gerekti çoğunluğumuz için. Kimisine çekip gitmek, kimisine beklemek, kimisine ise yola devam etmek düştü. Ve herkes oynadığı oyununda kendi rolüne razı gelerek devam etti yaşamına. Belki de yaptığımız seçimler sonrasında aldığımız bir neticeydi bu. Belki değil kesinlikle öyleydi. Çünkü baştan vermiştik önceliği yüreğe ve aklı atıp bir köşeye, dinledik yüreğimizin sesini bizi sağır edercesine. Akıl ise bir köşede bekliyordu kendisine döneceğimiz günü. Kimimiz oralı bile olmadık, duymadık, duymazdan geldik. Ve gün geldi kaldık ikisinin arasında. Karar veremedik hangisinin doğru söylediğine. Yürek beni seç derken sessizdi akıl. Oysa ki  sessizliğin içinde anlattığı ne çok şey vardı anlayamadığımız, belki de anlamaktan kaçtığımız. Zaman diyerek kaybettiğimiz onca şey.

Ve durmuştu artık büyüme faslı… Kendisine verilen oyunda büründüğü rol sayesinde ne çok şey öğreniyordu insan yaşarken. Yanımızdan çekip giden fırsatları, kaçırılan zamanları… Ve daha birçok şeyi. Kabul etmek gerekir ki seçimlerimizi yaparken her ne konuda olursa olsun geleceği de düşünmek gerekir. Sadece bugünü düşünerek çıkamayız hiçbir yola. Ve sadece yüreğimize kulak verip ihmal edersek aklımızı kullanmayı, yayan kalırız çıktığımız yolda.  O yüzden ne yolda kalmak ne de yanlış seçimler yapmamak adına vereceğimiz en iyi kararı vermeliyiz her konuda. Yaptığımız seçim her ne olursa olsun, hayatımızda onu yaşayacak ve bize sunacağı sonuçlarına katlanacağız. Ya iyi ya da kötü olacak; ya kaybedecek ya da kazanacağız… Ve bu ancak bizlerin elinde olan bir şey ki karar vermeliyiz her şeyden önce yürek mi akıl mı geçecek ilk sıraya !....

“Kararsızdı insan kullanamadı aklını… Uydu yüreğin sözüne harcadı tüm zamanları…”


Mehpare ÖĞÜT
EYLÜL 2012


ŞAİRANE @ 2007-2017. Blogger tarafından desteklenmektedir.

ŞAİRANE . 2017 Copyright. All rights reserved. Designed by Blogger Template | Free Blogger Templates