28 Ekim 2012






“Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”
                           _______________________
Mustafa Kemal ATATÜRK


“Cumhuriyet” sadece bir kelime değil aynı zamanda da bir yaşam biçimidir. Ve bu yaşam biçimini benimseyen toplumlar tıpkı ülkemizde de olduğu gibi, ülkeyi yönetecek başkanın halk tarafından belirli bir süre için ve belirli yetkilerle seçildiği yönetim biçimidir. Monarşi ve oligarşi olarak adlandırılan, egemenlik hakkının bir kişiye ya da aileye ait olmasının tam da zıttı dır Cumhuriyet…

Ülkemizde ise Cumhuriyet dönemine gelene dek Osmanlı Devleti 624 yıl hüküm sürmüş ve toplam 36 padişah tarafından yönetilmiştir.
Padişah, şah, kral, hakan, imparator, sultan gibi sadece tek bir kişinin yönetimine dayalı sisteme “mutlakiyet” adı verilmiştir ki bu da egemenliğin tek bir kişide toplandığını, o kişinin kuralları koyup / uyguladığını, halkın söz sahibi olmadığını göstermektedir… Mutlakiyet sisteminde halk isteklerini padişaha yardımcı olması için kurulan meclislere iletir, meclis üyeleri bu istekleri yöneticiye duyurur, yasa tasarısı hazırlanırdı. Bu yasa taslakları yönetici tarafından onaylandığı taktirde yasalaşırdı ki bu sisteme de “Meşrutiyet” denirdi…Ve bilindiği gibi Osmanlı Devletinde iki kez meşrutiyet ilan edilmiştir. İlki 1876’da, ikincisi ise 1908 yıllarında olmak üzere.
İkinci meşrutiyetin ilanından 6 yıl sonra da I.Dünya Savaşı başlamış ve dört yıl süren savaş sonucunda Osmanlı İmparatorluğu yenik sayılmıştır ve neticede Osmanlı toprakları İngiltere, Yunanistan, Fransa ve İtalya tarafından işgal edilmeye başlamıştır.

Bu sırada ülkenin gidişatına yön vermek ve düzeni sağlaması açısından Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919 Tarihinde Samsun’a gönderilmiştir. Pek çok ilde kongreler düzenleyen Mustafa Kemal Paşa "Tek bir egemenlik var, o da Milli egemenliktir. Ülkeyi, yine ulusun kendi gücü kurtaracaktır," ilkesiyle, yurdun her tarafından gelen ulus temsilcilerini 23 Nisan 1920 günü Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nde toplamıştır. Meclis Mustafa Kemal Paşa'yı 'Meclis Başkanı' seçmiştir. Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde Büyük Millet Meclisi, Türk Kurtuluş Savaşı'nı başlatmıştır. Halk ve düzenli ordular düşman kuvvetlerine karşı savaş vermiş, omuz omuza mücadele etmiştir.

“Kurtuluş Savaşının zaferle sonuçlanmasının ardından TBMM 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırmıştır. Padişah Vahdettin 'vatan haini' ilan edilmiş ve yurdu terk etmiştir”

“24 Temmuz 1923 günü İsviçre’nin Lozan şehrindeki Lozan Üniversitesi'nde, Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileri ile İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika, SSCB ve Yugoslavya temsilcileri Lozan Barış Antlaşmasını imzalamıştır. Bu antlaşma ile yeni bir devletin temelleri atılmıştır fakat devletin yönetim biçimi henüz belirlenmemiştir.”

“İkinci dönem Büyük Millet Meclisi, 11 Ağustos'ta ilk toplantısını yapmıştır ve 13 Ekim'de Ankara başkent ilan edilmiştir. Bu dönemde Atatürk egemenliğin ulusa dayandığı bir sistem olan cumhuriyet yönetiminin ilanı için hazırlıklar yapmaya başlamıştı. Atatürk 28 Ekim akşamı yakın arkadaşlarını Çankaya'da yemeğe çağırmış ve "Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz," demiştir.

29 Ekim günü Atatürk, milletvekilleri ile görüştükten sonra taslağı hazırlanan "Cumhuriyet" önergesini Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne vermiştir. Meclis önergeyi kabul etmiştir ve böylece Türkiye Devletinin yeni yönetimi biçimi Cumhuriyet, yeni ismi "Türkiye Cumhuriyeti Devleti" olarak belirlenmiştir. Atatürk, kurulan Türkiye Cumhuriyetinin ilk cumhurbaşkanı olmuştur. Halk da Cumhuriyetin ilanını sevinç ve coşku ile karşılamıştır.
Cumhuriyette Atatürk'ün de söylediği gibi, egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur. Ulus, kendini yönetme yetkisini, kendilerine temsil eden milletvekilleri aracılığı ile kullanır. Cumhuriyet yönetiminde, yurttaşın seçme ve seçilme hakkı vardır. Seçilen temsilciler, yasaları tasarlar ve yöneticileri ulus adına denetler. Ulus, seçimle yöneticileri seçebilir.”

29 Ekim 1923’te TBMM, Teşkilât-ı Esasiye Kanunu (1921 Anayasası)’nda yaptığı değişiklikle, devletin yönetim biçimini Cumhuriyet olarak ilan etmiştir. Aynı gece bu ilan, atılan 101 pare top ile ; 1924 yılında ise Cumhuriyetin ilanı şenliklerle kutlanmıştır.


Söze başlarken Cumhuriyet bir kelime değil bir yaşam biçimidir demiştik..Ve bu yaşam biçimini benimsemiş toplumlar diğer dünya devletlerinin hep bir adım önünde yer almışlar ve almaya da devam edeceklerdir.

Bizler ki 89. yılını kutlayacağımız Cumhuriyetimize her ne şart altında olursak olalım sahip çıkacak ve kanımızın son damlasına dek ülke savunmasında yer alacağımıza ant içmiş fertler olarak; bu ülke toprakları için verdiğimiz yüz binlerce şehidimizin önünde saygı ve şükranla eğiliyor;  bizlere bıraktıkları bu güzelim emanete sahip çıkmak için aradığımız kudretin damarlarımızda ki asil kanda mevcut olduğunu bir kez  daha yineliyoruz…

TÜRKİYE’M CUMHURİYET BAYRAMIN KUTLU OLSUN !...

Mehpare ÖĞÜT


ŞAİRANE @ 2007-2017. Blogger tarafından desteklenmektedir.

ŞAİRANE . 2017 Copyright. All rights reserved. Designed by Blogger Template | Free Blogger Templates