Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

14 Ocak 2010

DIŞARIDA ÜŞÜYEN HAZİRAN KALBİMDE HAZAN

Ocak 14, 2010 0
DIŞARIDA ÜŞÜYEN HAZİRAN KALBİMDE HAZAN

“Uygarlık ve barbarlık kardeştir.”
-Havel-

Dünya sığmıyor insana Havel,
yüzlerdeki, yüreklerdeki maske,
parada kir, suda klor, havada nem,
yüksek borsa, alçak basınç
ve kanun hükmünde ihanetler, sahtekâr jestler.

/İnsan, sığmıyor insana Havel! /

Ve her şey:
Şey!
Mesela o takvimler,... o günler
her biri şimdi kim bilir neredeler?
Yalancıdır aynalara gülümseyen o muhteşem gençlikler;
bir yaz yağmuru gibi çabucak geçecekler.
Bize kalan kurt kapanı sözleşmeler
ve iş akdi kıvamında morarmış evlilikler.

Oysa insanı büyüten yalnızlık mıdır Havel?


Biz bu kentlerde,
bu ömürlerin gecelerinde çürüsek bile,
şimdi eski dağlarda vakur bir şafak yırtılmaktadır
ve dışarıda üşüyen bir haziran;
kalbimde yılların tufanından artık bir hazan.

(Kalbimde hazan
ve şairdir elbet
sözcüklere rus ruleti oynatıp yazan!)

Dışarıda üşüyen bir Haziran.
Kanımda nikotin cehennemi;
Kısa kibrit, uzun duman:Yaan!
Yine yaan… Yine yaaaan!
Yan ki yangınlar bile yansın;
haklıdır içindeki abdal bırak ağlasın...




Bırak ağlasın, artık gündüzlerin ışığında aşk,
gecelerin sularında yakamozlar yok
ve kuşlar konsun diye gerilmiyor balkonlara
çamaşır ipleri;
duyuyorsun işte şiir de yazıyorlarmış iğfal şebekeleri!

Dışarıda üşüyen bir Haziran.
Dışarıda aşksız aşk, Aids, Hepatit b,
dışarıda hormonlu sevinçler, kokmayan güller.
Dışarıda dostluğun, puştluğun kolunda gülümsemesi;
ama öğrendim karanlıklardan ışık destelemeyi
ve baka baka irkilmiş gözlerine hayatın:
İnatla…İnatla gülümsemeyi;
öğrendim içimdeki abdalı hünerle gizlemeyi...

(Herkes fanusuna asmış kendini;
bu yüzden beklemiyorum farklı kıyametleri...)

D ı ş a r ı d a ü ş ü y e n b i r H a z i r a n.
D ı ş a r ı d a ö l d ü i n s a n.
Ö l d ü i n s a n…
H i ç b i r k i t a b a y a k ı ş m a d a n!

Ben de yaza yaza çürütüp dünlerimi;
her gün bu cehennemden çalıyorum kendimi…

Bu yüzden her şey:
Şey!
Havada hava, günlerinde gün, evlerde sarmısak soğan;
hepsi bu işte basit, olağan.
Her şey şey’dir;
inandıklarımızdır belki de yalan.
Abarttığımızdır,
kül’dür herkesin payına kalan...

Yılmaz ODABAŞI

10 Ocak 2010

YARALARA DAİR

Ocak 10, 2010 0
YARALARA DAİR

Yaşlı ve çirkin bir tüccar; karşılığını parayla ödeyeceği zevk gecesi için olağanüstü güzel,ama taş kalpli bir fahişeye gitmiş... Sabaha karşı, yaşlı adamın uykuya dalmasını fırsat bilen genç kadın,soyguncu dostlarını çağırmış. Ne var ki tüccar, tilki uykusundan fırladığı gibi olanca gücüyle karşı koymaya..., dövüşmeye başlamış.Haydutlar hem kalabalık, hem de işinin ehliymiş. Onu kolayca köşeye sıkıştırmışlar. Ancak ne kadar vururlarsa,bu zayıf ve çirkin bedende yara açılmadığını, can alıcı darbelerin hiç iz bırakmadığını görmüşler... Bıçaklarını, kılıçlarını çekmişler... Ancak en keskin bıçak, en acımasız kılıç bile tüccara hiç bir şey yapamıyormuş....Sonunda korkup kaçmışlar... Dövüşü izleyen kadın, yaşlı adamın mucizevi gücünden etkilenmiş, bir kez daha -ama bu kez aşk adına- tüccarla sevişmek istemiş. Onu hayranlıkla, arzuyla, şefkatle okşamaya başlamış...Gelgelelim güzel kadının her dokunuşunda tüccarın bedeninde yeni bir yara beliriyormuş. Dövüşün,darbelerin, bıçakların, kılıçların açtığı yaralarmış bunlar... İçten bir ilgi ve şefkat görene dek gizli kalmışlar.Sonunda tüccar kanlar içinde kadının kollarına yığılmış, ölmüş....

Tam bu türden hayatlar yaşamıyor muyuz? Aşktan bunca korkmamız bu yüzden değil mi? Kimsenin kollarında yığılıp can vermek istemiyoruz.Çünkü zaten, her yanımız kılıç yaralarıyla dolu. Ama bir şekilde kapanmış, kabuk bağlanmış yaralar onlar....Nasıl yapmışsak yapmışız üstesinden gelmişiz... Ama biri, kabuk tutmuş yaraları okşamaya başladığında,cırt diye açılıveriyor ve oluk oluk kanama başlıyor yeniden.... Birine teslim olduğumuzda, anlatmaya başladığımızda, içimizi döktüğümüzde bedenimiz ve ruhumuz kan içinde kalıveriyor....
O yüzden değil mi içimizi tutmamız?Birisine teslim olmaktan korkmamız?Ortalıkta tedirgin ve gergin dolanmamız?"Anlatsam mı, anlatmasam mı?" kararsızlığımız,"Bu sevgi beni acıtır mı?" kuşkularımız.... Her zaman seni üzecek birileri olacaktır.Yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğini iyi seçmek.


Gabriel Garcia MARQUEZ

AŞK VE SEVGİ ARASINDAKİ FARKLAR....

Ocak 10, 2010 0
AŞK VE SEVGİ ARASINDAKİ FARKLAR....
1- Aşk isyancıdır, sevgi kabullenici.

2- Aşk devrimcidir, sevgi statükocu.

3- Aşk illegaldir, sevgi yasal.

4- Aşk serttir, sevgi yumuşak.

5- Aşk şiddettir, sevgi şefkat.

6- Aşk yabancıdır, sevgi tanıdık.

7- Aşk sekstir, sevgi sarılıp yatmak.

8- Aşk tendir, sevgi ruh.

9- Aşk yolcudur, sevgi hancı....

10- Aşk gidicidir, sevgi kalıcı.

11- Aşk ‘an’dır, sevgi asır.

12- Aşk bugündür, sevgi yarın.

13- Aşk ‘sen’dir, sevgi ‘siz’

14- Aşk ‘eşsiz’dir, sevgi birliktelik

15- Aşk entrikadır, sevgi dürüstlük.

16- Aşk yangındır, sevgi su.

17- Aşk risktir, sevgi sigorta.

18- Aşk özgürlüktür, sevgi bağlılık.

19- Aşk ‘petrus’tur, sevgi ‘buzbağ’.

20- Aşk ‘viagra’dır, sevgi padişah macunu.

21- Aşk ‘kan’dır, sevgi ‘can’.

22- Aşk karışıktır, sevgi düz.

23- Aşk delidir, sevgi akıllı.

24- Aşk ‘belki’dir, sevgi kesin.

25- Aşk yağmurdur, sevgi güneş.

26- Aşk ‘haz’dır, sevgi doyum.

27- Aşk ‘imkansız’dır, sevgi mümkün.

28- Aşk deliliktir, sevgi akıl.

29- Aşk ‘ıssız ada’dır, sevgi ‘anakara’.

30- Aşk ‘derya’dır sevgi okyanus...

....

Ocak 10, 2010 0
....

KİN TUTMAZ KALEMİM, BİLİRSİN

Ocak 10, 2010 0
KİN TUTMAZ KALEMİM, BİLİRSİN

Sen bir kitap kapağı gibi kapamışken adımı, ben her sözcükte seni okuyorum harf harf…

Tümcelerimin boyun büküşlerine aldırma yar!
Gözü yaşlı satırlarımın k(c)an döküşlerinde büyütüyorum keşkelerimi…
Harflerimin ayağı kayıyor uçurumlarından.
Oysa sen bir liman sakinliğiydin yüreğime…
bir gün batım...ı huzuru…
uçsuz bucaksız bir özgürlüktün mavilerime…
ateşe verdin kıyılarımı apansız, sinsice…
züleyha’nın kaderine razıydım Yusufsun diye…
peşinden koşmaya, kınanmaya, dile düşmeye…
nerden bilirdim dil(in)den düşeceğimi?

Bir sözünle ateşe verdin uğruna ödenen bedelleri…
Gitme demem, git şimdi!
Bir metalin içine bindirip vedalarını, son bir kez kokunu çekmeden tiryakiliğim, son bir kez düşmeden kollarının girdabına, bir buseyi çok görüp alnıma, en kara yazgıları sür de git!..

Son fethedilen miyim meçhul ama, sen son Fatih’im…
Bilsen, kaç varlığa hiçlikti fetihlerin…
Ama dur, gitme!...
Şu topraklarımda dalgalanan sancağını indir, öyle git!
Yüreğimden sevdanı, dilimden adını sök de git!
Ciğerlerimden kokunu, gönlümden gözlerinin okunu çek de git!
Sözlerimi esaretten kurtar, dilimi çöz de git!

Kaç kez uğurladım seni bu kentten? Kaç kez boynu bükük bıraktın ardından el sallayışlarımı garlarda?
Dönüşünün umuduyla gidişine dayanamazken, bu müebbet vedaya nasıl dayanırım söyle?
Ah yar…
en yakınımken uzağımdın. Şimdi benden öte bensin ki, ben bana t-uzağım…

Kin tutmaz kalemim, bilirsin.
Sen kapatsanda c-ismimin üstüne son sayfanı, bu masalın devamını bir ömür bekler yüreğim…
Sana git diyebilmek için kaç alfabe satın aldım z-amansız pazarlıklarla bilsen.
Tüm kırgınlıklarımı çıkarıp kumbaramdan saydım, bir “git” etmedi.
Yanında “me”si olmayan bir git yakıştırılmadı sevdama…
Ama çok istiyorsan, işte orda; alfabemin kıyısında bir “git”…
Eksİk ,mahzun, çaresiz…
İster al git, istersen k-al git-me Yar!...

Yar demişim sana… yokluğun dipsiz bir yar! İşte, diz çöküyor sevdana yüreğim, gitme!...
Gitme, sensiz ıssız bu diyar…

Yoklukluğun ortasında yok olan bir varlığa tutundum. O hüzün ki sevdanın nefesi, en çok yakışan bize.

Kahraman TAZEOĞLU

CAN BORCU!

Ocak 10, 2010 0
CAN BORCU!
Adam genç kadına seslendi:
-Bana gözyaşı borcun var!
Genç kadın sordu:
-Nasıl öderim?
Adam gözlerini kırptı;
-Haydi gülümse!
Gülümsedi genç kadın. Adam mendilini çıkarıp borcunu sildi.
Adam seslendi yine;
-Bana mutluluk borcun var!
Genç kadın biraz mahçup sordu:
-Nasıl ödeyebilirim?
Heyecanlandı adam.
-Haydi yat dizlerim...e!
Genç kadın yattı dizlerine usulca.
Adam şefkatle taramaya başladı saçlarını kadının. Saçları güneşe ve yagmurlara hasret baharlara benziyordu.
Çaresizligini ördü sıra sıra.
Genç kadının gözlerinin içine baktı;
-Bana yürek borcun var!
Borcunun farkındaydı sanki genç kadın
-Bu borcu nasıl ödeyebilirim?
Adam kollarını uzattı
-Haydi tut ellerimi!
Sümbül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın.
Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde.
Adam sonkez seslendi;
-Bana can borcun var!
Kadın irkildi;
-Can mı?
Sigarasından derin bir nefes çekti adam,
-Evet... Can borcun car. Sensizlik öldürüyor beni.
Hoşuna gitti sözler kadının.
-Peki borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun?
Adam biraz yaklaştı;
-Yum gözlerini!
Yumdu gözlerini. Adam da yumdu gözlerini. Masumca bir öpücük kondurdu kadının dudaklarına
-Bu ne şimdi yaptıgın? diyerek çattı kaşlarını kadın...
Adam kekeledi;
-Hayat öpücügüydü!
KIsa bir sessizlik ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle...
Adam şaşırdı;
-Ya bu senin yaptıgın neydi?
Genç kadın kapıya yöneldi;
-Veda öpücügü!
Kalan borçlarına karşılık yürek dolusu çaresizlik ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine bırakıp gitti genç kadın.
Adam koştu peşinden sümbülleri geri verdi kadına.
-Ne olur iyi bak umut çiçeklerime, solmasınlar...
Genç kadın sümbülleri aldı;
-Merak etme, gün aşırı sularım çiçeklerini!
Adam sevindi;
-Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter!
Kadın gözden kaybolurken haykırdı adam;
-Umutlarımı kefil yaptım. Unutma, bana aşk borçlusun!
Haykırışı yagmura karıştı.
Kadın, yagmuru hissetmeyen kalabalıga...

SAKLANAN SEVDALAR

Ocak 10, 2010 0
SAKLANAN SEVDALAR

Çoğumuz duygularını saklamanın daha doğru olduğunu sanıp ne kadar yanılıyoruz değil mi? Oysa sevgi beslenmeli, karşılıklı özveriyle desteklenmeli. Her gün yeni bir sürpriz için çaba sarfedip sevgiyi yaşatmak için emek vermeli. Ama ne yazık ki evliliklerde garanti gözüyle bakıp hiç emek harcamadığımız ...gibi hesapsızca tüketip, har vurup harman savuruyoruz sevgileri.

Ne yazık...

Oysa ne zor bulunur sevgiler. Özellikle karşılıklı olanı yakalamak ne küçük bir olasılık. Ama
kaybetmek ne kadar kolay ve çabuk. Koca bir sevginin katili oluveriyoruz çarçabuk. Bence sevgi katilleri de yargılanmalı ve cezaya çarptırılmalı. Çünkü kapanması ve onarımı olanaksız bir ton yara bırakıyor ardında.Sonra bir ton da yaralı insan. Öleceğiz zannedip ölmüyoruz acısından. Ama sürüm sürüm sürünüyoruz.Sonrasında yeni sevdalara kuşkuyla bakıp olası mutluluklara kapatıyoruz pencerelerimizi. Korunmak adına anlamsız kaçak güreşler daha da yoruyor insanı.Şöyle kararlı, tutup koparıverecek, ayaklarımızı yerden kesecek kadar cesur birini bekleyip ömür tüketiyoruz. Bir de bakıyoruz ki yolun sonuna gelivermişiz. Ne çabuk geçmiş zaman. Ne kolay tüketilmiş sevdalar. Ne hesapsız harcayıp ne derin yaralar açmışız. Bir o kadar yara da biz edinmişiz hayattan. Hayatın son durağında, mevsim çoktan kışa dönmüş, gelecek vasıtayı bile kestiremez olmuşuz.

Neyin adına peki...

Ahh Korunma iç güdüsüyle sakladığımız seviler ahh...
Üstelik taze tüketilmesi gerekirken saklamaya kalkıştığımız, hem de saklama koşullarına da uyulmadığından çürümüş, kokuşmuş, çürüdükçe de etrafını çürütmeye devam eden, tümörleşen, duygu depocukları ne çok canımızı acıtmış. Bize sunulmadan bayatlamış ve sunulduğunda da besin zehirlenmesine yol açmış seviler. Hayat ne bayat noktasına gelmişiz bu yüzden. Ve ne kadar geç kalmışız hayata.
İşte hayat bu.
Ben de galiba hayat ne bayat noktasında, gelecek vasıtayı kestiremiyorum artık.Umarım siz tazeyken tüketmeyi becerebilirsiniz duygularınızı ve hayat arkadaşınızı besin zehirlenmesinden kurtarırsınız. Çok mutlu olmanız dileğiyle....


Can DÜNDAR

30 Aralık 2009

NİCE MUTLU SENELERE SEVDİKLERİNİZLE BİRLİKTE...

Aralık 30, 2009 2
NİCE MUTLU SENELERE SEVDİKLERİNİZLE BİRLİKTE...
Her sene olduğu gibi yeni umutların, sevinçlerin, paylaşımların, dostluk ve sevginin dilendiği koskoca, pırıl pırıl bir yıla merhaba diyoruz…

Bitirdiğimiz yıl içerisinde kimi zaman güldük, kimi zaman ağladık; sevindik – üzüldük ama hiçbir zaman ve bir an olsun yüreğimizde ki ümitlerimizi yitirmedik… Belki kendimizi tam olarak ifade edemediğimiz zamanlar, derdiğimizi anlamayan insanlar ve hayallerimizin suya düştüğü anlar oldu ama yine de yaşama sevinciyle birlikte attık adımlarımızı, kurduk hayallerimizi ve umutlandık geleceğe dair…

Şimdi yeni bir yıl… Yeni umutlar, yeni başlangıçlar yapma zamanı…

Eski yılda yaşadığımız tüm olumsuzlukları, hayal kırıklıklarını, üzüntüleri ardımızda bırakıp geleceğe umutla bakmak zamanı…

Artık önümüzde koskoca bir sene var… Koskoca bir 365 gün ! Geçmiş yılda yapamadığımız, gerçekleşmesini isteyip de gerçekleştiremediğimiz ve dilediğimiz her şey için işi başından sıkı tutmalı ve asla yılmamalıyız. Eğer aman sende koca bir sene var nasıl olsa deyip de gevşek davranırsak şimdi söylediğimiz ve düşündüğümüz her şeyi bir sonra ki yıla girerken de tekrarlamak zorunda kalacağız.. O yüzden her şeyden önce neyi isteyip neyi istemediğimize karar vermeli, ondan sonra da gerçekleşmesi adına harekete geçmeliyiz ki hedeflerimize ulaşabilelim…

Yeni yıl… Yeni beklentiler… Yeni umutlar…Yeni aşklar…Yeni dostluklar… Ama her şeyden önce de sağlıklı bir yıl olması dileklerimle,,,

Tüm Blogcu, Blogspot ve de bloğuma tesadüfen ulaşıp ziyaret ederek yorumlar bırakan tüm dostlarıma, ziyaretçilerime sağlıklı, mutlu, neşe dolu, sevgi dolu, sevdiklerinizle birlikte dopdolu bir yıl temenni ediyorum..

Yeni yılda tüm isteklerinizin gerçekleşmesi ve dileklerinizin yerine gelmesini, sevgilerinizin ve sevenlerin artarak çoğalması ve sımsıcak yüreklerinizden umutların eksik olmaması dileklerimle,,,

NİCE NİCE MUTLU SENELERE HEPBİRLİKTE DİYORUM….



Sevgilerimle,,,
Mehp@re

29 Aralık 2009

BİLMEM Kİ NASIL ANLATSAM...

Aralık 29, 2009 0
BİLMEM Kİ NASIL ANLATSAM...

Bilmem ki nasıl anlatsam
Nasıl nasıl size derdimi
Bir dert ki Yürekler acısı
Bir dert ki Düşman başına
Gönül yarası desem... değil
Ekmek parası desem... değil
Bir dert ki Dayanılır şey değil!

ORHAN VELİ

ERDEMLİ İNSANLARIN DOKUZ DÜŞÜNCESİ VARDIR

Aralık 29, 2009 0
ERDEMLİ İNSANLARIN DOKUZ DÜŞÜNCESİ VARDIR


"Erdemli insanların dokuz düşüncesi vardır:

1. Baktıklarında berrak görmeyi düşünürler,

2. Dinlediklerinde iyi duymayı düşünürler,

3. Görünüşleri bakımından cana yakın olmayı düşünürler,

4. Davranışlarında saygılı olmayı düşünürler,

5. Konuşmalarında doğru sözlü olmayı düşünürler,

6. İşlerinde ciddi olmayı düşünürler,

7. Kuşk...uya düştüklerinde soruları nasıl soracaklarını düşünürler,

8. Öfkelendiklerinde sorunları düşünürler,

9. Kazancı gördüklerinde adaleti düşünürler...

KONFİÇYUS