Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

14 Şubat 2010

EN GÜZEL KALP

Şubat 14, 2010 0
EN GÜZEL KALP

Genç bir adam kendi kalbinin yörenin en güzel kalbi olduğunu ilan etmişti.
Onu görenler de bunu onaylamıştı.
Birden kalabalığı tam ortadan yaran yaşlı bir adam genç adama doğru yürüdü ve :

"Senin kalbin benim ki kadar güzel değil "dedi.

İşte tam o anda kalabalık ve genç adam yaşlı adamın kalbine doğru baktılar.
Çok hızlı çarpıyordu, fakat içinde çok fazla yara ve zaten çok az kalan boşluklarda çentikler vardı, onların da üzeri keskin çentiklerle dolu idi.
Yaşlı adamın yaşlı kalbinin çok acı çektiği belli oluyordu.

İnsanlar şaşırmıştı, yaşlı adam nasıl bu kalbin en güzel kalp olduğunu söyleyebilirdi.

Genç adam gülerek "şaka ediyor olmalısın" dedi yaşlı adama, "benim kalbim pürüzsüz mükemmellikte iken seninki gözyaşları ve acılardan oluşmuş yara izleri ile dolu"

"Doğru" diye yanıt verdi yaşlı adam

"Senin kalbin mükemmel gözüküyor fakat ben asla yaşlı kalbimi senle değişmem.O gördüğün her yara benim sevgimi verdiğim bir kişiyi gösteriyor.
Onlara kalbimin bir parçasını seve seve verdim, onlar da kendilerinden bir parçayı bana verdiler.
Bu yüzden bu parçalar benim verdiğim parçalara bazen tam uymadılar ve üstünde ya da köşelerinde pürüzler oldu.
Fakat ben onların her parçasını tek tek seviyorum, çünkü onların her biri paylaşılan sevgileri, dostlukları bana hatırlatıyor.
Bazen de sevgimin ve dostluklarımın karşılığını alamadım.
O kalbimin içindeki yara dolu boşluklar da bu yüzden, ucu kıvrık bıçak gibi ve oldukça da acı verir.
Fakat hala boşturlar ve başka kalplerin de bana sevgi ve dostluklarını verebileceklerini, böylece de bu boşlukları doldurabileceklerini gösterir ve benim hala o umutla yaşamamı sağlar.

Şimdi söyle genç adam, sence hangi kalp daha güzel ?"

Genç adamın gözleri sevgi gözyaşlarıyla dolmuştu.
Yaşlı adama doğru yürüdü ve kalbinden genç ve güzel bir parçayı dostça ona doğru verdi. Yaşlı adamın kalbinde hala birçok boşluk vardı.
Yaşlı adam genç adamın cömertçe verdiği kalbi dostlarının olduğu bölüme yerleştirdi, üzerine çentikler attı ve yerine bir güzel oturturdu.
Genç adam kendi kalbine doğru baktı, artık eskisi kadar mükemmel ve pürüzsüz değildi. Tâki yaşlı adam ona kendi kalbinden eski fakat güzel bir parça verene kadar.

Sonunda genç adam ve oradaki kalabalık gerçek kalbin güzelliğini anlamıştı.

Kalbi güzelleştiren onunla paylaşılan sevgi ve dostluktu.
İçinde sevgi barındırmayan ve taşımayan hiç bir kalp gerçekten güzel olamazdı...

"alıntıdır"

UNUTMAYALIM !

Şubat 14, 2010 0
UNUTMAYALIM !

Olumlu ilgi , çocuğunuzu mutlu eder, kendine olan güvenini artırır.Çözüm Önerileri Getirmek, Övme, teşekkür, iftihar ve hayranlık gibi olumlu ilgi gösterme şekilleri kişinin moraline gerçek bir katkıda bulunur.

Olumsuz ilgi ise üzer ve yenik düşürür. Eleştiri ve gülünç bulma, hayal kırıklığı ve güvensizlik kişiyi üzer ve yıpratır.

İster olumlu ister olumsuz tüm etkiler ya fiziksel ya da psikolojiktir.

Olumlu: Öpme, kucaklama, okşama, sırtını sıvazlama, övme, teşekkür, göz kırpma, takdir eden bir bakış

Olumsuz: Dayak, eleştiri, küçümseme, tepeden bakma

ÇOCUKLARIMIZLA ARAMIZA DUVARLAR ÖRMEYELİM, KÖPRÜLER KURALIM.
ÇOCUĞUMUZUN ÖZGÜVENİNİ ARTIRMAK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?

» Ona Sık Sık Söz Hakkı Verin.
» Kendini Ve Duygularını Ne “Ne Düşünüyorsun, Nasıl Hissediyorsun” Gibi Sözlerle Anlamaya Çalışın.
» Onun Fikirlerine Değer Verdiğinizi Hissettirin.
» Onun Olumlu Davranışlarını Kesinlikle Takdir Edin.
» O Konuşurken Onun Yüzüne Bakın Ve Ciddiye Alındığını Hissettirin.
» Onun İçin Zaman Ayirin.
» Yaşına Uygun Görevler Verin Ve Daha Sonra Başarısını Takdir Edin.
» Onun Ile Değişik Konularda Sohbet Etme Ortamı Oluşturun.
» Onun Korku Ve Endışelerine Saygı Duyun.
» Aşırı Eleştirici Olmaktan Ve Yargılayıcı Olmaktan Çekinin.
» Hatalı Davranışlarını Konuşarak Uyarın Ve Ona Dogru Olanı Anlatın.
» Başkalarının Yanında Onu Küçük Düşürmeyin.
» Onun Başarısızlıklarını Büyütmeyin.
» Başkaları İle Kıyaslamayın.
» Kabiliyetlerini Farkedin Ve Teşvik Edin.
» Topluluk İçerisinde Söz Almasını Teşvik Edin.
» Onu Sık Sık Sevdiğinizi Söyleyin.
» Onun İçin Önemli Olan Şeylere Siz De Önem Verin.
» Onun Önemli Günlerini Unutmayın
» Sadece Onun İçin Ayırdığınız Zamanlar Olsun.
» Yanlış Ve Uygunsuz Cezalandırmadan Kaçının.
» Ondan Beklentileriniz Çok Aşırı Olmasın.
» Ona Yaşından Ve Olduğundan Küçükmüş Gibi Davranmayın
» Onunla Birlikte Sosyal Aktivitelerde Bulunun....


Alıntı..

EĞİTİM AİLEDE BAŞLAR:

Şubat 14, 2010 0
EĞİTİM AİLEDE BAŞLAR:

Herkesin bildiği bir söz vardır: “Eğitim ailede başlar” Her aile başarılı çocuklar yetiştirmek ister. Bunu gerçekleştirmek için çocuğuna her türlü imkanı hazırlar. Ancak unutulmaması gereken bir konu daha vardır ki, o da çocuğun kimlik gelişimidir. Çocuğun içinde bulunduğu dönemi nasıl atlattığı çocuğun hayatta kazanacağı başarıları kadar önemlidir.

“Dünyadaki aynalar gümüşlenmiş cam parçaları değil çocuklarımızdır. Çünkü onlar sizi yansıtır. ” Çocuk gerçekten de aileyi yansıtır. Ailedeki bireylerin kişilik yapısı çocuğun kişilik yapısını şekillendirir.

Ailenin çocuğa verdiği eğitimle çocuğun kişilik yapısı şekillenecekse aile çocuğa nasıl bir eğitim vermeli?.. Öncelikle her aile çocuklarını ayrı bir birey olarak görüp kişiliklerine , bağımsızlıklarına saygı duymalıdır. Bunu yapmak için iletişim çok önemlidir.

Her şeyden önce etkin dinlemenin bilinmesi gerekmektedir. Batılı psikolog Publilus Syrus;”Çocuğuna servet bırakmak isteyen anne- baba, ona iyi dinlemeyi öğretmelidir"diyor. Etkin dinleme için kişinin söylediklerinin gerçek anlamlarının kavranması gerekir. Duyulduğunu ve anlaşıldığını bilmek çok güzel bir duygudur.

Çocuklar sevgiye tepki verirler.

Çocuğunuzun söylediklerini duymak istemelisiniz.

Çocuğunuzun duyguları sizinkinden ne kadar farklı olursa olsun onun duygularını kabul etmelisiniz.

Duyguların sürekli değil, geçici olduğuna inanmalısınız.

Çocuğunuzun ayrı ve farklı bir birey olduğunu kabul etmelisiniz.

Çocuğunuzun sorunları olduğunda yanında olmalı fakat sorunlarını kendisi çözmesi için onu yanlızca cesaretlendirmelisiniz.

Çocuğunuzla İletişiminize Engeller Nelerdir?

Acaba hangimizin gören bir bakışa, duyan bir kulağa gereksinimi yok? Dr. Pire’nin “İnsanların çoğu duvar, çok azı da aralarında köprü kurarlar” sözü günümüzün yogun temposuna kendini kaptiran insanlarin (yani bizlerin) arka plana ittigi çok önemli bir gereksinimi vurguluyor. Özellikle çocuklarımızla olması gereken yakınlaşma ve iletişim gereksinimi.

Çocuklarımızla iletişimimize engel olan, konuşmalarımızı yüzeysel kılan ve gerçek dinlemeyi engelleyen tavırlara bir göz atalım:

Emir Vermek, Uyarmak, Gözdağı Vermek,Ahlak Dersi Vermek,Öğüt Vermek ve Nutuk Çekme

GÜNÜN HİKAYESİ...

Şubat 14, 2010 0
GÜNÜN HİKAYESİ...

Kralin biri, yuruyus icin sarayindan ciktiginda bir dilenciye rastlar. Ona sorar: 'Ne istiyorsun?'. Dilenci guler ve 'sanki istegimi yerine getirebilirmissin gibi soruyorsun!' der. Kral alinir ve 'Tabii ki istegini yerine getirebilirim. Nedir? Sadece soyle' der.

Dilenci 'bir soz vermeden once iki kere dusun' diye krali uyarir.

Dilenci siradan bir dilenci degildir, kralin gecmis hayatinda Ustadidir ve gecmis hayatinda krala su sozu vermistir: 'Gelecegim ve seni gelecek hayatinda uyandirmaya calisacagim. Bu hayatinda kacirdin ama tekrar gelecegim.'

Kral bu sozu tamamen unutmustur..Kim gecmis hayatlari hatirlar ki! Kral israrina devam eder: 'Ne istersen gerceklestirecegim. Ben cok guclu bir kralim, sana veremeyecegim ne isteyebilirsin ki?'

Dilenci 'Cok basit bir istek...bu kaseyi goruyor musun? Bunu herhangi birseyle doldurabilir misin?'

Kral 'Tabii ki!' der ve yardimcilarindan birisini cagirir ve emreder 'Bu kaseyi parayla doldurun'. Yardimcisi gidip bir miktar para alir ve kasenin icine doker ama para gozden kaybolur ve ne kadar para koyarlarsa koysunlar kase hep bos kalir.

Tum saray ahalisi toplanir. Soylenti gitgide tum sehre yayilir ve ahali biraraya gelir. Kralin prestiji sarsilmaya baslamistir. Kral yardimcilarina 'tum krallik gitse kaybetmeye hazirim ama bu dilenci tarafindan yenilemem' der.

Elmaslar, inciler ve zumrutler, kral tum zenginliklerini bosaltmaya baslar. Kasenin sanki dibi yoktur. Icine ne konursa ama ne konursa aninda yokolur. En sonunda aksam olur ve kalabalik tam bir sessizlik icindedir. Kral dilencinin ayaklarina kapanir ve yenilgiyi kabul eder. 'Bana sadece bir tek sey soyle. Zafer senin ama burayi terketmeden merakimi gider. Bu kase neden yapilmistir?' . Dilenci bir kahkaha atar ve 'Insan zihninden yapilmistir. Bunda bir sir yok. Insan arzularindan yapilmistir.'

Bu anlayis tum hayati donusturur. Bir isteginizi, arzunuzu dusunun. Mekanizmasi nedir? Once cok buyuk bir heyecan vardir, macera vardir, kendinizi cok hevesli hissedersiniz. Birsey olacaktir ve siz tam ucundasinizdir. Sonra arabayi, yati, kati, esinizi elde edersiniz. Ve bir anda yine hersey anlamsiz olur.

Peki ne olur? Zihniniz yarattiginizi yokeder.

Aldiginiz araba park yerinde durur ama artik heyecan yoktur. Heyecan sadece onu elde etmededir. Isteginizle oyle sarhos olursunuz ki, icinizdeki boslugu unutursunuz. Istek yerine gelir, arabayi alip park yerine koyarsiniz, para kazanip banka hesabiniza koyarsiniz, ev alirsiniz, heyecan yokolur. Yine o bosluk oradadir ve sizi yemeye hazirdir. Yine bir baska istek, arzu yaratmaniz ve o bosluk duygusundan kacmaniz gerekir.

Insan bir istekten digerine iste boyle gider. Insan boyle dilenci kalir. Tum hayatin bunu tekrar ve tekrar kanitliyor. Tum istekler seni yorar ve hedef gerceklesince yeni bir istege, arzuya daha ihtiyac duyarsin.

Bu tur isteklerin, arzularin basarisiz olacagini ve icindeki boslugu dolduramayacagini anladigin gun hayatinda bir donum noktasi olacak.

Diger yolculuk icedir. Ice don ve evine geri gel.

Gunun dusuncesi:

Ofke bilgeligi, ego saygiyi bitirir
Endise hayatinizi yer, rusvet adaleti bitirir
Acgozluluk durustlugu bitirir, korku bir insani yer bitirir
En buyuk ziynetiniz kendi kutsalliginiz, kendi asaletinizdir..
Sevgiyle kalin,

YAŞAMI KULLANMA KILAVUZU

Şubat 14, 2010 0
YAŞAMI KULLANMA KILAVUZU


1. Size bir vücut verilecektir. Onu beğenebilir ya da ondan nefret edebilirsiniz, ancak kesin olan bir şey varsa o da ömrünüzün geri kalanı boyunca ona sahip olacağınızdır.

2. Dersler öğreneceksiniz. Yeryüzünde Yaşamak isimli tam zamanlı bir okula kaydoluyorsunuz. Her kişi veya her olay birer Evrensel Öğretmen'dir..

3. Hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır. Büyümek bir deneyim sürecidir.
Başarı kadar yenilgiler de bu sürecin bir parçasıdır.

4. Bir ders öğrenilene kadar tekrar edilir. Bu ders, ta ki siz öğrenene kadar size çeşitli biçimlerde anlatılır. Ancak ondan sonra bir sonraki derse geçebilirsiniz. .

5. Eğer kolay dersleri öğrenemezseniz bu dersler giderek zorlaşırlar. Dışsal sorunlar içsel durumunuzun kesin bir yansımasıdır. İçsel engelleri ortadan kaldırdığınız zaman dış dünyanız değişir. Acı, evrenin sizin dikkatinizi çekme şeklidir.

6. Davranışlarınız değiştiği zaman bir dersi öğrenmiş olduğunuzu anlarsınız.. Bilgelik egzersizdir. Bir şeyin bir parçası, hiç bir şeyin bir çoğundan daha iyidir.

7. Buradan daha iyi bir orası yoktur. Orası dediğiniz yer burası olduğu zaman gene buraya kıyasla daha iyiymiş gibi görünen bir orası olacaktır.

8. Diğer insanlar yalnızca sizin aynanızdırlar. Diğer bir kişinin bir yönü sizin kendinizde sevdiğiniz ya da nefret ettiğiniz bir yönünüzü yansıtmadıkça onu sevmeniz ya da ondan nefret etmeniz mümkün değildir..

9. Yaşamınız size bağlıdır. Yaşam size tuvali sunar, resmi siz yaparsınız. Yaşamınıza sahip çıkın, yoksa başkası sahip çıkacaktır.

10. Daima ne isterseniz onu alırsınız. Bilinçaltınız kendinize çektiğiniz enerjileri, deneyimleri ve insanları doğrulukla belirler dolayısıyla ne istediğinizi bilmenin en güvenilir yolu neye sahip olduğunuzu görebilmektir. Kurbanlar yoktur, yalnızca öğrenciler vardır.

11. Doğru ya da yanlış yoktur, ama sonuçlar vardır. Ahlaki yaklaşımların faydası olmaz. Yargılamalar ise yalnızca davranış kalıplarını korumak içindir. Yalnızca yapabildiğinizin en iyisini yapın.

12. Cevaplar kendi içinizdedir. Çocukların başkalarının rehberliğine ihtiyacı vardır; bizler ise olgunlaştıkça Ruhun Yasalarının yazılı olduğu kalbimize güveniriz. Bildikleriniz duyduklarınızdan, okuduklarınızdan ya da size söylenenlerden çok daha fazladır. Yapmanız gereken yegane şey bakmak, dinlemek ve güvenmektir.

13. Tüm bunları unutacaksınız.

14. Ne zaman arzu ederseniz hatırlayabilirsiniz.

Cherie Carter-Scott' un
Life is a Game, These are the Rules adlı kitabından alınmıştır

31 Ocak 2010

AÇILIŞ VE DAVET...

Ocak 31, 2010 2
AÇILIŞ VE DAVET...
Bloğunu takip eden ve birçok arkadaşımın da bildiği üzere 1 yılı aşkın bir süredir Artvin Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nde karakalem ve yağlıboya resim çalışmalarına devam etmekteyim. Uzun yıllardır resim yapabilme ve bu yolda ağır ve emin adımlarla ilerleyebilmek adına devam ettirdiğimiz çalışmalarımızı geçen yıl iki sergiyle birlikte siz sanatsever dostlarımızla paylaşma mutluluğuna erişmiştik…

Bu senede 2010 yılının ilk sergisi ile yine sizlerle olmak en büyük arzumuz…

Artvinli sanatçılarla birlikte Artvin Kültür ve Yardımlaşma Derneği Kurs Gurubunun Karakalem ve yağlıboya resim çalışmalarının yer alacağı sergimizi onurlandırmanız dileklerimizle,

03-15 Şubat 2010 Tarihleri arasındaki açılış kokteylimize tüm dost ve sanatseverlerimizi bekliyoruz….


Saygılarımla,
Mehpare ÖĞÜT




ADRES

ÇANKAYA BELEDİYESİ ÇAĞDAŞ SANATLAR MERKEZİ
KENEDİ CAD. NO: 4 KAVAKLIDERE / ANKARA

İSTANBUL ŞEHRİ

Ocak 31, 2010 2
İSTANBUL ŞEHRİ

Bu benim dünyaya ilk gelişim,
Yıkarak saltanatını koca Fatih’in.
Kundakla kefen arasında bir gün,
İstanbul, İstanbul deyişim.
Merhaba Kızkulesi, merhaba Eyüp Sultan,
Kanlıca, Şehremini merhaba...

Bir İstanbul esiyor çocukluğumdan,
Ekşi bozalı, Arnavut kaldırımları lâpâ lâpâ.
Yuşa’dan mı okunur o ezanlar, Hırka-i Şerif’ten... mi?
Komşularımız kaptanlar, malta taşlı ikindilerden kalan.
Hâlâ o beyaz gergeflerde mi?
Bir tarihi gömmüşler Karacaahmet’inde Üsküdar’ın,
Sanki çarşaflı kadınlar mercan terliklerinde unutulan.
Duyûn-u Umumiye emeklisi faytonlar,

Hâlâ bir sonbahar Acıbadem’de,
Cuma selamlıklarından beri saraylılar.
Merhaba Beylerbeyi, merhaba Sultanselim,
Merhaba iki gözüm İstanbul’um, merhaba...
Aşı boyası sokaklarında ne mevsimler eskimiş,
Sakalsız saçlar kestirdiğim ince boncuklu berber dükkanları.
Kapalıçarşı Bakırcılar, lâcivert mayıslarda köprü altları,
Ve Boğaziçi’nde Şirket-i Hayriye duman duman..

Nerdesin o İstanbul, nerdesin...
Hani çıkrık seslerinde mehtapları dinlediğim,
Mediha teyzelerin leylâk bahçeleri,
Büyükbabamın Kuvay-ı Milliye hikâyeleri.
Hani tahta tekerlekli arabalarım.
Hani bayram yerlerinde unutulan asude çocukluğum.

Gene bir başka İstanbul’du bir zamanlar kafesli ıtırlarıyla,
Beyaz başörtülerin lâvanta çiçekli öğleden sonralarında ıslanan.
Açılır kapanır iskemlelerinde uzun çarşının,
İstanbul’u taşırdı bakır siniler.
Sultaniyegâhtan bir hıdrellez mesiresi,
Sessiz sadâkat şarkıları söylerdi.
Haliç vapurlarında söz kesilmiş tazeler.

Hey yavrum hey...
Burunbahçe dalyanında İstanbul’u çekerlerdi denizden,
Islatmadan...
Kaç bayram mendili geçmişti elimden çeyiz sandıklarının.
Bütün uykularını koynuma alıp uyurdum İstanbul’un.
Rüyalarımda hâlâ o günahlar uyanır,
Hiç geçemediğim sokaklarında işlenen.

Merhaba Sultanahmet, Yerebatan merhaba...
Merhaba iki gözüm İstanbul’um merhaba,
Merhaba efendim, merhaba...

SADRİ ALIŞIK

BEYAZ MENEKŞE

Ocak 31, 2010 0
BEYAZ MENEKŞE
Eskiden,
Utanınca,
Yüzü kızarırdı tüm ergenlik kızların,
Şimdi,
Yüzü kızarınca utanır oldularsa,
Suçu kimde bunların?
Eminim eskiden,
Anneleri yaprak kuruturlardı defterlerinde,
Adları Ayşe,
Adları Fatma, Nesrin, Gülsüm en çok da masum,
İçinden ok geçen karalama kalpler çizerlerdi,
Hepsi biraz kareli defte...r, biraz kurşun kalem,
Biraz da teneffüs saati gülerlerdi,
Sevmek o zaman yaralı bir kalpti,
Sevmek o zaman utanmak demekti,
Aşk, henüz ayağa düşmemişti!
Sevmek belki de biraz utanmaktı.

Eskiden,
Utanınca,
Yüzü kızarırdı tüm ergenlik kızların,
Şimdi yüzü kızarınca utanır oldularsa
Şuçu kimde bunların?
Eminim,
Eskiden,
Anneleri okuldan çıkınca,
İlk adres eve giderlerdi,
Gölgelerine bile değmekten çekinir
Sevdiği de olsa bir oğlanın gölzeri akıverse bakışlarından,
Kirlendiğini düşünüp,
Gözyaşlarıyla silerdi sevdiğinin hayalini gözlerinden,
Sevmek o zaman tertemiz bir hayaldi,
Sevmek o zaman yabanıl bir umudun değmediği,
Sevmek, şıpsevdi bir iştah değil,
Sevmek,
Uzak... Çok uzak bir evin penceresinde,
Sabırlı bir beklemeyle sulanan,
Bembeyaz bir menekşeydi,
Kuzum, değişmeyen neydi,
Eskiyen ne.
Zaman mıydı değişen,
Yoksa değişmek kirlenmek için bir bahanemiydi.
Biz mi büyüdük,
Ar, yıkanmaz mı artık utançla,
Geç mi kaldık yoksa?
Geç mi kaldık avuçlarımızdan kayıp giden sabahla...

BEDİRHAN GÖKÇE

SEN SÖYLEMEDEN DE BİLİYORUM

Ocak 31, 2010 0
SEN SÖYLEMEDEN DE BİLİYORUM

Seziyorum ki kaçacaksın..
Yalvaramam koşamam
Ama sesini bırak bende
Biliyorum ki kopacaksın
Tutamam saçlarından
Ama kokunu bırak bende
Anlıyorum ki ayrılacaksın
Çok yıkkınım yıkılamam
Ama rengini bırak bende
Duyumsuyorum ki yiteceksin
En büyük acım olacak
Ama ısını bırak bende
Ayrımsıyorum k...i unutacaksın
Acı kurşun bir okyanus
Ama tadını bırak bende
Nasıl olsa gideceksin
Hakkım yok durdurmaya
Ama kendini bırak bende.

AZİZ NESİN

HAYALLERİNİ YAK EVİ ISIT

Ocak 31, 2010 0
HAYALLERİNİ YAK EVİ ISIT

Sevgim seni yurduna getirdi:
tuzak ev,dilsiz baba,yenik anne...
İşte hepsi bu...
Hayallerini yak,evi ısıt.
Gideceğin en büyük oda arka odan.
İçerden sesleri geliyor annenle babanın,
yanlış ilişkiler ayaklarını yerden kesiyor.
Artık biliyorsun çarpınca duvara ne kadar
acıyacağını kalbinin.
Sevgi...m seni yurduna getirdi...

Arkadaşların çok uzaklara gitti.
Sevmeden seviştiler özgürlük adına
Kaptırmadan kendilerini hiçbir şeye,
bütün hazları tattılar.
Sense evinde kaldın,
acıları gömme töreninde.
Katı kuralların vardı,
tutucuydun onlara göre.

Döndüler sonra birer birer
sana sordular yine de kaderlerini.
neydi yaşamak, neydi hayatın anlamı...

Bütün yanlış ilişkiler seni yurduna getirdi.
Artık biliyorsun yere düşünce ne kadar
acıyacağını kalbinin.
Sevgim seni yurduna getirdi.

CEZMİ ERSÖZ