Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

06 Mart 2010

....

Mart 06, 2010 1
....

UYARAN RÜYA

Mart 06, 2010 0
UYARAN RÜYA

Garibanın biri, çevresinde cimriliği, eli sıkılığı ile tanınan birinden kalabalık bir yerde bir kase... yoğurt parası istedi; "Çok canım istiyor" dedi. Bu garibana yarı ermiş biri diye bakılıyordu. Cimri adam garibanı tersledi. Yine istedi. Cimri yine yanından uzaklaştırdı. Orada bulunanlardan birkaç kişi bu yoksula para vermeye, yardım etmeye kalkıştı. Hiç birinden kabul etmedi. Eli sıkı adama gidip bir defa daha sırnaştı. Adam da "Al şunu da defol!" der gibi, önüne birkaç lira atıverdi...
Bu olaydan kısa bir zaman sonra cimri adam, bir gece rüyasında kendisini cennette gördü. Her yanda, dünyada görmediği güzelliklerden oluşan bir manzara gözlerini kamaştırıyordu. Bu arada acıktığını hissetti. Kendisine hemen bir tabak yoğurt ikram edildi. Adam bir tabak yoğurtla doymadı ;
- "Burada yoğurttan başka birşey yok mu, bari bir-iki dilim de ekmek verseydiniz." dedi.
Kendisi ne şöyle söylendi:
- "Sen birkaç gün önce buraya yalnızca yoğurt göndermiştin. O önüne çıktı. Eğer başka şeyler de gönderseydin onlar da seni karşılar, sana ikram edilirdi"
Bu rüyadan sonra adam cimrilikten, pintilikten tümüyle sıyrıldı. Eli açık, yediren, içiren, gerektiği zaman kesenin ağızını kolayca açan biri oldu...

ÜZÜLME…

Mart 06, 2010 0
ÜZÜLME…

Üzülme!

Üzülebiliyorsan bir kalbin var demektir. Kalpsizler üzül(e)mezler ki. Ne mutlu sana ki, üzüle...biliyorsun. Dokunan var demek ki kalbine. Ya dokunulmasaydı kalbine. Ya hüznün gönül toprağını karmasına izin verilmeseydi. Demek ki gözden çıkarılmadın. Demek ki sen hâlâ bir umut tarlasısın.

Üzülme!

Üzülüyorsan, Biri var ki cılız varlığını düştüğü çamurdan kaldırmak istiyor. Onun için dokunuyor kalbine. Kıymetini bil ki, üzmeye değer görüyor seni. Hüzünlerin kalbinin toprağını allak bullak ediyorsa, sen ekilmeye layık bir topraksın demektir. Kaygıların vuruşuyla tuz buz oluyorsa taş katılığında büyüttüğün güvencelerin, yarılan göğsüne umut fidanları dikiliyor demektir.

Üzülme!

Yüzün yerde geziyorsan, ellerin boynuna sarılı ise, içini ısıtacak haberlerin mürekkebi damlıyor olmalı ömrünün defterine. Kar yağıyorsa güvendiğin dağlara, yarının ovalarında rengârenk çiçeklerin olacak demektir. Hırçın fırtınalar sarsıyorsa sevinçlerinin zirvesini, rüzgârlar dövüyorsa umudunun yamaçlarını, bir yüce dağsın sen demek ki, az bekle, eteğinden serin pınarlar akmaya başlayacak demek ki...

Üzülme!

Üzülüyorsan, şımaramazsın. Kibrin kirli tuzağına düşemezsin. Kendini beğenmişliğin çamuruna dolaşmaz ayakların. Uzak geçersin isyanlı yollardan. Heveslerinin ardı sıra düşüp nisyan uçurumlarının başına sürüklenmezsin. Seni Biri yakınlığına çağırıyor demek ki... Gözden çıkarmamış olmalı seni.

Üzülme!

Üzülüyorsan, bir kutlu teselli kapısının önünde bekletiliyorsun demektir. Gözlerini kaldır vefasız dünyanın eşiğinden. Gönlünün elinden çıkar sebeplerin boş avuntularını. Umudunu kes sahte doymalardan. Yüreğini küstür coşkulardan. Kapı açıldı açılıyor demektir.

Üzülme!

Üzülüyorsan, kaybedeceğin bir şeyler var demek ki... Kaybedeceği bir şeyi olanlar çoktan kazanmışlardır. Eline geçmeyenleri saymakla tüketme nefesini, elindekileri saymaya başla. Hepsini saysan bile, nefesini saymaya nefesin yetmeyecek demektir. Bak işte zenginsin.

Üzülme!

Seni bir "İşiten" var. Seni senin kendini bile sevmenden önce O sevdi seni. Senin kendini bile bilmediğin unutuş kuyularından çekip çıkardı seni. Çektiğin acılara habire meşgul çalan telefonlar gibi kör ve sağır değil O. Yüreğinin her yangınına O yetişiyor. Ayrılıklarına ve sıkıntılarına metal soğukluğundaki plazalar gibi umursamaz değil O. Yitirdiklerinin hepsini sana iade edeceğine söz veriyor. Sevdalarına ve özlemlerine çok seçenekli sınav kâğıtları gibi tatsız ve tuzsuz formüller sunmuyor. Seni herkesten çok anlıyor, seni senin kendini düşündüğünden çok düşünüyor. Gözyaşlarınla imzalayasın istiyor yakarışlarını. Bir ebedî çerçevenin içinde, gösterişsiz bir kullukla fotoğraflamak istiyor seni. Dağılıp giden ömür kırıntılarının arasından sıcacık bir kardelen ümidi devşiresin istiyor. Keyfinin çatlak kabuklarının arasından sonsuz teselli pınarları akıtmak istiyor.

Üzülme!

Varlığının tenine çiziktir her hüzün. Varlığından haber verir üzüntün. Hatırlar mısın, bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey bile değildin? Hiç umursanmadan çöpe atılabilecek kirli bir su iken sen, yüzüne bir tek O baktı. Kimselerin arayıp sormadığı, önemseyip adını bir kenara yazmadığı o günlerde, senin adını ilk O andı. Hatırını bildi. Seni yanına aldı. Hep yanında oldu. Sen seni unutup da başını yastığa koyduğunda bile, seni her defasında sabaha çıkardı. Sen Onu defalarca unuttun ama O seni asla unutmadı.

Üzülme!

O'nun en sevdiği kulu da yalnız kaldı. Taşlandı. Sürüldü. Yaralandı. Aç susuz kaldı. Yuvasına uzaktan gözleri yaşlar içinde baktı. Mağarada yapayalnız ve korunmasızdı. Senin gibi üzülen yol arkadaşına sonsuz müjdeler veren tebessümüyle fısıldadı: "Lâ tahzen, innAllahe meânâ."

Üzülme!

Kaldır yüzünü yerden. Omuzlarından sarsıp kendine getirmek istiyor seni Sevgili. "Rabbin sana küsmedi ki..." Gözlerinin içine içine bak sevdiklerinin. "Rabbin seni unutup yalnız bırakmadı ki...

İKİ SEYYAH

Mart 06, 2010 0
İKİ SEYYAH

İki seyyah bir şehirden diğerine gidiyormuş. Derken yollarının üstünde taşkın bir dere çıkmış. Tam suyu geçecekler, az ötede korkudan tir tir titriyen yapayalnız ve gencecik bir kadın görmüşler. Adamlardan biri hemen kadının yardımına koşmuş. Onu sırtına almış ve suyu öylece aşmış. Sonra kadını derenin öte yakasında ye...re bırakıp iyi günler dilemiş. Böylece yollarına devam etmişler.

Ancak yolun kalan kısmında öteki seyyahın ağzını bıçak açmamış. Suratından düşen bin parça. Somurttukça somurtuyor. Birkaç saat böyle surat astıktan sonra suskunluğunu bozup şöyle demiş: Ne demeye o kadına yardım ettin? Bir de üstelik ona dokundun. Seni ayartabilirdi! Baştan çıkarabilirdi! Erkekle kadın böyle temas etsin, olacak iş mi? Ayıp yahu! Olmaz, bize yakışmaz!

Kadını sırtında taşıyan seyyah sabırla gülümsemiş: İyi de dostum, ben o genç kadını derenin karşısına geçirip orada bıraktım; sen ne demeye hala taşırsın!..

'' Kimi insan böyledir'' dedi Şems. Kendi korkularını, ön yargılarını başkalarına yansıtır ve onlarda gördüğünü sanır. İşte asıl yük budur. Zihinlerini zanlarla doldurur, sonra da bunca ağırlığın altında eziliverirler...

Kaynak : Elif Şafak'ın Aşk kitabından

ÜNLÜLERDEN AŞK VE SEVGİ ÜZERİNE GÜZEL SÖZLER

Mart 06, 2010 0
ÜNLÜLERDEN AŞK VE SEVGİ ÜZERİNE GÜZEL SÖZLER

Aşk, bir ideale ulaşabilmek için ruhun kanatlanmasıdır. MOUPASSANT

Gerçek aşkta ne vefa vardır, ne de... cefa. MEVLANA

Gerçek aşk daima kişisel yarar duygusundan vazgeçme temeli üzerinde yükselir.TOLSTOY

Aşk, kendisini doğuran nesnenin iyi mi, kötü mü olduğunu biz katiyen farketmeksizin bizde uyandırılabilen bir tutkudur. DESCARTES

Aşk, insan türünü sürdürmek için bireye kurulmuş bir tuzaktan başka bir şey değildir. SCHOPENHAUER

Bir aşktan kurtulmak, aşık değilken aşık olmaktan daha güçtür. LA ROCHEFOUCAULD

Aşkta asla sevmemek, sevilmek için en emin yoldur. LA ROCHEFOUCAULD

Aşk, insanda bulunan değerlerin en ulvi ve ilahi olanıdır. OSCAR WILDE
Aşk, imkansız birçok şeyi mümkün kılar. GOETHE

Aşk ve bağlılık en güzel çelenkleri örer. GOETHE

Aşk dediğimiz şey, arzulanan bir varlıkta bulacağımız tada susamaktan başka bir şey değildir. MONTAİGNE

Aşk, güzelliğin aracılığıyla çoğalma arzusudur. SOKRATES A
Aşk, değişmeyince ölür. AHMET HAŞİM

Acıkmış bir aşk, öğütlerle beslenemez. J.J. ROUSSEAU

Aşk, insanı sürükleyip götüren eşi bulunmaz bir taşıt aracıdır. BALZAC

Aşk olduktan sonra saadetsiz yaşanabilir. DOSTOYEVSKİ

Aşk öyle bir saltanattır ki, zevali yoktur. MEVLANA

Aşk, güzelliğin aracılığıyla çoğalma arzusudur. SOKRATES

Aşk meyinden içen aşık ayrılmaz. AŞIK VEYSEL

Aşk, kalbimizin saygısız misafiridir. Bize sormadan gelir bize sormadan gider. CENAP ŞAHABETTİN

Aşk, kızıl gibi geçirilmesi gereken bir hastalıktır. TOLSTOY

Mevcut bir aşkı uzun zaman gizleyecek veya bulunmadığı yerde onu var gibi gösterecek bir yüz örtüsü yoktur. LA ROCHEFOUCAULD

Aşk, akıllı, aptal demeden, bütün insanlara bulaşan bir hastalıktır. ALBERT CAMUS

Gerçek aşk, karşılık olarak hiçbir şey beklemediğin yerde başlar. EXUPERY


Gerçek aşk, tıpkı cinler, periler gibidir: bahsini herkes eder, ama gözüyle görmüş olan pek azdır. LA ROCHEFOUCAULD


Aşk, büyüktür ama sonsuz değildir. BALZAC


Aşk, bıkmakla ölür, unutmakla gömülür. LA BRUYERE


Yeni bir aşk, yeni bir dert demektir. BALZAC


Aşk, insana vakar, ağırbaşlılık, hatta güzellik verir. BERNARD SHAW


Aşk ancak ondan kaçmakla yenilebilir. FENELON


Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki. MEVLANA


Aşktan kurtulmak, ona tutulmak kadar kolay değildir. THOMAS HARDY


Gerçek aşk çok nadirdir, ama gerçek dostluk derecesinde değil. LA ROCHEFOUCAULD

Aşklar, ovaları kaplamış olan muazzam ordulara benzer… Daha dün, bütün ihtişamı ile orada iken, bugün ararız, yerinde yeller eser. MONTHERLANT


SEVGİ;Bir şeyi çok sevmek, insanı o şeye karşı kör ve sağır yapar. HZ. MUHAMMED (S.A.V.)


Sevmeye başlayınca eskisinden bambaşka bir insan olduğumuzu anlarız. PASCAL

Sevmeden evlenmek, inanmadan ibadet etmek kadar alçaklık olur. ANTON ÇEHOV

Amaç, sevgi uğruna ölmek değil, uğrunda ölünecek sevgi bulmaktır. SHAKESPEARE S

evgi birliğe, bencillik yalnızlığa götürür. SCHİLLER


Yalnız seni sevenleri sevmek sevgi değil, değiş tokuştur. CENAP ŞAHABETTİN

Nasıl kafa sayısı kadar düşünce çeşidi varsa, kalb sayısı kadar da sevgi çeşidi var demektir. LEO TOLSTOY


Sevgi, bilgi ve çalışmanın ne vatanı olur, ne gümrük duvarları, ne de üniforması. SİGMUND FREUD


Sevilmek umuduyla sevmek insanidir. Fakat sevmek için sevmek, meleklere mahsustur. ALPHONSE DE LAMARTİN


Sevgin yoksa dost arama. ŞADİ ŞİRAZİ


Sevgi bir inanç davranışıdır. İnancı az olanın sevgisi de azdır. ERİCH FROMM

Gerçek sevgi, iyilik gördüğünde artmayan, kötülük gördüğünde eksilmeyendir. YAHYA B. MUAZ

Sevdiğini elde edemezsen, elde ettiğini sevmeye çalış. CORNEİLLE

Kalpler silahla değil, sevgi ve yüksek gönüllülükle yenilirler. SPİNOZA


Sevmek acı çekmektir, sevmemekse ölmek.. ARİSTOTELES

Sevgi her zaman karşılık görür, kin de.. DOSTOYEVSKİ

Hiç kimse, hiçbir zaman çok sevildiğinden yakınmamıştır. LEO TOLSTOY

Sevilmeden sevmekten daha feci bir şey yoktur. TURGENYEV

İnsan sevilmeyince bayağılaşıverir. VİCTOR HUGO

Kendini sevenin rakibi olmaz. BENJAMİN FRANKLİN

Sevgi ne kadar büyükse kederi de o kadar büyük olacaktır. SPİNOZA

İkinci bir sevgi bulamazsak, birincisine uzun müddet bağlı kalırız. LA ROCHEFOUCAULD

Sevmek, bir başkasının hayatını yaşamaktır. BALZAC

Sevmemek elimizde olmadığı gibi, ölünceye dek sevmek de elimiz de değil. LA BRUYERE

Sevmek birbirine değil, birlikte aynı noktaya bakmaktır. EXUPERY

BENİ DURDUR CESARETİN VARSA

Mart 06, 2010 0
BENİ DURDUR CESARETİN VARSA
Yüzlerce sene evvel çok güzel bir kız varmış.
Ayağına kapanıp bütün gençler yalvarmış
Bu eşi bulunmayan güzeli almak için.
Erimişler aşk denen alevden için için,
Güneşin sızağıyla eriyen karlar gibi;
Hepsinin bu sevdadan hicran olmuş nasibi...
Böyle yaşıyorlarken dünyalarına küskün,
Güzel kız davet etmiş aşıklarını bir gün.
D...emiş:"Elbet veremem gönlümü hepinize,
Fakat bir müsabaka açıyorum ben size:
En güzel en kıymetli inciyi bana her kim
Getirirse onunla artık evleneceğim..."
Aşıklar mallarını feda edip satmışlar,
Dört taraftan en büyük inciyi aratmışlar.
Yüzlerce sene evvel bir saz şairi varmış;
Bu gencin de gönlünü o kızın aşkı sarmış.
Aklını alıvermiş gök ela renkli gözler;
Her dakika biricik sevgilisini özler,
Her dakika ağlarmış, sızlarmış, ah edermiş;
perişanmış, mahzunmuş, derbedermiş..
Duymuş müsabakayı bu aşık da nihayet,
"İnci nedir" diyerek o anda etmiş hayret.
Çünkü o ana kadar inciyi bilmiyormuş.
"İnci nasıl şey?" diye bir ihtiyara sormuş:
"Ben onu hiç görmedim gezdim de diyar diyar."
Demiş ki zavallıya gülümseyip ihtiyar:
"Güzel bir taştır inci, kadınların süsüdür;
Durduğu yer onların açık, beyaz göğsüdür.
Denizden çıktığından pahalıdır gayetle..
Bu sözleri duyunca aşık bakar hayretle,
Der ki:"Ben deniz nedir, onu da bilmiyorum."
İhtiyar denizi de anlatır: "Dinle yavrum,
Bu öyle bir susur ki ufuğa kadar açık,
Bazen dalgalar kıyısında ufacık;
Bazen fırtına çıkar, hava olunca lodos,
Deniz birden kudurup kayalara vurur tos.
Sen karada gezmişsin belli bu yaşa kadar.
Bu dağların ardında çok uzak bir deniz var.
Pek merak ediyorsan yürü, memleketler aş."
Saz şairi, bu sözler bitince, yavaş yavaş
Denizi bulmak için seyahate koyulur;
Uzun yollar üstünde harap olur, yorulur.
Nihayet gök toprağa ışığını dökerken
Bir sahile yaklaşır, henüz şafak sökerken....

Aradan bir yıl geçip nihayet mühlet bitmiş,
Aşıklar akın akın kızın yanına gitmiş.
Hepsi de dizilmişler önüne birer birer;
Ellerinin üstünde donuk, beyaz inciler.
Güzel kız seyre dalmış,oturarak yerine;
İpek elbisesinin uzun eteklerine
Bütün delikanlılar koymuş hediyesini!
Gözlerini açarak herkes kesmiş sesini:
"Acaba hangisini kabul edecek ?"diye.
Dışardan bir gürültü duyulmuş o saniye:
"Bırakın muradıma ben bugün ereceğim,
Bırakın sevgilime inciler vereceğim..."
"O da getirsin" diye güzel kız vermiş izin,
Şair içeri girmiş tereddüt etmeksizin.
Anlatmış kalbindeki sızlayan bir yarayı,
Anlatmış uzun uzun bütün bu mecarayı.
"Ben bir şair aşıkım, elimde bir kırık saz,
Yapyalnız yaşıyorum, derdim çok, sevincim az.
O güzel gözlerine bir pınar gibi gönlüm
Yıllarca aka aka tükendi tahammülüm.
Fakat seni unutmak gelmiyordu elimden.
Ve bir gün işittim ki inci istemişsin sen.
Ama bu ana kadar görmemiştim ben onu,
Öğrendim bu incinin denizde olduğunu.
Deniz nerde diyerek arıyordum bu sefer;
Aşkının kuvvetiyle aştım dağlar tepeler.
Nice ülkeler gezdim nice dağlar dolaştım,
Bir sabah sonu gelmez bir denize ulaştım:
Güneş içinden doğup içinden batıyordu;
Sular arzın üstüne yaslanmış yatıyordu.
Rüzgar yavaş esiyor,engin sessiz, durgundu;
Vücudum aylar süren yolculuktan yorgundu.
İndim büyük denizin o büyük sahiline
İncileri topladım ,uğraşıp didinerek."
Aşıkın sözlerini dinlerken kadın erkek;
Şair omuzundaki bir torbayı uzatmış,
Yere bağını çözüp, incileri boşaltmış.
Fakat o anda herkes kahkahalarla gülmüş:
Çünkü inci yerine çakıl taşı dökülmüş.
Güzel kız genç aşıka demiş: "Bunu iyi bil:
Bu, parayla alınan incilere mukabil,
Senin çakıl taşların pek değerlidir elbet;
Şair! Yaşayacağım seninle ilelebet.."


Nazım Hikmet RAN...

ÜÇ NASİHAT...

Mart 06, 2010 0
ÜÇ NASİHAT...

Yıllar önce, çok uzaklarda bir adam varmış.
Bu adam çalışmak amacı ile çok uzaklara gitmiş ve yıllarca
çalışmış. Sonunda memleketine dönme zamanı gelmiş. Bu
çalışma sürecinde toplam 3000 akçe biriktirmiş ve evinin yolunu tutmuş.
Evine doğru giderken yolu büyük bir şehirden geçmiş.
Yolda yürürken köşe başında birisi
"Bi...r nasihat bin akçe, bir nasihat bin akçe" diye
bağırıyormuş.
Adam düşünmüş: 'Nasıl olur, bir nasihati bin akçeye
satarlar, ben yıllarca çalıştım ve sadece 3000 akçe biriktirdim' Bu ise
pek akli ermemiş ama merak iste.
Duramamış ve adama bin akçe vererek o
nasihati satın almış.
Nasihat " KADERDE NE VAR İSE O ÇIKAR"
ve yoluna devam etmiş...
İlerde yine köse başında başka bir adam bağırıyormuş "bir nasihat bin akçe" diye.
Adam yine dayanamamış bin akçe de o adama vermiş ve
ikinci nasihatı da satın almış.
İkinci nasihat da: GÖNÜL KIMI SEVERSE GÜZEL ODUR"
Son kalan bin akçesi ile de yoluna devam etmiş.
Tam şehrin çıkışında yine köşe başında bir adam bir
nasihati bin akçeye satıyor.
Adam bir parasına bakmış, bir de nasihati satan şahsa, dayanamamış ve kalan son akçesiyle de o nasihatı satın almış.
Son nasihatte:
"HİÇ BİR İŞ ACELEYE GELMEZ".
Parasız yoluna devam etmiş. Şehrin çıkışında büyük bir topluluk ile karsılaşmış.
Topluluk telaş içindeymiş. Yaklaşmış ve oradakilerden birine neler
olduğunu sormuş.
Oradan birisi açıklamış, demiş ki :
Burada şehrin tüm su ihtiyacını karşılayan bir kuyu var, ama
kuyunun içinde de canavar var. Canavar suyu tutmuş, göndermiyor.
Aşağıya kim indiyse bir türlü çıkamadı.
Şimdi herkes korkuyor aşağı inmeye"
Adam düşünmüş ve ilk satın aldığı nasihat aklına gelmiş.
"Kaderde ne var ise o çıkar" aşağı inmeye karar vermiş. slında bu nasihatleri
herkes
bilir ama
uygulayabilmemiz için belli bir bedel ödememiz gerekiyor.
İnince canavar hemen adamı yakalamış ve yerine götürmüş.
Demiş ki:"Buraya gelenlerin hepsine bir soru sordum ve bilemediler. Eğer sen
bilirsen seni serbest bırakırım."
Bir dizine sarışın ve dünya güzeli bir kadın, diğer dizine de kurbağa
koymuş ve
"söyle bakalım hangisi güzel?" demiş.
Adam düşünürken aklına ikinci
aldığı nasihat gelmiş ve "gönül kimi severse güzel odur" demiş.
Bu cevap canavarın çok hoşuna gitmiş. Zira canavar,kurbağanın gözlerine
aşıkmış.
Adamı salmış ve suyu bırakmış. Almışlar krala götürmüşler ve ağırlığınca altın
vermişler.
Adamımız yoluna devam etmiş ve nihayet evine varmış. Evinin camından
içeri bakmış. Bir de ne görsün; karisi genç biri ile diz dize oturuyor. Hemen kılıcını çekmiş ve tam içeri girerken üçüncü nasihat aklına gelmiş
"Hiçbir is aceleye gelmez".
Kılıcını kınına koymuş ve içeri girmiş. Hoş beşten sonra karısına o genci
sormuş.
Kadın da: "Bey sen gittiğinde ben hamileydim ve bir oğlumuz oldu.
Bu genç senin oğlun" demiş.

KADERİNİZ VE YOLUNUZ AÇIK OLSUN, HAYAT ACELE ETMEYE GELMEZ !

BİR SÖZ...

Mart 06, 2010 0
BİR SÖZ...
Öfke ya da nefretin hakimiyetine girdiğimizde kendimizi zihinsel ya da fiziksel olarak tam hissetmeyiz. Herkes bunu fark eder ve bizimle birlikte olmak istemez. Sadece kanımızın peşinde olan pireler ve sivrisinekler dışında, hayvanlar bile bizden kaçar. İştahımız azalır, iyi uyuyamayız, bazen ülser oluruz ve sürekli bu... durumda olursak yaşam süremizi de kısaltırız.

DALAI LAMA

BİR TAPINAKTIR DOĞA...

Mart 06, 2010 0
BİR TAPINAKTIR DOĞA...
Bir tapınaktır doğa, sütunları canlı
Anlaşılmaz sözler duyulur zaman zaman
Sembol ormanları içinden geçer insan
Tanıdık bakışlar süzer gibidir sizi

Bir derin, bir karanlık birlik içinde
Aydınlık kadar sonsuz, gece kadar geniş
Uzaktan söyleşen uzun yankılar gibi
Renkler, sesler, kokular karışır birbirine


Kokular vardır ...çocuk tenlerinden taze
Obua sesinden tatlı, çayır gibi yeşil
Kokular da vardır azgın, zengin, gürül gürül

İnsana sonsuz şeylerin tadını veren
Misk, amber, aselbent, buhur gibi kokular
Duyuları, düşünceyi alıp götüren


CHARLES BAUDELAIRE

ÜMİT YAŞAR OĞUZCANDAN...

Mart 06, 2010 0
ÜMİT YAŞAR OĞUZCANDAN...
Mektuplarınla resimlerini yakacak gücü kendimde bulamasam, o zaman da kendimi yakardım. Şu herkeste seni gören gözlerimi, şu her yerde sana koşan ayaklarımı ve şu her zaman sana yazan ellerimi yakardım. Tenimden yükselen alevler ta Allaha kadar uzanır, ona çaresizliğimi anlatırdı. Seni güçsüz, zayıf bir insan tarafından sevilmenin hayal kırıklığına uğratmamak için, şimdi benim yerime, senden kalanları yakacağım. Ben yaşadıkça, varlığım bütün çaresizliklere meydan okuyacak. Unutma; seni sevdiğim için ölebilirdim, seni sevdiğim için yaşayacağım. Biraz sonra mektuplarınla resimlerini tutuşturacak bir kibrit çöpü gibi çekiliyorum hayatından. Her şeyiyle onu sana bırakıyorum. Hayatın senin olsun. istersen hayatım da.. Ama sen kendinin bile olamayacaksın artık. Ben yaşadıkça, adım söylendikçe...

Seni bensizliğe ve kendimi sana mahkum ediyorum..


Ümit Yaşar OĞUZCAN