Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

17 Temmuz 2008

HAYALLERİM

Temmuz 17, 2008 0
HAYALLERİM

Hayallerim vardı bir zamanlar,
Aşk’a sevgiye susayan bir gönlüm,
Bilemezdim ki hayatın bu denli nankör olabileceğini,
Beni hiç ummadığım anda sırtımdan vurabileceğini.
Şimdi bir başımayım bu acımasız dünyada,
Bir başıma yaşıyorum tüm hayallerimi koynumda.
Önce sevdiklerim terk ettiler birer birer,
Sonra da sen çekip gittin hayatımdan,
Bir bakmışım ki kalakalmış bir başıma,
Anladım ki işte o zaman,
Tek dayanağım oluyormuş yaslandığım duvar…

MEHPARE ÖĞÜT
2007

14 Temmuz 2008

BİZ DİYE BİRŞEY YOK

Temmuz 14, 2008 2
BİZ DİYE BİRŞEY YOK
Her gecenin sabahında bir ümitle uyanıyorum uykumdan,
Sen geleceksin diyerek geçiriyorum bir günü daha.
Ve ikimize ait hayaller kuruyorum bir kez daha,
Dönmeyeceğini bilerek kendi içimde yaşıyorum,
Hayallerimi ve ümitlerimi bir arada…

Apartmanda merdivenleri çıkan ayak sesleri duyduğumda,
Sen sanıp kapıya koşuyorum.
Uzun uzun bekliyorum zilin çalmasını,
Çalınmayacağını bile bile seni gelmiş varsayıp,
Kapıyı açıyorum…
Başkaları gelip geçiyor önümden,
Sen yoksun aralarında,
Yine bir hüzün kaplıyor yüreğimi,
Yine bir akşamı daha karşılıyorum sensiz,
Ne zamana kadar sürüp gidecek bu beklemeler bilmiyorum.
Ama ben seni bekleyerek ömrümü tüketiyorum..

Senin geldiğini varsayıp en sevdiğin yemekleri hazırlıyorum.
En çok kırmızı şarabı seversin biliyorum,
O yüzden masaya iki de kadeh koyuyorum.
Ben içmiyorum sevmediğim için ama, senin hatırına içer gibi yapıyorum.
Bazen bana uzun uzun bakarken yakalıyorum gözlerini,
Niye öyle bakıyorsun diye soruyorum ama yanıt alamıyorum.
Tek söylediğin seni seviyorum.

Yemek sonrası en çok sevdiğimiz şeyi yapıyoruz.
Pencerenin önündeki kırmızı kanepeye geçiyoruz.
Sen benim dizlerime yatıyorsun, ben senin saçlarını okşuyorum.
Ellerimi tutuyorsun sımsıkı, “beni bırakma” diyorsun usul usul.
Gözlerin yavaş yavaş kapanıyor havanın kararmasıyla birlikte.
Sana bakıyorum doya doya, o güzel aydınlık yüzüne.
Sen buradasın işte diyorum, burada, benim yanımda.
Niye gidesin ki ve ben seni niye bırakayım ki..
Ama kader dinlemiyor ne seni , ne de beni.
Bildiğini okuyor marifetmiş gibi..
Elinden geleni yapıyor ayırmak için bizi tıpkı diğer sevenler gibi.
Bir yaprak misali savruluyoruz sen bir yana, ben bir yana.
Ne olup bittiğini bile anlayamadan daha,
Değişiyor her şey hayatımızda,
Artık sen yoksun, ben yokum, aşkımız yok.
Hiç yaşanmamışçasına sanki
Sen başka, ben başka ellerde..
Biz diye bir şey yok…
Biz diye bir şey yok…


MEHPARE ÖĞÜT
2007

BU YOLDA..

Temmuz 14, 2008 0
BU YOLDA..

Seni bekliyorum bir yol kenarında, haberim yok saatten.
Ne zamandan beri buradayım bilmiyorum bile,
Gözümü kırpmadığım gecelerin sabahında,
Bu yolda seni bekliyorum geleceksin diye…

Yine böyle yağmurlu bir gündü beni terk ettiğinde,
Böylesine yalnız ve böylesine hüzünlü,
Her yağmur damlasına karışan göz yaşlarımla birlikte,
Dönmeni bekledim o günden bugüne, bu yol bitiminde…

Mehpare ÖĞÜT
2007

13 Temmuz 2008

YAŞLANMANIN YAŞI

Temmuz 13, 2008 1
YAŞLANMANIN YAŞI

Bu kadar uzun yaşamanın nasıl bir şey olduğu kendisine sorulduğunda, 91 yaşındaki hanım şöyle cevap verdi, “ Sanırım Tanrı akrabalarımın sabrını ölçüyor.”

Ne zaman “Artık çok yaşlı” olunur ? Hangi yaşta pes ederiz ?

Yüz yaşındayken büyükanne Moses hala resim yapıyordu ve Titian “Battle of Lepants’i yaptığında 98’indeydi.

93’ünde George Bernard Shaw “Farfetched Fables” ı yazdı.

91’inde Eemon de Valera İrlanda başkanı olarak görev yaptı.

90’ında Pablo Picasso hala çiziyor ve oynuyordu.

89’unda Arthur Rubinstein New York Carnegie Salonu’nda en muhteşem resiteallerinden birini verdi ve Pablo Casals 88’inde hala çello konserleri veriyordu.

82’sinde Winston Churcill 4 ciltlik kitabı “İngilizce Konuşan Halkların Tarihi’ni yazdı. Leo Tolstoy “Sessiz Kalamam” adlı eserini tamamladı ve Goethe aynı yaşta Faust’u bitirdi.

81’inde Benjamin Franklin Amerika Yasasının Kabulünü sağlayan diplomasiyi sağladı.

Ne zaman “çok yaşlı” sınız ? Gerçekten verecek bir şeyiniz kalmadığı gün. Ve iyi haber de şu : O günün ille de gelmesi gerekmiyor…


STEVE GOODIER
BİR DAKİKA HAYATINIZI DEĞİŞTİREBİLİR, ADLI KİTABINDAN



“TANRIM, BANA HİÇ SEVMEDİĞİM İNSANLARI UNUTMAM İÇİN ZAYIF BİR HAFIZA, HEP SEVDİKLERİMLE KARŞILAŞMAM İÇİN İYİ TALİH VE BUNLARI AYIRT ETMEK İÇİN GÖRME YETENEĞİ İHSAN ET…”