Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

05 Şubat 2009

SEVGİYİ HAK EDECEK INSANİ BULMAK

Şubat 05, 2009 0
SEVGİYİ HAK EDECEK INSANİ BULMAK

Kadin her sabah oldugu gibi o günde beyaz degnegi ve el yordami
ile otobüse
binmisti. soför:
-Soldan üçüncü sira bos hanimefendi, dedi.

Kadin 32 yasinda güzel bir bayandi ve esi oldukça yakisikli bir
deniz subayi idi. Bundan bir kaç ay önce yanlis bir teshis sonucu
gerçeklestirilen ameliyatla gözlerini kaybetmisti genç kadin ve
asla göremeyecekti.

Kocasi ameliyattan sonra aci gerçegi ögrenince yikilmis ve kendi
kendine bir söz vermisti. Asla karisini yalniz birakmayacak, ona
sonuna kadar destek olacak, kendi ayaklari üzerinde durana kadar
cesaret verecekti.
Günler geçiyordu. Kadin her geçen gün kendini daha kötü
hissediyor, çok sevdigi kocasina yük oldugunu düsünüyordu. Esinin
bu içine kapanik,karamsar hali kocayi çok üzüyordu. Bir an önce
bir seyler yapmasi gerekiyordu, karisi günden güne kendi içine
kapanik dünyasinda kayboluyordu.
Bütün gün düsündü koca, nasil yardim edebilirim güzeller güzeli
esime diye. Birden aklina esinin eski isi geldi. Geri dönmesini
isteyecekti. Ama bunu ona nasil söyleyecekti, çünkü artik çok
kirilgan ve nesesizdi. Bütün cesaretini toplayarak aksam karisina
konuyu açti. Karisi dehsetle gözlerini açti:

-Ben bunu nasil yaparim ben körüm, diye bagirdi.

Kocasi ona destek olacagini, her sabah kendisinin ise
birakacagini ve aksamlari da is çikisinda alacagini ve ona çok
güvendigini söyledi.
Çünkü esini taniyordu ve bunu basarabilecegini biliyordu. Kadin
büyük bir umutsuzlukla kabul etti çünkü esini çok seviyordu ve
onu kirmak istemiyordu. Her sabah esini isine birakiyor ve
aksamlari da aliyordu fedakar koca. Günler böyle ilerledi, karisi
eskisinden biraz daha iyiydi. Fakat kocasi daha fazlasini
istiyordu, kendisine söz vermisti sonuna kadar gidecekti. Aksam
karisina:


-Artik ise kendin gidip gelmelisin, dedi.

Kadin sasirmisti. Bunu asla yapamayacagini söyledi. Kocasi israr
edince onu yine kiramadi ve bütün cesaretini topladi. Bunu
kendisi de istiyordu ama o kadar güveni yoktu.

Sabahlari kadin artik otobüs duragina kendisi gidiyor, otobüsüne
biniyor ve otobüsten inerek isine gidebiliyordu. Günler günleri
kovaladi, hiç bir problem yoktu. Yine bir gün otobüse binerken,
soför:
- Sizi kiskaniyorum, hanimefendi dedi.

Kadin kendisine söylenip söylenmedigini anlayamadan, neden diye
sordu. Soför:
- Çünkü her sabah sizin arkanizdan bir deniz subayi genç adam
otobüse biniyor ve bütün yol boyunca sevgi ile size bakiyor,
otobüsten indikten sonra yesil isikta yolun karsisina geçmenizi
bekliyor siz binaya girdikten sonra arkanizdan öpücük yollayip
size her gün sevgiyle el salliyor, dedi.

04 Şubat 2009

BİR HİNT MASALINA GÖRE…

Şubat 04, 2009 0
BİR HİNT MASALINA GÖRE…

Bir Hint masalına göre, kedi korkusu ile devamlı
endişe içinde yasayan bir fare vardır.
Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye
dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece
mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya
başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana
dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde
avcıdan korkmaya baslar. Büyücü bakar ki, ne
yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok.
Onu eski haline döndürür.
Ve der ki,
'Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir
farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardim
edemem.'

Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda söyle diyor :

'İnsanların çoğu Sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için..
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için...'

RUHUYLÂ SEVMEK

Şubat 04, 2009 0
RUHUYLÂ SEVMEK

Delikanlı babasını boğulmak üzere olduğu derin düşüncelerden, uzattığı bir soru cümlesiyle kurtardı:

- Baba, sence bir adam bir kadını neresiyle sever? aklıyla mı, kalbiyle mi, mantığıyla mı?

Oğlunun uzattığı soruya tutunarak yüzeye çıkan baba, tuttuğu nefesini bir cevap olarak bıraktı odanın sigara dumanından ve mutsuzluktan ağırlaşmış havasına.

- Hiçbiriyle sevemez oğul. aklıyla sevemez insan. öyle olsaydı deliler sevemezdi, oysa en büyük aşıklar deliler değil mi? kalbiyle de sevemez insan. eğer kalple sevilebilseydi, kalp nakillerinde sevgi nakledilen kalbe geçerdi. mantığıyla da sevemez insan. aşkta mantık olur mu hiç. değil mi?

Babasının haklı ama tatmin edici olmayan cevabına cesaretini toplayarak tekrar bir soruyla karşılık verdi genç adam:

-Peki o zaman, bir adam bir kadını neresiyle sever baba?

Yaşlı adam, gözlerini karşı duvardaki yıllar önce kaybettiği karısının resmine dikti. sigarasından derin bir nefes daha çekti. çektiği sadece bir nefes değil, sanki bütün bir hayattı. Göz yaşı bezlerine yıllardır esir ettiği asi bir gözyaşı damlası firar etti gözlerinden. asi damlanın kaçışı yaşlı adamın dudaklarının kenarında son buldu.

- tuzluymuş.

dedi.ve anladı her sabah neden bu kadar çok su içtiğini. yıllardır hapsettiği , içine akıttığı gözyaşları içini yakmıştı. aldığı nefesi can verirmiş gibi yine bir cevap olarak saldı odanın kasvetinin ortasına.

-Ruhuyla sever evlat ruhuyla. akıl uçar, kalp çürür, mantık tükenir. ama ruh hep nefes alır. eğer ruhuyla sevebilirse bir erkek; sevgisi de sevdiği de mahşere kadar onunla kalır.

HERKES KENDİ TERCİHİYLE, KENDİ HAYATINI YAŞAR...



Bu güzel hikayeyi çok değerli arkadaşım Nuran'cım mail yoluyla göndermiş ve oldukça da güzel bir hikaye olduğu için sizlerle paylaşmak istedim. Umarım siz de beğenirsiniz...