Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

27 Ağustos 2009

SESSİZ MEKTUPLAR -I-

Ağustos 27, 2009 1
SESSİZ MEKTUPLAR -I-
Sana söyleyemediğim, söylemekten korktuğum nice duygular hatırına susuyorum. Aslında korkum seni kaybetmek, senin gözlerinden mahrum kalmak adına; sensizliğe düşme korkusundan yana …

Sanıyor musun ki sensiz nefes alabilir ve hatta yaşayabilirim. Sen yoksan eğer, kalbim sıkışır, boynum bükülür ve gözlerimde her dem yaş ile birlikte dökülür tüm sözler yüreğimden …

Seni tanıdığım günden beri yüreğime ılık ılık bir şeyler indi adını koyamadığım…
Sen farklıydın herkesten; daha bir başka bakıyordu gözlerin ve daha bir sıcaktı yüreğin.
Adını her andığımda kalp atışlarım hızlanıyor, nefesim kilitleniyordu adeta. Neydi beni böyle yapan, tüm vücudumda ürpertiye sebep olan. Yoksa , yoksa aşk mıydı bu anlam veremediğim duygunun adı !!!

Her şeyin bir ilki vardı elbette. En nihayetinde iki iyi arkadaştık seninle. Aşk olur muydu aramızda. Neden olmasın diye bir cümle geçti o an beynimle yüreğim arasından.
Aşk’tı bu. Kime, ne zaman ve nasıl geleceği belli olmayan.. Ve şimdi anlıyorum ki sana dair hissettiklerim aşk’a dair dönüşmeye başlamış olan duygularımın parçalarıydı. Her şey sana bağlıydı, senin bir işaretinle o parçalar birleşecek ve kocaman bir sevgi selinin ortasında bulacaktım kendimi …

Her günüm seninle geçiyor ve ben kendimi seni düşünmekten alıkoyamıyorum. Şimdi ne yapıyor, kiminle konuşuyor, iyi midir yoksa o da beni düşünüyor mudur gibi sorularla meşgul beynimin her bir köşesi.

Şimdi desem ki uzak bir çöldeyiz seninle ya da hiç kimsenin bilmediği dünyanın ücra bir köşesinde. Ve seninle el ele, çarpan iki yürek eşliğinde atıyorsak tüm adımlarımızı, razıysak bilmediğimiz bir sonla noktalayacağımız bu hayatta birlikte yaşamaya / yaşlanmaya, var mısın benimle gelmeye !...

Sana söyleyemediğim tüm bu duygularımı ve daha nice gün ışığına çıkmamış tüm düşüncelerimle birlikte sesleniyorum sana bu satırlar üzerinden.
Belki sesimi duyar gelirsin diye, belki sen de beni seviyorsundur da söyleyemiyorsun diye, tüm cesaretimi toplayıp haykırıyorum sana, senin gözlerine hiç korkmadan bakarak, tüm vücudumda hissettiğim sevginin coşkusuyla söylüyorum işte sana ve diyorum ki “SEVİYORUM SENİ” hiçbir etki altında kalmadan, duygularımdan yanılmadan, sabretmeyi bilecek kadar ve senin de bir gün gelip cevap vereceğin o güne kadar bekleyeceğim suskun yüreğimle birlikte ….


Mehpare ÖĞÜT
2009

BELKİ BİR GÜN

Ağustos 27, 2009 0
BELKİ BİR GÜN


Belki bir gün geleceksin
Ve hatrına düştüğüm gecelerden birinde,
Dönmek isteyeceksin yana yakıla,
Ağlayacaksın yağmur misali gök delinircesine,
Söylediğim her şarkının eksik notası olarak kalacaksın yüreğimde…

Belki birgün sevdiğini söyleyeceksin
Vakit çoktan geçmiş olacak.
Yalvarmalar boşuna boşuna sızlanmalar,
Ellerin bomboş kalacak..

Ve sanki bir bahar sabahında
Terk edeceksin bu şehri ardına bakmadan.
Ve bilsen ki bir daha dönüşün olmayacak geçtiğin bu yollardan.
Kırılan bir kalbi onaramayacağını anlayacaksın,
Ama gücün yetmeyecek ve bir ömür boyu ağlayacaksın…


Mehpare ÖĞÜT
2009


....

Ağustos 27, 2009 0
....

YAŞAMAK HAYATI…

Ağustos 27, 2009 0
YAŞAMAK HAYATI…


Hayatı yaşamak doyasıya. Bir gün bu dünyayı terk edeceğimizi hiç unutmadan, kırmadan, gücenmeden, öfkelenmeden, kalbimizi daha fazla yormadan yaşamak keyifle…

Bazen odamın penceresinden dışarı bakarım, gözlerim bulutlara kayar. Orada olmak nasıl bir duygudur diye sorarım kendi kendime. Çocukça bir düş geçer aklımdan ve içimi gıdıklayan bir gülümseme yayılır yüzüme. Olmayacak şeyler vardır ya bazen, olmuş varsayarak dalarım hayallere. Bulutların üstüne oturarak gezmeye başlarım diyar diyar. Yüksekte olmak ayrı bir heyecan, ayrı bir duygu verir insana. Herkese yükseklerden bakmak, aslında ben dünyanın en güçlü, en zengin, en baba insanıyım diyenin bile, yukarılardan bakıldığında aslında ne kadar da küçük ve bir o kadarda zavallı olduğunu görmek. O nedenle insanoğlunun hayatı boyunca böbürlenmesi niye. Acizliğimizin ne kadar da büyük olduğunu görmek, aslında bir hayal kırıklığımıdır yoksa farkına varmanın hüznümüdür bilinmez ama, her şey yukarılardan göründüğü kadar küçük ve küçücüktür aslında…

Sonrasında yanımdan kanat çırparak geçen kuşlar beliriverir ansızın. Ne kadar özgür olduklarını düşünürüm. İstedikleri zaman istedikleri ülkelere uçarak gidebildiklerini. Bir kanat çırpıncaya kadardır her şey ya sonrası. Mutlu mudurlar acaba sürekli böyle uçmaktan derim ve ben de onlar gibi olsaydım, değişik yerler görmekten keyif alır mıydım diye kendime sorarım. Nereye kadar diye de bir soru gelir aklıma ve devam ederim gökyüzündeki yolculuğuma.

Ardından mavilikler karşılar beni. Eşsiz ve engin mavilikler. Ucu bucağı olmayan göz kamaştırıcı mavilikler. Güneşin ışığından sızan yansımalar ayrı bir ahenk katar mavilikler üzerinde. Bir yorgan misali üzerimizi kaplayan “mavi atlas iğne batmaz” tekerlemesi dökülürken dilimden, kendimi birden derinliklerde buluveririm. Neresidir burası diye sormaya fırsat bulamadan daha, bir başka alemde devam ederim düşsel yolculuğuma. Burası eşsiz bir dünya, eşsiz bir güzelliğe sahip olan belki de yeryüzünün altındaki cennettir diye düşünürüm. Bir tarafta adını bile bilmediğim değişik bitkiler, önümden sürüler halinde geçen tanımadığım balıklar. Ve sonrasında gördüğüm rüyadan uyanmak düşer bana.

Güzeldir yukarılardan seyretmek dünyayı ve neden normal hayatta farkında değilizdir ki bunca güzelliklerin. Neden yok etmek gereği duyarız ki. Neden ağaçları bir hiç uğruna kesip, sonra da yakarız ki. Neden, kendimizi nimetten sayıp da başkalarına tepeden bakarız ki. Bitip tükenmek bilmeyen nedenler sıralana dururken ardı ardına, hayatı doyasıya yaşamın tadına varalım bir kez daha. Bir kez daha nefes almanın….


Mehpare ÖĞÜT