BEYHUDE AŞK - Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

21 Temmuz 2008

BEYHUDE AŞK


Küçük cinayetler işlendi kalbinde.bir cinayetin binlerce katili vardı sanki.onu kurtaran adsız
kahramanlarıydı.her seferinde ayrı bir matemdi onun için aşk.özellikle söyleyemedikleri...
içine atıp uzaklarına götürdüğü aşk kazıntıları acıtıyordu canını.bir ses veya bir kelime bile
canından can gitmesine yetiyordu.

Istıraplar içinde erirken diğer faili meçhullerin ateşi daha
fazla alevlendiriyordu derinlerdeki kor ateşi.ve güler yüzle gözlerinin içine bakan o kana susamış
şehir oyuncaklarının kudretli kahkahaları kulaklarını kemiriyordu.

Yetmiyordu kapana kısılmış bedeni ruhunu taşımaya ve kanayan kuyuların sessizliği sağır ediyordu..biliyordu her defasında karanlığa esir olacağını ve biliyordu ebediyete akan , yokluğun mabedine kurban ettikleriydi..söz geçiremiyordu.. esir almıştı karanlık gece bembeyaz bedenini.eşsiz gözlerine saklanmıştı güneş.kapatıyordu gözlerini.söndürüyordu ışığını.

Ve Ismarlama çığlıklar kamçılıyordu yaralarını.karanlık duvarlarda siluetinin gözyaşları avuçlarında dokunamadıklarının kokusu..içten içe kemiren kara bir büyü gibi kanayan geçmişi vardı şimdilerinde…..

Alevin üşümesiydi hissettikleri puslu gecede.bedenini usulca saran yalnızlık da onu terk etmişti artık.kuytu
yaraları gizliyordu bütün yaşadıklarını.dizginleyebildiği sadece kendi mutluluklarıydı.çektiği acılar tarifi imkansız zevklersunarken şeytani bir gülümseme beliriyordu ıslak dudaklarında.gözyaşlarında eritilmiş sayısız ilk aşkları alay edercesine süzülüyordu boşlukta.fısıltılarla dolu yaşamından sızan sessiz çığlıklar gecenin sonuna hükmedemiyordu.sığındığı karanlıklar da ondan sıkılmıştı.

Ruhuna hükmeden kör geleceği karanlık avlularda bekletiyordu gölgesini.dudakları sızlıyor.elleri üşüyordu..düşündüğü bir tek onun varlığıydı.başı sonu belli olmayan koca bir yalan olan onun varlığı..yalnız kapılarda beklettiği de, adak yerine kurban ettiği de erişemediğinin armağanıydı.

Değersiz bedeni, sonunu istiyordu artık. yıllar öncesinden tasarladığı şekilde hem de...



Bora AYTÜRK
www.hikayeler.net

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz İçin Teşekkürler Ediyorum