SON SÖZ! - Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

21 Temmuz 2008

SON SÖZ!


Adam, kadın onu severken güzeldi...
Çünkü kadın görüyordu adamın gözlerindeki çam ormanlarını. Saçlarındaki afacan güneş sarısını...
Kadın büyütüyordu adamın kıvrılıp giden yeşil bir patika gibi gülüşünü...
Adam, kadın onu severken güzeldi...
Kadın, adamın omzuna rütbeler, göğsüne madalyalar takıyordu.
Olamaz bir kahraman çıkarıyordu erkeğinden.
Karşısına geçip bakıyordu...
Ve adam sanki sevildikçe daha da güzelleşiyordu.
Kadının gözüyle baktılar diğerleri de adama.
Daha önce hiç görmedikleri bir orman var diye düşündüler adamın içinde.
Düşündürdü kadın...
Çünkü gözlerini ödünç verdi onlara. Kadının gözüyle bakıp adama, kadını kıskandılar hatta...
Hiçbiri bilemedi...
Erkeğe ne kadar büyük bir haksızlık ettiklerini bilemediler.
Cılız omuzlarının, zayıf göğsünün gürül gürül akan bir hayatı, alışık olmadığı bir dürüstlüğü kaldıramayacağını bilemediler.
Ama Tanrı biliyordu. Evet, bu yüzden sert rüzgârlar saldı üzerlerine...
Kim yürekli kim korkak, kim tenha kim kalabalık, kim sağlam kim çürük, kim güçlü kim zayıf, kim siyah kim beyaz, kim net kim şüpheli, kim olgun kim ham... Fırtınalardan sonra hepimiz görelim diye...
Gördük...
Oysa bilmeliydi kadın. Çünkü ihanetlerle örülü bir örümcek ağıyla kaplıydı erkeğin geçmişinin kapısı...
Ama yeni bir başlangıç sanıyordu kendini kadın.
Ama inanıyordu...
Kendisini, kadındaki erkeği, ikisinden oluşanı, sıfır noktası sayıyordu...
Artık daha iyi biliyor kadın; adam, kadın onu severken güzeldi...
Şimdi aynadaki kendi suretinde görüyor bunu...
Erkeğin Dönüş’ünde görüyor.
Korkunç bükülüşünde, buruk çöküşünde görüyor bunu...
Kendi yazdığı kahramanın beyhudeliğine ağlıyordu belki de önceleri.
Üzüntülerden üzüntü seçemiyor, bazen hangisine üzüleceğini bilemiyordu.
Aynada büyük gözlerine bakıp “gözlerimiz neden bu kadar büyük” diye soruyordu bir Kürt kadın. “Çok ağlayalım acılarımız çabuk geçsin diye mi” diye boynunu büküyordu...
Artık ağlamaz kadın...
İnsan sevdiğini öldürür evet. Kadın da öldürdü nihayet...
Sevmeye sebep, sevmeye kudret elleriyle yaptı bunu...
Yaz geldi artık...
Son söz vaktidir şimdi; bütün sevenler için Yalın söylüyor:
“Mutluluk yürekli olana yakışır...”

İclal AYDIN

1 yorum:

  1. iclal aydin deyince siir ve o gamzeli yanaklari geliyor benim aklima birde kiremitci, ile yaptigi evlilik,insan gibi insan olmasina ragmen bana göre cok sanssiz biri diyede düsünüyorum.insanin yüzünden cok bahtinin güzel olmasi önemli degilmi arkadasim siiride cok güzelmis ( benim dünyam)

    YanıtlaSil

Yorumunuz İçin Teşekkürler Ediyorum