SADECE BİR DÜŞTÜN GERÇEKTE OLMAYAN... - Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

07 Temmuz 2008

SADECE BİR DÜŞTÜN GERÇEKTE OLMAYAN...


Öyle yakındın ki bana, ellerimle okşadım yüzünü. Sakalların vardı hafiften, acıtmadı canımı. Hüzünlüydü gözlerin, sanki beni sakla diyordu yüreğin. Akşamın son aydınlık saatleriydi ve ben bir apartmanın en üst katından gördüm seni. El salladım, sen karşılık verdin. Yüreğim bir çocuk misali kıpır kıpırdı, çünkü sen eve gelmekteydin. Sanki çok uzun yıllar sonra görüyormuşçasına seni, yoldan eve gelişini gözlemekteydim. Bekledim, bekledim bir türlü gelmek bilmedin. Sonra, seni gördüm yeniden. Koşuyordun. Anlam verememiştim. Nedendi bu kaçışın. Benden mi yoksa başka bir şey mi vardı benden sakladığın. Yüksek duvarların üstünden aşarak koşmaya başladın akşamın karanlığında ve sonrasında tanımadığım sesler duydum. Evin balkonundaydım; eğilip baktım şöyle bir aşağıya. Hepsi de senin adını tekrarlıyordu. Ne yapmıştın onlara, ya da onlar ne yapmıştı ki sana kaçıyordun. Sonra birisi işte orda koşun diye bağırdı. Herkes senin olduğun tarafa doğru koşmaya başladı. Bu seni son görüşüm olmuştu. Bir daha gelecek miydin bilmem ama, ben seni hep o hüzünlü gözlerinle hatırlayacaktım. Üzerinde ki deri ceketin ve kirli sakallarınla, bir de saçına düşmüş birkaç tel ağarmış saçınla.
Kan ter içinde uyandım, gözlerimi açtım. Hayalle gerçek arasında bir yerlere sıkışmış olduğumu anladım. Karar vermeye çalışıyordum, gerçekten sen miydin yoksa hayal miydi tüm gördüklerim ve anladım ki sonunda, bir rüyaymış gördüklerim. Ne sen diye biri var, ne de senin arkandan koşan insanlar. Keşke hayal olmasaydı diye iç geçirdim sessizce. Gözlerimden nedendir bilmem iki damla yaş düştü yastığıma. Sanki, en değerli şeyimi kaybetmiştim. Oysa sen bir düştün, bir geceliğine gördüğüm. Bir düştün adı üstünde gerçekte olmayan…

Mehpare ÖĞÜT
Kasım 2007
Denemeler

2 yorum:

  1. Harika bir deneme yazısı okudum kaleminden özelllikle final harikaydı.( Bir geceliğine gördüğüm. Bir düştün adı üstünde gerçekte olmayan…)Yüreğine ve kalemine sağlık arkadaşım.Herşey gönlünce olsun daima sevgi ve tebessümlerle kal...

    YanıtlaSil
  2. güzel ve dokunaklı yazı yazının tarzından çok içeriği dikkat çekici
    yani anladığım kadar konu yanlızlık
    ondandır rüyaların bu kadar
    dramatik şiirlerin bu kadar hüzünlü olması ilhamı güzel kaynağı acı verici
    sonuç olarak hatırladığım güzel bir söz vardı her halde konuyu engüzel özetliyecek de odur;
    "Yalnızlık, insanın çevresinde insan olmaması demek değildir. İnsan kendisinin önemsediği şeyleri başkalarına ulaştıramadığı ya da başkalarının olanaksız bulduğu bazı görüşlere sahip olduğu zaman kendisini yalnız hisseder."
    Bu arada sitemi ziyaretiniz için teşekürler.
    çalışmalrınızda başarılar dilerim
    sevgilerimle.

    YanıtlaSil

Yorumunuz İçin Teşekkürler Ediyorum