23 Nisan 2009

ORPHEUS İLE EURYDİKE


İlk musikiciler tanrılardı. Athena, kendisi çalgı çalmazdı ama, flütün yaratıcıydı. Hermes de ıyra'yi yaratmış, apollon'a vermişti.apollon bu çalgıdan öyle güzel, öyle etkili ezgiler çıkarırdı ki olympus'lular kendilerinden geçerlerdi. Hermes kavalı saklamıştı kendine, o da sırası geldi miydi küçücük çalgıdan çoşturucu sesler çıkarmasının becerirdi. Pan da, ağzına sazdan kavalını yerleştirince dinleyenler baharda bülbül şakıyor sanırlardı. Musalarin sesleri ise dillere destandı.

Bu ilk musikicileri, çalgıda neredeyse tanrılarla boy ölçüşecek ölümlüler izledi. İşte o ölümlülerden belki de en önemlisi orphedus'du. Annesi musalardan kalliope, babası da bir thrakia prensi çıkabilirdi. Çalma,, söyleme gücünün siniri yoktu. Hiç kimse, hiç birşey karşı koyamazdı ona.

Thrakia dağlarının durgun ormanlarında
Çalgısının peşinden sürüklüyor orpheus
Bütün o ağaçları, yırtıcı hayvanları

Canlı cansız ne varsa arkasından giderdi orpheus'un. Tepelerdeki ağaçları bile yerlerinden oynatabilirdi orpheus, ırmakların akışını bile değiştirebilirdi.

Orpheus, eurydike ile evlenmeden önce ünlü argonautlar seferine katılmıştı. Panus'un önderliğinde yapılan bu seferde denizciler arasında ne zaman bir kavga bas gösterse orpheus çalgısını çalmış, gergin sinirleri yatıştırmıştır. Kürek çekenler ne zaman yorulmuşsa, yine orpheus yetişmiştir imdada. Onun çalgısından çıkan ezgiler, bitkin denizcileri ansızın güçlendirmiştir. Arkadaşlarını sirenleden kurtaranda orpheus'dur. Sirenlerin büyülü seslerini duyan denizciler, seslerin geldiği kayalıklara doğru kürek çekmeye başlamışlardı. Orpheus ıyra'sının kaptığı gibi o büyülü sesleri bastıran ezgiler çıkardı. Argo gemisi tehlikeli bölgeden çıkıncaya kadar da çalgısını çalmayı sürdürdü. Orpheus gemide olmasaydı, argonotların kemikleri sirenlerin adasında kalacaktı.

Orpheus'un eurydike'yi ilk ne zaman, nerede gördüğü bilinmiyor, ama ünlü çalgıcının sevgilisinin gönlünü kazanmak için çalgısını "konuşturduğu" sanılıyor; zaten hangi kız karşı koyabilirdi o çalgıya?

İki genç birbirlerini sevdiler, sonunda da evlendiler. Sevinçleri çok, ama çok kısa sürdü. Düğünden sonra gelin, arkadaşlarıyla birlikte giderken otların arasından ok gibi fırlayan bir yılan onu sokuverdi. Zavallı eurydike oracıkta öldü. Dayanılmaz bir acı kapladı orpheus'un her yanını; ölüler ülkesine gidip sevgilisini geri almaya karar verdi. Kendi kendine söyle dedi.

Kandırırım
Demeter'in kızını şarkılarımla,
Ölüler tanrısını kandırırım,
Büyülerim ikisinin de yüreğini,
Alır sevgilimi, hades'ten kaçırırım

Kimsenin sevdiği insan için yapamayacağını o yaptı. Yeraltına inip çalgısının tellerine dokundu. Köpek kerberos kendinden geçti: ıksion çarkı ansızın duruverdi; sisyphos, kayasının üstüne çıkıp oturdu; tantalos susuzluğunu unuttu. Erinyslerin gözleri yaslarla doldu. Hades'in tanrısıyla tanrıçası çalgının büyüsüne kaptırdılar kendilerini.

Cesaretinin ve çalgı çalmadaki ustalığının karşılığını gördü orpheus. Yeraltı tanrısı, eurydike'yi çağırıp ona geri verdi. Bir şartı vardı ama: orpheus önden, eurydike de onun arkasından yürüyecekti. Yeryüzüne çıkıncaya kadar, orpheus arkasına dönüp sevgilisine bir kerecik olsun bakmayacaktı.

İki sevgili yola koyuldular. Hades'in koca kapılarından geçip yeryüzüne çıkan yolu tırmanmaya başladılar. Orpheus, arkasından eurydike'nin gelmekte olduğunu biliyordu; biliyordu ama , içi içini yiyordu. Dönüp bakmak, kendi gözleriyle görüp emin olmak istiyordu. Böylece yürüdüler yürüdüler, karanlıkları geride bırakıp aydınlığa doğru yol aldılar. Orpheus gün ışığına çıkar çıkmaz dönüp ardına baktı. Biraz acele etmişti ama, eurydike daha mağaranın içindeydi. Belli belirsiz karisinin yüzünü gördü. Onu yakalamak için kollarını uzattı, tutamadı.

Bu ne orpheus, bu ne?
Bu ne çılgınlık böyle, seni de yok eden, zavallı beni de?
İşte gene geri çağırır beni zalim kader,
Uyku kapatır kararan gözlerimi,
Dört yanımı saran gece götürür beni, elveda!
Giderim iste uzata uzata ellerimi sana
Artık senin olmayan güçsüz ellerimi

Dedi eurydike. Eurydike, hades'e dönmüştü.

Orpheus, yeraltına inmek istedi yine, ama tanrılar bırakmadılar. Bir ölümlü ikinci kere girebilir miydi ölüler ülkesine? Orpheus, thrakia'nın yabani ıssızlığına döndü. Orada ağaçlarla, dallara, çiçeklere çalgısını çaldı. Durmak, dinlenmek nedir bilmedi, çılgınlar gibi çaldı çaldı söyledi....sonunda maenadlara rastladı. Maenadlar, talihsiz çalgıcıyı paramparça edip kafasını hebros ırmağına attılar. Hebros, kafayı deniz, ta lesbos kıyılarına kadar götürdü. Orada musalar buldular, alıp adanın tapınağına gömdüler. Sonra orpheus'un kaburga kemiklerini topladılar. Onları da olympos dağının eteklerinde bir mezara koydular. O günden beri olympos dağı eteklerinde bülbüllerin şakıması daha bir tatlı, daha bir hüzünlüdür.

Mit'e göre orpheus'un başı hep bağırdı " eurydike, eurydike, eurydike " diye karısının adını....

./ elimi uzattığımda bırakma olur

Hiç yorum yok: