İki katlı bahçe içinde öylesine güzel bir yer ki doğanın arasında anlatamam. Gidenler bilir elbette. Kapı açılıyor ve giriyoruz içeri. Burada bizi hiç de yabancı gelmeyen objelerle donatılmış bir oda karşılıyor. Eski çakmaklardan tutun da lastik ayakkabılara, bisküvi kutularından “hatta bir tanesi var ki Türkan Şoray’ın resmi var” idare lambalarına, radyolara, Atatürk Köşesine kadar. Bir sürü şey. Bazıları da hediye edilmiş. Yani kısa süreli de olsa geçmişe doğru kısa bir gezinti yapıyorsunuz o anda. Oradan çıkıyoruz. Bahattin ağbi üst katı da gezin diyor ve bizi ahşap merdivenlerden yukarı çıkartıyor. Burası da pötikareli perdelerle donatılmış, o eski sedirlerin bulunduğu ve masalarla donatılmış, duvarlarında keyifli süslemelerin olduğu kocaman bir alan. Anladığımız kadarıyla burası sohbet yapılan yeme içme de olan bir yer ancak covid dolayısıyla şu an aktif değil. Harika bir yer kısacası. Yani deseler ki burada kalın kalırım inanın. Gürültü yok, ses yok, kirlilik yok. Doğanın içinde baş başa harika bir yer anlayacağınız. Bahattin ağbiye teşekkür ederek ve mutlu bir şekilde ayrılıyoruz oradan. Ama tam ayrılırken yan tarafta gördüğümüz otobüsten cafeye dönüştürülmüş bir yer olduğunu da öğreniyoruz. Bu arada eşim Bahattin ağbiye soruyor “Ağbi burada zaman nasıl geçiyor ?” diye Bahattin ağbinin verdiği cevap ise muhteşem; “Yetmiyor ki”…
Bahattin ağbi gibi güzel düşünen ve güzel yürekli samimi, içten insanlara ihtiyacımız var velhasıl. Zaten bu dünya dönüyorsa böylesine güzel insanların yüzü suyu hürmetinedir.
Ve diyorum ki gidin görün bu güzel Nostalji Gezi Evini. Anılarınız canlansın, kurtulun kısa süreliğine de olsa dünyanın çirkinliğinden. Yaşadığınızı hissedin, doğanın içinde. Kimbilir belki yolumuz düşerse yeniden karşılaşırız sizlerle de….
Teşekkürler Bahattin Ağbi… Anılarımıza döndürdüğün için bizi
https://nostalji-gezi-evi.business.site