Ş A İ R A N E: #hiciv
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

#hiciv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#hiciv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

07 Ekim 2026

ÂŞIK SEYRANİ

Ekim 07, 2026 0
ÂŞIK SEYRANİ


Âşık Seyrani (1800-1866), 19. yüzyılda yaşamış en önemli Türk halk ozanlarından ve hiciv (taşlama) ustalarından biridir.

Doğum ve Asıl Adı: Asıl adı Mehmet'tir. Kayseri'nin Develi (eski adıyla Everek) ilçesinde doğmuştur. Doğum tarihi kaynaklarda 1800, 1805 veya 1807 olarak geçer.

  • Eğitimi: Yoksul bir mahalle imamı olan Cafer Efendi'nin oğludur. Memleketinde medrese eğitimi almıştır.

  • Gezileri ve Yaşamı: Bir süre İstanbul'da bulunmuş, ardından Anadolu ve çevre bölgeleri (Halep, Bağdat gibi) gezmiştir. Yaşamı boyunca büyük maddi sıkıntılar ve yoksulluk çekmiştir.

Ölümü: 1866 yılında doğduğu yer olan Develi'de hayatını kaybetmiştir

Âşık Seyranî, köken ve tarikat mensubiyeti olarak doğrudan Alevi-Bektaşi kökenli veya Alevi bir aileden gelmemektedir; Kayseri'nin Develi (Everek) ilçesinde yoksul bir mahalle imamının çocuğu olarak dünyaya gelmiştir ve kaynaklarda genel olarak Nakşibendî / Sünni bir çevreye mensup olduğu belirtilir.

Bununla birlikte, İstanbul'da bulunduğu dönemde Alevi-Bektaşi tekkelerine girip çıkmış, tasavvufi zevki ve bu geleneğin söyleyiş biçimlerini yakından tanımıştır. Bu nedenle şiirlerinde Hz. Ali, Ehl-i Beyt sevgisi ve On İki İmam gibi Alevi-Bektaşi edebiyatında sıkça kullanılan tasavvufi kavramlara ve motiflere genişçe yer vermiştir. Özetle; kendisi doğduğu çevre itibarıyla Alevi değildir, ancak şiirlerinde Alevi-Bektaşi kültüründen ve tasavvufundan etkilenmiş, bu iki kültürü harmanlayan bir halk şairidir.

Hiciv ve Mizah: Seyrani, halk şiirinde özellikle eleştirel mizahın ve taşlamanın (hiciv) zirve isimlerindendir. Dönemindeki aksaklıkları, adaletsizlikleri ve toplumsal bozulmaları cesurca eleştirmiştir.

  • Vezin Kullanımı: Hem halk şiirinin temeli olan hece veznini hem de Divan edebiyatı nazım biçimlerinde kullanılan aruz veznini ustalıkla kulanmıştır.

  • Üslubu: Çağındaki yenilikleri ve toplumsal değişimleri yakından takip ederek şiirlerine yansıtmıştır. Halkın duygularına tercüman olduğu için halk arasında büyük bir saygınlık ve şöhret kazanmıştır.

Âşık Seyrânî, tek bir divan veya kitap oluşturmamış; şiirleri cönklerde, el yazması defterlerde ve halk dilinde günümüze ulaşmış 800’ün üzerinde şiirden (taşlama, koşma, semai,destan,nefes) oluşan bir külliyata sahiptir.

Öne Çıkan Eserleri ve Şiirleri

Seyrânî'nin bilinen en ünlü şiirleri ve halk arasında dilden dile dolaşan eserleri şunlardır: 

  • Eski Libas Gibi ("Eski libas gibi âşıkın gönlü")

  • Âlemde Bir Devir Dönüyor Amma

  • Ağlar Gezerim Aşkın Derdine Düşeli

  • Dünya Olur Bir Gün Harab

  • Muhabbet Yelleri

  • İdris Terziliği İcat Etmeden

  • Eyvah Fukaranın Beli Büküldü

  • Can İpini Ten Yününden

Sanatının Genel Özellikleri

  • Türler: Ağırlıklı olarak hece vezniyle yazdığı koșma, semai, destan ve şathiyeleriyle tanınır; bunun yanı sıra aruz ölçüsüyle yazdığı gazel ve divanları da vardır.

  • Temalar: Toplumsal yergiler (taşlama), rüşvet ve adaletsizlik eleştirileri, aşk, tasavvuf ve hikemiyat (bilgelik) şiirinin temelini oluşturur.

Özetle Seyrânî, edebiyat tarihimizde haksızlıklara karşı halkın sesi olmuş, korkusuzluğu ve keskin zekasıyla "taşlama geleneğinin" simge ismi haline gelmiştir.


Hak yoluna gidenlerin
Asa olsam ellerine
Er pir vasfın edenlerin
Kurban olsam dillerine
Torunuyuz bir dedenin
Tohumuyuz bir bedenin
Münkir ile ceng edenin
Silah olsam bellerine
Bir üstada olsam çırak
Bir olurdu yakın ırak
Kemiğimi yapsam tarak
Yâr zülfünün tellerine
Bir kâmilin yolun tutsam
Aşk oduna yanıp tütsem
Bülbül gibi feryat etsem
Muhabbetin güllerine
Vücudumu kavursalar
Yönüm yâre çevirseler
Harman gibi savursalar
Muhabbetin yellerine
Seyranî kaldır parmağın
Vaktidir Hakka durmağın
Deryaya akan ırmağın
Katre olsam sellerine

Son zamanlarda severek dinlediğim bu şiir Gönül Atalay tarafından bestelenerek müzik platformlarında yerini almıştır. Dinlemek için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz..