Bu Blogda Ara
19 Aralık 2008

"3. Kadıköy Kitap Günleri", 19 Aralık'ta başlıyor. İstanbul'daki 2 büyük kitap organizasyonundan biri olan "3. Kadıköy Kitap Günleri", 4 gün süreyle Caddebostan Kültür Merkezi'nde devam edecek.
Etkinlik kapsamında 70'e yakın yayın evinin stant kuracak. Kitap günlerinin bu yılki onur konuğu Adalet Ağaoğlu olacak.
Açıklamada, Ağaoğlu'nun 20 Aralık Cumartesi günü saat 15.00 ile 17.00 arasında İş Bankası Yayınları standında kitaplarını imzalayacağı kaydedildi.
Buluşmaya katılan yayın evlerinin bağışladığı kitaplardan Kadıköy'e yeni kütüphaneler kazandırmayı amaçlayan belediyenin bu yıl etkinlik sonunda ihtiyaç duyulan bir bölgede üçüncü kütüphaneyi oluşturacağı kaydedildi. Türkiye Yazarlar Sendikası ve PEN gibi yazar örgütleriyle çeşitli sivil toplum kuruluşlarının da katılacağı "3'üncü Kadıköy Kitap Günleri"ne giriş ücretsiz olacak.
Haber Kaynak – Pusula.tv
Etkinlik kapsamında 70'e yakın yayın evinin stant kuracak. Kitap günlerinin bu yılki onur konuğu Adalet Ağaoğlu olacak.
Açıklamada, Ağaoğlu'nun 20 Aralık Cumartesi günü saat 15.00 ile 17.00 arasında İş Bankası Yayınları standında kitaplarını imzalayacağı kaydedildi.
Buluşmaya katılan yayın evlerinin bağışladığı kitaplardan Kadıköy'e yeni kütüphaneler kazandırmayı amaçlayan belediyenin bu yıl etkinlik sonunda ihtiyaç duyulan bir bölgede üçüncü kütüphaneyi oluşturacağı kaydedildi. Türkiye Yazarlar Sendikası ve PEN gibi yazar örgütleriyle çeşitli sivil toplum kuruluşlarının da katılacağı "3'üncü Kadıköy Kitap Günleri"ne giriş ücretsiz olacak.
Haber Kaynak – Pusula.tv
Son günlerde yine bazı çevreler tarafından hortlatılan “Ermeni Soykırımı” iddiaları, hepinizin de bildiği üzere yine sözüm ona bu ülkenin aydınıyız diyen kesimleri tarafından desteklenmekte ve bir de bunun için özür dileme kampanyası başlatılmış bulunmaktadır. Bir insan ülkesinin tarihi hakkında ne kadar az şey bilir ise, o kadar çok yanılır. Kaldı ki, bu ülkede hiçbir zaman ne ermeni, ne de kürt soykırımları yapılmıştır. Burası bizim ülkemiz ve bu ülkenin geçmişi diğer ülkeler gibi üç beş günlük değildir. Tarihte bir yolculuk yapsaydınız bugün bu özür dileme kampanyasına imzanızı atmaz ve ne kadar da küçüldüğünüzü anlardınız. Siz kimsiniz ve kimden ne için özür diliyorsunuz. Siz bu ülkenin sınırları içerisinde yaşayan, bu ülkenin vatandaşı olup, pembe ve mavi kimliklere sahip olan, bu ülkenin okullarında okuyan, adam olan ve yine bu ülkenin bir bireyi olarak laik ve demokratik bir ortamda ağzınıza geleni kulağınız duymadan söyleyen zavallılar. Belki yaşım sizden küçük olabilir ve belki sizin kadar siyasete aklım da ermeyebilir ama, bildiğim bir gerçek var ki, benim atalarım ve onların ataları ve daha öncekiler bu topraklarda doğdular, bu topraklarda yaşadılar ve yine bu topraklar üzerinde yaşama veda ettiler. Ama sanırım siz bu ülkenin şartlarından memnun değilsiniz ve yine siz kendinizi çok aydın görenler olarak belki de bir Orhan PAMUK olma hevesinde de olabilirsiniz ama şunu asla unutmayın ! Hiçbir ülke asla ve asla çıkarı olmadan size kucak açmaz ve kucak açanlar sizlerle işleri bittikten sonra kapının önüne koyduklarında gidecek yeriniz olmadığında nereye gideceksiniz. Belki sığınma hakkı talep edeceksiniz kim bilir. Orası sizin sorununuz. Unutmayın ki, bu ülke şanlı ve şerefli bir geçmişe sahiptir ve bunu kirletmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Çünkü bu ülke üç günlük müteahhitlerin yaptığı çürük binalara benzemez. Çünkü bu ülkenin temeli sağlamdır. Bu ülke Atatürk’ün kurduğu yıkılmaz temeller üzerindedir. Ve yine unutmayın ki bu ülkenin gerçek sevenleri bir araya gelip her türlü haksız eleştirilere karşı kendisini ve ülkesini korumasını bilir. Bizler “NE MUTLU TÜRK’ÜM” demekten asla yılmayacağız ve bu ülkede doğduğumuz için kendimizi her an şanslı sayacağız ve asla sözde ermeni soykırımı için kimseden özür dilemeyeceğiz, bu da böyle biline….
Bu arada Ermeni tarihçiler bile kendi kökenleri hakkında gerçek bir bilginin olmadığını söylerken siz çıkmış bu ülkede 20.000 Ermeni’nin katledildiğinden kolaylıkla bahsedebiliyorsunuz. Ve bu ülkede hala özgürce yaşamakta olan Ermeni asıllı vatandaşlarımız var. Neden onlar çıkıp da böyle bir soykırımı gündeme getirmiyorlar da siz getiriyorsunuz. Amacınız ne. Bu sırnaşıklık kime. Kimden ne gibi bir çıkarınız var. Biz her şeyi biliyor,görüyoruz ama susmayacağız.
Bu nedenle size vermek istediğim bir adres var. Bilenler bilir ama bilmeyenler, bilip de daha önce hiç uğramamış olanlar var ise lütfen bu adrese uğrayın ve lütfen dikkatlice okuyun. Hafızalarınızı tazeleyin …
Son olarak geçen sene 12 puanla Eurovision’a oy veren ülkemizdeki bazı yalakalar bu sene Türkler ve Köpekler giremez şarkısıyla bizi kötü olarak lanse edecek ve hakaret edecek olan grupla ilgili olarak ne düşünüyorlar çok merak ediyorum doğrusu…
FORSNET http://www.ermenisorunu.gen.tr
THE ARMANIAN FILE http://genocide.blogcu.com
16 Aralık 2008
Konfiçyüs, Hükümdar’ın isteği üzerine bir süre için şehrin yönetiminde olmayı kabul etti. Yedi gün izledi. Yedinci gün yüksek memur Şao-Çeng’i idam ettirdi, cesedin üç gün açıkta kalmasını emretti.Öğrencileri çok şaşırdılar, yanına gittiler, sordular:
”Şao-Çeng bu şehirde hatırlı ve kuvvetli bir adamdı. Şimdi şehrin yönetimini aldıktan sonra ilk işiniz onu astırmak oldu. Bu yaptığınız doğru mudur? Bildiğimiz kadarıyla bu adam haydutluk, hırsızlık yapmamıştı...”
Konfiçyus “Yaptığımın nedenlerini size açıklayayım” dedi ve anlattı:
”Dünyada beş ağır suç vardır. Haydutluk ve hırsızlık bunların arasında değildir, daha sonra gelirler. Bu beş suç şunlardır:
Birincisi uyumsuz ve asi bir tabiatla birlikte gözüpeklik;
İkincisi aşağı bir hayat tarzıyla birlikte inatçılık;
Üçüncüsü çenesinin kuvvetli olmasıyla birlikte yalancılık;
Dördüncüsü herkesin ayıbını, kusurunu aklında tutmakla birlikte herkesle dost geçinmek;
Beşincisi hak ve adalet duygusu olmamakla birlikte yaptığı haksızlıkları süslü ve parlak gerekçeler arkasına gizlemek...
Şao-Çeng’de bunların beşi de vardı. Nereye gitse taraftar topluyor, hizipler yaratabiliyordu; aldatıcı fikirlerini parlak konuşmaların arkasına gizleyebiliyordu; zulmüyle adaleti tersine çevirebiliyordu.
Aşağılıklar birleştiği zaman ortaya çok güçlü bir kötülük çıkar. Ben de şehir halkı için tasalanmak yerine bu adamı idam ettirmeyi tercih ettim...”,,
KONFİÇYUS-





