Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

09 Şubat 2009

ADA

Şubat 09, 2009 0
ADA
Thomas Cook, bir araştırma gezisi sırasında atlas okyanusu'nun ıssız bir yerinde milyonlarca kuşun havada çığlıklarla daireler çizerek uçtuğunu görür. kulakları sağır edecek kadar yüksek sesle çığlıklar atan kuşlardan yorulanlar, okyanusun dev dalgaları arasına kendilerini atarak intihar etmektedirler!

bu olayı yıllar boyunca birçok balıkçı görür, birçok bilim adamı araştırır. kuş bilimcileri yaptıkları araştırmalarda göçmen kuşların farklı yönlerden gelerek okyanusta bu noktada birleştiklerini keşfederler, ancak intihar etmelerinin nedenini çözemezler.

yıllar suren araştırmalar sonucunda bu trajik olayın yaşandığı yerde bir ada olduğunu; kuşların göç yolu üzerinde bulunan bu adanın bir deprem sonucunda okyanusa gömüldüğünü bulurlar. insanların yokluğunu bile fark etmedikleri ada kuşlar için göç yollarının vazgeçilmez bir durağıdır. kuşlar binlerce yıllık alışkanlıkla adanın yerini bilmektedirler ve uzun ve yıpratıcı bir yolculuktan sonra aradıkları adayı bulamayınca, yorgunluktan bitkin bedenlerini çığlık çığlığa okyanusun sularına gömmektedirler.

peki ya siz...

sizin hiç bir adanız oldu mu? yaşamın uzun göç yollarında size bir yudum taze soluk verecek, yolunuza dinç olarak devam etmenizi sağlayacak bir adanız var mı? bir gün yerinde bulamazsanız, ille de ulaşmak ve sığınmak için başınızın döndüğü, dengenizi yitirinceye kadar çırpınıp kanat çırptığınız bir ada yaratabildiniz mi kendinize? sınırsızca her şeyi paylaşabileceğiniz bir dost, yola birlikte çıkacak kadar güven duyduğunuz bir arkadaş, size daima huzur ve mutluluk verecek bir eş, ulaşmak için yıllardır uğraş verdiğiniz bir amaç edinebildiniz mi?

şöyle daha bir iyi bakın çevrenize... size gelen, sizin gittiğiniz, sizi bulan, sizin bulduğunuz kaç adanız var çevrenizde? kaç tane durup nefeslendiğiniz ada yaratmışsınız kendinize.


Alıntıdır...

08 Şubat 2009

MİM -II-

Şubat 08, 2009 1
MİM -II-
İkinci ve son olarak da http://esenguldenesintiler.blogspot.com un sahibi değerli arkadaşım Mim’lemiş beni. Arayı açmadan hemen onun da Mim’leme konusu ile ilgili sorularını yanıtlamak istiyorum.

En sevdiğim kelime?

Benim en sevdiğim kelime hayatım’dır. Çünkü bu kelimeyi herkese kullanmam ve eğer kullanıyorsam da mutlaka karşımdakinin ben de oldukça büyük bir değeri var demektir..


En nefret ettiğim kelime?

CİN…Bu kelimeden harbi tırstığımı söyleyebilirim. Her nedense sanki söylediğimde karşıma dikilecekler ve beni korkutacaklar diye ödüm patlıyor. Bu nedenle artık direk söylemeyip, üç harfliler diyorum…

Beni ne heyecanlandırır?

Beni en çok yıllar sonra gördüğüm eski sevgilim ya da hoşlandığım ama bir türlü hoşlandığımı söyleyemediğim kişiyi görmek oldukça heyecanlandırır…

En sevdiğim ses?

Bahar geldiğinde öten kuşların sesleridir…

En nefret ettiğim ses?

Sabah daha horozlar bile ötmeden komşularımın çıkarttığı sesler, sokaktan gelen ve gürültülü bir şekilde konuşan insanların seslerinden nefret ederim…

Hangi mesleği yapmak istemem?

Hemşirelik. Çünkü çok meşakkatli ve çok zor bir meslek. Her şeyden önce sabır lazım. Karşınıza hasta olarak gelen her insan farklı karakterlerde ve farklı eğitim seviyesinde. Bu nedenle bu mesleği kaldıramazdım sanırım…

Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdim?

Emin olamasam da bu konuda 6.hissimin zaman zaman kuvvetli olduğuna inanırım. Ve zaman göstermiştir ki bu konuda çoğu zaman haklı çıkmışımdır…

Kendim olmasaydım kim olmak isterdim?

Kendim olmaktan mutluyum elbette çünkü bu dünyada benden bir tane var. Ama eğer ben olmasaydım mutlak ve tüm samimiyetimle söylüyorum ki, Atatürk’ün kızı olmak isterdim.

Nerede yaşamak isterdim?

Ben Türkiye’de ve Ankara’da yaşamaktan son derece mutlu bir insanım. Denizimiz yok ama Ankara’nın kendine has havasında yaşamak beni son derece mutlu ediyor. Ancak ikinci bir şansım daha olsaydı eğer, İtalya-Venedik’te yaşamak isterdim. Benim için ilginç bir yer ve bir o kadar da romantik. Ama bu yaşam eminim ki kısa süreli olurdu…

En önemli kusurum?

En önemli kusurum her ne kadar hoşlanmasam da çabuk parlamam. Bu huyumdan bir türlü kurtulamıyorum…

Bana en fazla keyif veren kötü huyum?

Dik bir insan olmam. Başkaları isterlerse saatlerce konuşsunlar, ben bildiğimden şaşmam. O sadece konuştuğu ile kalır karşımda…

Kahramanım kim?

Benim yeryüzündeki en büyük ve tek kahramanım ATATÜRK’üm…Başkası yalan…

En çok kullandığım küfür?

Gerizekalı…Nefret ediyorum bu kelimeyi kullanmaktan ama gerçekten de bunu hak edenler çıkıyor karşıma…

Şu anki ruh halim?

Gayet sakinim.

Hayat felsefesini hangi slogan özetler?

Ben bugünü yaşarım, yarın ölür müyüm kalır mıyım bilinmez…

Mutluluk rüyam nedir?

Unutamadığım aşkım bir gün kapıdan girecek ve ben geldim seni seviyorum diyecek…Sonra küçük bir kasabada özellikle bir sahil kasabasında tek kat üzerine Amerikan bir eve sahip olmam. Küçük bir bahçem olması ve bahçemde küçük bir süs havuzu…

Mutsuzluğun tanımı?

Ailemi kaybetmek…

Nasıl ölmek isterdim?

Her zaman dediğim gibi uykumda ve yatağımda ama dini görevimi de yerine getirerek ölmek en büyük arzum…

Öldüğümde cennete gidersem Allah’ın bana kapıda ne söylemesini isterdim?


Ey kulum ! Dünya da iken bilerek ya da bilmeyerek pek çok hatalar yaptın ama bu hatalarını fark ettiğinde düzeltme yoluna gitmenin yollarını da buldun. Kimini gerçekleştirdin kimini ise gerçekleştiremedin ama hep düzeltmeyi istedin. Bu yüzden senin yerin burası...
(içimden böyle geliyor çünkü)


Umarım bir mimlemeyi daha başarıyla atlatmış oluyorum böylelikle ve ben de aşağıda isimleri yazılı olan blogların sahibi arkadaşlarımı Mim’liyorum.

http://muazzezv.blogcu.com
http://www.dantel83.blogcu.com
http://hercai58.blogcu.com
http://hayalerdem.blogcu.com
http://boncukdevrim.blogcu.com

Kolay gelsin arkadaşlar diyerek hepinize sevgi ve selamlarımı gönderiyorum…

Mehp@re

MİM -I- KİTAPLAR...

Şubat 08, 2009 0
MİM -I- KİTAPLAR...
MİM’leme konusu gerçekten benim için çok eğlenceli… Daha önceki mim’lemelerde de belirttiğim gibi karşımızdaki insanları anlamak ve tanımak açısından oldukça yararlı diye düşünüyorum. Ancak ne var ki, geçen haftalar içerisinde yayınlamış olduğum öykümden dolayı beni mimlemiş olan ancak benim hemen cevap veremediğim ve aşağıda bloglarının isimlerini belirtmiş olduğum

http://deryalıyasam.blogcu.com
http://ikikelam.blogspot.com
http://mineakbas.blogcu.com

sahibi arkadaşlarımdan özür diliyorum. Son üç haftadır başlamış olduğum resim kursundan dolayı da vakit ayırıp bir türlü bu Mim konusunu hazırlayamamıştım. Umarım beni bu gecik-
meden dolayı mazur görürler…

Şimdi gelelim MİM – 1 konusu olan kitaplara…
Kitap okumayı çok severim ancak son zamanlarda pek vakit ayıramıyorum. Almış olup henüz okuyamadığım o kadar çok kitabım var ki. Yalnız benim en son okuduğum kitap ve eminim ki bir çoğunuz ya adını duydu ya da okumuş da olabilir.

Soru ve cevaplar şeklinde sizlere yanıtlarımı vermeye çalışacağım…

1. SORU - En beğendiğiniz ve en etkilendiğiniz kitap hangisidir ?

CEVAP- Benim en son okumuş olduğum ve en çok beğenip etkilendiğim kitap değerli yazar İsmail BİLGİN’e ait olan “SARIKAMIŞ-BEYAZ HÜZÜN” adlı kitabıdır.
Çünkü bu kitap bize Kurtuluş Savaşı sırasında yaşanan ve askerlerimizin hangi şartlar altında
Vatan mücadelesini gerçekleştirdiklerini anlatan ve insanı hüzünlendirip, o kitapta adı geçen
Ve kanlarını bu ülke uğruna gözlerini kırpmadan vermiş olan şehitlerimizi anlatmakta. Bu nedenle beni bir hayli etkilediğini ve hatta ağlattığını söyleyebilirim…

2.SORU -Yanınızda olan kitabın kitabın 161. sayfasını açın ve beşinci cümlesini yazın…

CEVAP – Yine bu kitabın 161.sayfasında ki 5.cümle şu şekilde…
“İşte o zaman Osmanlı Devleti, hani şu hasta adam dedikleri devlet ayağa kalkar ve kendine, ölecek diye bakanları, bekleyenleri şaşırtır…”

Evet gerçekten de bir zamanlar hasta adam iyileşti onu iyileştiren Yüce Önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’dür ancak ne var ki, aradan geçen yıllar onun iyileştirdiğini, şu an hasta etmek için uğraşan insanlarla, hainlerle ve dış güçlerle dolu. Umuyorum ki, bu güzelim ülkeyi, vatanımızı kaybetmek gibi bir durumla karşı karşıya kalmayız ama eğer kalırsak ve her yüzümüze güleni dost bellersek, hiç merak etmeyin ki o dost bildikleriniz düşman olarak dikilirler bir gün karşımıza…

Sevgilerimle,,,
Mehp@re