Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

11 Nisan 2009

"SEN"İM...

Nisan 11, 2009 0
"SEN"İM...

" Sevmek" dedim,
"Yoluna ölmek" dedi.
"Yol" dedim,
"Alip basini gitmek" dedi.
"Gitmek" dedim,
Bir "Ahh" çekip, "Dostlardan ayrılmak" dedi.
"Dost" dedim. Durdu, bana baktı."Dost" diye mırıldandı.
"Yüreğime nasıl koysam bilemediğim" dedi.
”Yürek" dedim,
"Dünyaları içine sığdıramadığım" dedi.
"Dünya" dedim,
"Hayatın bir yüzü" dedi.
"Yüz" dedim.
"Ardında ne gizli bilemediğim" dedi.
"Giz" dedim
"Hep çözmeye calıştığım" dedi
"Calışmak" dedim,
"Hep bitmeyecek öykü" dedi.
"Öykü" dedim,
"Binlercesini içimde gizliyorum" dedi.
"Gizlemek" dedim,
"İşte, her şeyin bitmesi" dedi.
"Şey" dedim,
"Sevda" dedi.
"Sevda" dedim,
"Peşinden koştuğum" dedi.
'Koşmak" dedim,
"Hayat bir maraton" dedi.
"Hayat" dedim,
"Öyle kısa ki" dedi.
"Niye kısa ki" dedim,
"Yaşanacak çok şey var, zaman yok" dedi.
"Yaşanması gereken ne var" dedim,
"Aşk" dedi.
"Bütün aşkların toplamı, en yüce ve tek aşk" dedi.
"Önce ona varsan olmaz mı" diye sordum,
"Keşke olsa" dedi,"Ama önce yoğrulmak gerek".
"Acı çekmek mi?" dedim,
"Evet, aşk acısında boğulmak" dedi.
"Yok olunca" dedim,
"İşte gercek aşkı da o zaman yasamaya başlarsın" dedi.
"Gerçek aşk" dedim,
"Büyük o" dedi.
Durdum. Durdum. Durdum ve sustum...
"Neden sustun" diye sordu,
"Yüreğim titredi sanki" dedim.
"Neden" diye sordu,
"Bilmiyorum" dedim, "Büyük O!".
"Evet" dedi, "Büyük O!".
"Nerede?" diye sordum.
"Her yerde" dedi.
"Nasıl?" diye sordum,
"Yüreğini aç" dedi.
"Yüreğimi açmak?" dedim
"Bir tebessümle bak her şeye" dedi.
"Tebessüm" dedim,
"Her kapının anahtarı" dedi.
"Kapı" dedim
"Girmeden bilemezsin" dedi.
"Ya korku?" dedim
"Bilinmeyenden korkar insan" dedi
"Ben bilmiyorum" dedim
"Neyi?" diye sordu
Ben'i" dedim,
"Sen kimsin?" diye sordu
"Ben kimim?" diye sordum,
"Sevgiyle beslenensin" dedi.
"Kimin sevgisiyle" dedim,
"Büyük O'nun" dedi.
Durdum. Durdum. Yine sustum.

"Kimsin sen?" dedim,
"SEN'im" dedi...

(Alıntıdır )

ANLAT…

Nisan 11, 2009 0
ANLAT…

Anlat..
Umudu hatırlatsın diye umutsuzluğu, çareye yol açsın diye çaresizliği anlat...
ölmeyi anlat yaşamayı bilmeyene....
gönül gözüyle görmeyi anlat gördüğünü zannedenlere..
yada kör olmayı anlat herşeyi görüpte acı çekenlere
kalbi pas tutmuşa sevmeyi anlat...
ağlamayı onur sayana gözyaşındaki asaleti anlat...
hürriyeti anlat hapistekine....
kuşları bile avlayana vicdanı anlat....
hayatın güzel renklerini anlat siyahı anlam bilene...
aşık olamamayı anlat aşık olmuşa, anlatki yaşadığının adını koyabilsin..
sonsuzluğu anlat sınırları olanlara....
koşmayı anlat yürümeye üşenene...
sevabı anlat günahkara....
kelimelerin gücünü anlat susmayı maharet sayana...
yada susmanın bazen bilgece göründüğünü anlat boş konuşana...
ağaca kuşları anlat, kimlere ev sahipliği yaptığını bilsin...
güvenmeyi anlat insana, dost aramayı bırakıp birilerine dost olabilsin....
gururun ne kadar yüksek bir tepe olduğunu ve çıktıkça ne kadar alçalacağını anlat...
aldatana gerçekte aldattığının kendisi olduğunu anlat, anlatki kendi kendini hançerlediğini fark etsin...
gülü hatırlatsın diye dikeni anlat, belkide dikeni hatırlatsın diye gülü ...
elbet biryerlerde seni anlayan mutlaka birinin olduğunu anlat, yanlış anlaşıldığını zannedene...
zamanın kıymetini anlat hoyrata..
yüreğinin ta içini anlat anlamayana
anlat ki seni değil yüreğini tanısın
sevdayı anlat yüreği nasır tutmuşa anlat ki geri kalan ömrünü gerçekten yaşasın...
umutsuza güneşi anlat, anlat ki her karanlığın sonu bir aydınlığa gebedir bilsin...
gözlerle değil yürekle bakmayı anlat gözleri görmeyene, anlat ki gerçek marifet
aynada değil aynaya bakanda onu anlasın..

(alıntı)

06 Nisan 2009

MİM'LENDİM...

Nisan 06, 2009 2
MİM'LENDİM...
Değerli arkadaşım http://muazzezv.blogcu.com tarafından Mimlenmişim efendim.Bu sefer ki Mim’in konusu kendimizi maddeler halinde tanıtmak. Kendisine çok teşekkür ediyorum ve kendimi tarif etmeye başlıyorum…

*Her şeyden önce çok duygusal bir insanım.
*İnatçı değilimdir ancak kendi bildiğimin doğru olduğuna inanıyorsam, bildiğimden asla şaşmam.
*Çabuk kavrarım, detaycıyımdır, çalışmayı severim.
*Arkadaşlıklara ve dostluklara inanırım ancak darbe yediğimde asla geri dönmem.
*Sıcakkanlıyımdır ancak ilk gördüğüm kişiye hemen ısınamam, alışmam gerek.
*Güler yüzlü olmaya özen gösteririm. Ancak moralim bozuksa anında suratım düşer.
*Hediye almayı ne kadar sevsem de, en çok vermeyi severim ki o da sadece sevdiklerim için geçerlidir.
*Bekletmekten ve bekletilmekten hiç hoşlanmam. Randevularıma ve randevu saatime her zaman özen gösteririm.
*Kendi yaş grubumdan ziyade benden biraz daha büyük insanlarla daha iyi anlaştığımı söyleyebilirim.
*Bir yerlere gelmek ya da birilerinin gözünde artı puan toplamak adına kimseye yağcılık yapamam.
*Neysem oyumdur.
*Birisinin bana işini yaptırmak için emretmesinden asla hoşlanmam.
*Her zaman büyüklerime, amirlerime karşı saygılı ve seviyeli olmayı severim.
*Her ne kadar dışarıdan kendini beğenmiş ve kibirli birisi olarak görülsem de aslında tam tersiyimdir (çünkü beni tanıyanlar ilk başta çoğunlukla böyle düşündüklerini söylemişlerdir).
*Bazı günler ve özellikle moralsiz olduğum zamanlarda suratsız olduğumu söyleyebilirim.
*İlişkilerimde her zaman için özveriliyimdir. Sevdim mi adam gibi severim. Hoşlanmadığım birisiyle asla ne parası, ne de pulu için birlikte olurum. Benim için önemli olan tek şey gerçek sevginin peşinden koşmaktır.


İşte bu kadar kendimle ilgili tariflerim. Az çok beni bu şekilde tanımanıza vesile olabilmişimdir umarım. Ben de sevgili arkadaşlarım arasından bir seçim yapmak zorundayım ve kendisini nasıl tarif edeceğini merak ettiğim arkadaşlarım arasından,

http://esenguldenesintiler.blogspot.com
http://hamaratabla.blogcu.com
http://naliya.blogcu.com
http://ikikelam.blogspot.com u Mimliyorum. Sizlere kolay gelsin arkadaşlar ve cevaplarınızı sabırsızlıkla bekliyorum…


Bu arada yine değerli bir arkadaşım sevgili http://myoopie.blogspot.com / http://ekolmany.blogcu.com / beni Smart Blogger ödülüne layık görmüşler. Kendilerin sonsuz teşekkürler ediyorum ve benim de bu ödülü birilerine vermem gerektiğini biliyorum. Ancak ben bu sefer kimseyi ayırt etmeden, beni sonuna kadar ziyaretleriyle ve mesajlarıyla destekleyen ve hiç yalnız bırakmayan tüm gönül dostlarıma gönderiyorum. Çünkü her biriniz de bu ödülü benden daha fazla hak ediyorsunuz.

Her şeyin gönlünüzce olmasını diliyor ve sevgiler gönderiyorum…

Mehp@re

03 Nisan 2009

"AŞK EBRULİ"

Nisan 03, 2009 0
"AŞK EBRULİ"
Gerçek bir Aşk Mektubundan alıntıdır :

"Içime doğdun birden..
Yüreğime düştün..
Damladın yüreğinden yüreğime.
Az önce..
Az önceydi..

Aslında hep korkardım;
Bir gün, bir yıldız kayarken, ya ben, ona yetişemezsem veya dileğimi unutursam, ya da dileyecek bir düşüm yokken, bir yıldız kayarsa diye... Ama, senken dileğim, seni dilemişken,
Bir yıldız tuttum, bir dilek kaydı.. Bir kumsal düşledim o an, ve bir aşk çizdim... Aşkın, ebruli yürek kumsalı...

Sular, zülaliyle habire vuruyor kıyıya... Her vuruşta da, bir parça yontup götürüyor kayalardan... Kayalar eksiliyor...
Yüreğimizin kayaları eksilen...aşınan... Direngenleştirmek için, ne acılar, ne sevinçler kattığımız yürek kayalarımız, aşınmakta olan... Korunaksız kalıyoruz adeta.. Ama, kumsala vuran her dalga , yığınlarla da, kum tanesi getiriyor beraberinde... Çoğalıyoruz... Yüreğimizin kayalarından ufalanan parçaların taneleri belki de, geri dönenlerden bazıları... Belki de, onarmak için, bu geri geliş..
Ebruli kumsalda, ışıltılı, sedefli kum parçacıklarının kristalinde bir onarış... Doğanın yıkıp yapıcılığı sanki bu...
Ve yüreğin sularının sarışı, sevdiklerini.. eksiltmelerden çok, çoğaltmalar için, yürek kumsalını.... Suyu kumdan, kumu kumsaldan, kumsalı sudan ayırabilmek mümkün mü zaten...??

Seviyorum o halde seni...

Sonra, bir yürek düşündüm ve bir çadır örüldü düşlerimin önünde, gördüm... Bir koza gibi örüldü... Yüreğin çadırı...
Kumsalın tam ortasında... İçinde, sakınıp saklanılan sevgiler, düşler, umutlar, sevgililer... Aşk bir kumsalsa diye düşündüm, yürek onun çadırı olsa gerek... Yüreğin çadırına girdi mi insan, en güvenli ve en güzel yerindedir evrenin ve o evrendeki kendisinin... Çünkü ne kadar kendimizsek, ne kadar yüreğimizceysek ve ne kadar yüreğimizdensek, mutlu olur ve mutlu ederiz.... Kendinden uzağa düştü mü insan, arar durur, yollara düşer, kendinin izini sürer... İz ize eklenir, ama bitmez yol, varılmaz menzile bir türlü... Oysa insan, yüreğinin çadırında olsa hep ..olabilse.. Kavlar dolusu mutluluk meyleri sunacaktır sakiler... Aşk şiir olduğunda, kelimeleri bahar olacaktır çadırın... Bir yaprak titreyişinde, keman notaları gibi, aşka esecektir yürek.. Bilinmez bir iklimde, bir beşinci mevsim valsinde uzanacaktır eller birbirine, yürek yüreğe...

Camdan deniz kabuklarının, yüreğime batışının acısıyla irkildim bir anda.. Özlem, kömür parçaları arasındaki bir cam kırığıdır ya sanki, parlar durur kara tozlar arasında... O parladıkça, acır canımız, acıdıkça canımız , daha çok severiz. Acıttığı kadar, değerlidir birşeyler bence...birşeyleri değerli kılan, anlamlı kılan acısallığının yoğunluğudur,
bizi mutlu eden şeylere pek değer vermiyoruz sanki... Ve aşk, bu sebeple bunca değerli ve tatlı geliyor olmalı... Aşkı tatlı yapan da, bu acı yanının çokluğudur aslında.. Aşkın çoğu acıdır zaten.... Canım acıdıkça ve cam kırıkları özlemini kanattıkça, özlüyorum seni.... Sözler gönlün ortasında oturur, aşk sözün ortasında... Mutluluk uçuruma ses atmaktır... ve yürek o sesi tutar.... Ben, aşkın sesini, attım uçuruma ve yüreğin, yüreğimin ortasında tuttu o sesi...
SeS bizim artık, gönlümüzün ortasında...

Peki ya bir gün gelir de, özlemezsem seni, özlemezsen beni, biterse aşkın yüreğimdeki acıtmaları...?
O zaman, bir uçurtmadan inip, bir gemiye mi bineceğiz dersin..?
Usul usul ilerleyen bir gemi..Ve bir limana mı varacağız..?
Limanın dingin ve güvenli sularına mı sığınacak aşkın sevgi çocuğu..?
Aşk uçurtmada mı kalacak...?

Aşk bir kumsalsa, yürek çadırıdır onun...
Martılar elleri..
Deniz fenerleri gözleridir..
Ebruli, rengidir sularının..
Sular sözleridir, yıldızlara yansıdıkça..
Deniz kabukları özlemidir..
Kumlarsa düşleridir aşkın..
Aşk ebrulidir..

Bu mektup, masalımızın sokaklarından ebruli bir uçurtmadır, sana uçurduğum, seninle uçurduğum.. Ipsiz bir uçurtma... Seni seviyorum demek için, daima...

Yeniden ve yine Merhaba...."

Alıntıdır…