Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

29 Mayıs 2009

SEN GİDERSEN

Mayıs 29, 2009 0
SEN GİDERSEN

Sen gidersen yıkılır bu kalbim, yok olur, darmadağın olur, kaybolur, unutulur.
Sen gidersen eğer, bu beden ölür, bu ruh unutulur.
Çekmeden daha tetiği vurursun beni, vurulurum, bir yalan olurum,
Sen gidersen sevgilim inan ki bu şehirde unutulur, kaybolurum…

Hangi yasak gecelerin koynundaysan çıkıp geliver hadi,
Gel de yıllardır kanayan kalbimi sarıver şimdi.
Sormayacağım sana hiçbir şey inan, yeminim olsun ki,
Ya gözlerin konuşacak benden önce, ya da ben susup seyredeceğim seni…

Olmuyor ne kadar denediysem olmuyor bir tanem.
Senden başkası haram kılınmış bana, senden başkası yalan.
Ne zaman kapatıp seni düşleyecek olsam,
Bu gözler, bu sözler, bu düşler, bu sevgi hepsi de yalan…

İşte bu yüzden sevgilim bu yüzden, sen gitme en iyisi mi,
Gitme de gülen yüzümü ağlatıp, boynumu eğdirme emi.
Eller ne derse desin aldırma, aldırma ve sakın inanma.
Yeter ki sen benimle kal bu şehirde sevgilim ve beni sakın unutma…


Mehpare ÖĞÜT
2008

KUTADGU BİLİG'DEN GÜZEL SÖZLER

Mayıs 29, 2009 0
KUTADGU BİLİG'DEN GÜZEL SÖZLER

· Akıl senin için iyi ve yeminli bir dosttur. Bilgi senin için çok merhametli bir kardeştir.

· Allâh'a sığın, onun emrine itaatsizlik etme!

· Akıl süsü dil, dil süsü sözdür. İnsanın süsü yüz, yüzün süsü gözdür. İnsan sözünü dil dili ile söyler; sözü iyi olursa, yüzü parlar.

· Allah'tan ne gelirse ona râzı ol!

· Anlayış ve bilgi çok iyi şeydir; eğer bulursan, onları kullan ve uçup göğe çık.

· Bir insan bütün dünyaya tamamen sahip olsa bile, sonunda dünya kalır; onun kısmetine ancak iki top bez düşer.

· Bu dünya renkli bir gölge gibidir, onun peşine düşersen kaçar; sen kaçarsan o seni kovalar..

· Bu dünyanın kusuru bin, meziyeti ise birdir. İnsan bunu nasıl geçirirse, o öyle geçer.

· Bütün halka içten gelen merhamet göster.

· Bütün iyilikler bilginin faydasıdır. Bilgi ile göğe dahi yol bulunur.

· Büyüklük taslayan, kibirli ve küstah adam, tatsız ve sevimsiz olur; kibirli insanın itibari günden güne azalır.

· Eğer kendine candan bağlı birisini arıyorsan, sözün kısası, kendinden daha candan birini bulamazsın.

· Dâima iyilik yap ki, kendin de iyilik bul.

· Doğan ölür, ondan eser olarak söz kalır. Sözünü iyi söyle, ölümsüz olursun.

· Dünya ve âhireti her ikisini birden elde etmek istersen, şu birkaç işi bırakma; muktedirsen bunları mutlaka yerine getir!

· Elini uzatarak gökteki yıldızları tutsan ve başın göğe değse bile, sonunda sen yine yerdesin.

· Ey asil insan! insanlığı elinden bırakma; insanlığa karşı daima insanlıkla muamele et.

· İşi adaletle yap, buna gayret et; hiç bir zaman zulüm etme; Allah'a kulluk et ve O'nun kapısına yüz sür.

· Hangi iş olursa olsun, sen onu tatlı dille karşıla; her işte tatlı dil kullanırsan saadet sana bağlanır.

· Hiç bir işte acele etme, sabırlı ol, kendini tut; sabırlı insanlar arzularına erişirler.

· Diline ve gözüne sahip ol, boğazına dikkat et; az ye, fakat helal ye.

· Hangi işe girersen, önce sonunu düşün; sonu düşünülmeyen işler, insana zarar getirir.

· Başkasının zararını isteme, kendin de zarar verme; hep iyilik yap, kendi heva ve heveslerine hakim ol.

· Bak, doğan ölür; ondan, eser olarak, söz kalır; sözünü iyi söyle! ölümsüz olursun.

· İnsanın bunca zahmet çekmesi hep boğazı ve sırtı içindir; mal toplar, yiyemez; öldükten sonra da vebali altında kalır.

· Ey nimet sahibi olan kimse, şükret. Şükredene Tanrı nimetini artırır.

· İnsan nadir değil, insanlık nadirdir. İnsan az değil, doğruluk azdır.

· İnsanın bunca zahmet çekmesi hep boğazı ve sırtı içindir. Mal toplar, yiyemez; öldükten sonra da vebalı altında kalır.

· Çok mal aç gözlüyü doyurmaz. Ecel gelince pişman olur, fakat artık işini yoluna koyamaz.

· Akıl bir meşaledir. Kör için göz, ölü vücut için can, dilsiz için sözdür.

· Kötülük edersen, kötülüğün karşılığı pişmanlıktır. Elinden gelirse, kötülüğün inadına iyilik yap.

· Çok dinle fakat az konuş. Sözü akıl ile söyle ve bilgi ile süsle.

· Fenalık cahillikten doğar, hastalıklar kötülükler hep aynı noksanlıktan ileri gelir. Fakat tedavi ile hastalara şifa verilebilir; terbiye ile kötüler iyi edilebilir; okumak yoluyla da bilgisizlere bilgi verilmiş olur.

· Gönlünü ve dilini doğru tut!

· Gurur faydasızdır, o insanları kendinden soğutur. Alçak gönüllülük ise insanı yükseltir.

· Halka faydalı ol, onlara zarar verme!

· Her mahlûk kendi nasibini alır. Yürüyenler yiyeceklerini ve uçanlar da yemlerini bulurlar.

· Her sözü söz diye ağzından çıkarma. Lüzumlu olan sözü düşünerek ve ihtiyatla söyle.

· Her bakımdan tam zengin olmak istersen, kanaatkâr ol. Böylece kendi nasibini elde etmiş olursun.

· Huzur istersen zahmet ile birlikte gelir. Sevinç istersen kaygı ile birlikte bulunur.

· İşe acele ile girme, sabır ve teenni ile hareket et. Acele yapılmış olan işler yarın pişmanlık getirir.

· İnen yükselir, yükselen iner, parlayan söner ve yükselen durur.

· İnsan süsü, yüz; yüzün süsü, göz; aklın süsü, dil; dilin süsü, sözdür.

· İnsan, binlerce yaşasa, arzu ettiği şeylere kavuşsa bile, yine dileği bitmez.

· İnsana insanlığı nisbetinde mukabelede bulun. Böyle mukabelede bulunduğu için, insana insan adı verilmiştir.

· İnsanı dil kıymetlendirir ve insan onunla saadet bulur. İnsanı dil kıymetten düşürür ve insanın dili yüzünden başı gider.

· İnsanların seçkini insanlığa faydalı olan insandır. Halk nazarında muteber kimse, merhametli olan insandır.

· İyi hareket et, kötülerin zararlarını ortadan kaldır!"

· Kara toprak altındaki altın, taştan farksızdır. Oradan çıkınca, beylerin başında tuğ tokası olur.

· Kimin sana biraz emeği geçerse, sen ona karşılık daha fazlasını yapmalısın.

· Kötülük değersiz bir şey olduğu için, onu yapan da değersizdir.

· Menfaat sandalyeye benzer; başında taşırsan seni küçültür, ayağının altına alırsan seni yükseltir.

· Öfke ve gazapla işe yaklaşma; eğer yaklaşırsan, ömrü heder edersin.

· Söz ağızda iken sahibinin esiridir, ağızdan çıktıktan sonra sahibi onun esirdir.

· Yalnız kendi menfaatini gözeten dosta gönül bağlama. Fayda görmezse, sana düşman olur, ondan vazgeç.

27 Mayıs 2009

İSTANBUL’DA YAŞAMA SANATI

Mayıs 27, 2009 0
İSTANBUL’DA YAŞAMA SANATI

Daima İstanbul

'İstanbul'da Yaşama Sanatı', İstanbul'u kültürel anlamda kuşatıcı yazılardan oluşuyor. Kitapta, İstanbul tarihini Bizans'tan alarak günümüze kadar getiren yazıların yanında, tek bir yapı üzerine kaleme alınmış yazılar da var. Boğaziçi, musiki, şehrin florası, kuşları, damak tadı gibi konular etrafında dönen yazılarda şehrin bugün sahip olduğu değerler anlatılıyor

Baharın gelişiyle İstanbul"un rengi değişmeye başlar. Kıştan kalan soluk renkler yerini taze bir canlılığa bırakır. Gökyüzünün mavisi, doğanın yeşili daha içten yansıtır kendini. Güneş, bizi geç saatlere kadar terk etmez. Çiçek açan ağaçların kokusu ortalığa ılık bir ferahlık verir. Mayısa doğru erguvan ağaçlarının bir bir kendini göstermesiyle İstanbul"da gezmek bir şölene dönüşür. Ne kışın ilikleri donduran soğuğu, ne de yazın bunaltıcı sıcağı vardır, baharda. Gönlünce sokakların, parkların, bahçelerin tadını çıkarma zamanıdır.
Bahar ayları, İstanbul"u yeniden görmek, keşfetmek için bulunmaz bir fırsat. Eğer İstanbul"da baharın keyfini süre süre geziler yapma düşünceniz varsa yanınızdan ayırmamanız gereken bir kitap yayımlandı yakın zamanda; Haluk Dursun"un İstanbul"da Yaşama Sanatı.
Haluk Dursun"u uzun yıllar TRT2"de yaptığı Tarih Mekân programıyla tanıdık. Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü hocalarından olan Dursun, İstanbul"a ilk kez Galatasaray Lisesi"nde okumak için geliyor. İlkgençlik yıllarında İstanbul"la kurduğu ilişki ona, zamanla kendi alanında söz sahibi olabilecek bu kitabı yazdırıyor. Halen Ayasofya Müzesi Müdürlüğü görevini sürdüren yazarın adı, en son Papa"nın İstanbul ziyareti sırasında gündeme gelmişti.
İstanbul"da Yaşama Sanatı, İstanbul"u kültürel anlamda kuşatıcı yazılardan oluşuyor. Kitapta, İstanbul tarihini Bizans"tan alarak günümüze kadar getiren yazıların yanında, sadece bir dönemin sembolü olan tek bir yapı üzerine kaleme alınmış yazılar da var. Boğaziçi, İstanbulluluk, musiki, İstanbul"un florası ve kuşları, şehrin damak tadı, su kaynakları gibi konular etrafında yer verilen yazılarda şehrin bugün sahip olduğu değerler üzerinde durulduğu görülüyor.
İstanbul"da Yaşama Sanatı, “Ele geçmezse eğer sevdiğimiz/ Çare ne? Eldekini sevmeliyiz.” arzusu üzerine kurulmuş bir kitap. Haluk Dursun, İstanbul"un yitirilen güzelliklerinin ardından ağıt yakılmasına, gençlere bu şehre dair güzel şeyler göremedikleri duygusunun yaşatılmasına inat İstanbul"un hâlâ göz alıcı zenginliklerle dolu olduğunu söylüyor. Bu da, İstanbul"u yeniden keşfetmek isteyeceklere güven sağlıyor.
Kitabı okudukça bu şehrin taş yığınlarından, araba gürültüsünden, kalabalığından ibaret olmadığını, nice cazibeli tarafları olduğunu görüyorsunuz. İstanbul"daki ağaç çeşitleri, hangi ağacın İstanbul"un neresinde daha çok görülebileceğini, bülbül seslerinin klasik edebiyat metinlerinde kalmadığını, hâlâ İstanbul korularında şakıdığını, musluk suyunun kireçli, içilmez tartışmaları süredursun İstanbul"un göğsünden çıkan suların kurumadığını, Karakulak, Hamidiye sularının varlığını okumak, İstanbul"u yatırdığımız karamsarlık uykusundan af dilemek için kaldırmamız gerektiğini bize anlatıyor.

Nostalji curcunasından uzakta
Haluk Dursun, şehri eski eser meraklısı bir tüccar gibi anlatmıyor. Osmanlıca bilgisi, tarihçi olması ona çalışmalarında kolaylık sağlamış gibi görünse de, o bu şehrin derununa inmek için yola çıkmış. Uzaktan bir göz değdirerek değil, bizzat bir şadırvanda su, bir kilisede buhur, bir bahçede çiçek olmak istercesine anlatmış gördüklerini. İstanbul"da damak tadını anlattığı bölümde sizi kıskandıracak, Çengelköy"de bahçıvanlık yapanların kim ve nereli olduklarını bilmesi şaşırtacak sizi. İstanbul"da Boğaziçi"ni gezmeye Anadolu Hisarı"ndan başlayın diye yazarken o mahallenin muhtarının neler yaptığından bahsatmesine hayret edeceksiniz.
Kitabın ismi üzerine de Haluk Dursun Batı"da şehir kitaplarına "Londra"da/Paris"te Yaşama Sanatı" adları verilirken bizdeki durumun farklı olduğunu söylüyor. “Bizde ise nedense hep şehir rehberi, İstanbul Gezi Rehberi yahut da en fazla İstanbul"da Yeme İçme Sanatı gibi başlıklar konup, o muhtevaya uygun bilgiler veriliyor. Halbuki bir şehri şehir yapan oradaki kendine özgü yaşama imkânları, renkleri, çeşitlilikleri, havasıdır. Eğer bütün bu bileşimleri, armoniyi fark edemez, onu sindiremez, o güzellikleri idrak edemezseniz o şehirde bulunuyor, vakit geçiriyor, hatta doğup ölüyor, ama o şehirdeki yaşama sanatının farkına varamıyorsunuz demektir.” ifadelerine yer veriyor.
İstanbul"da Yaşama Sanatı"nı okuduktan sonra bu şehre bakışım değişti. İstanbul"un gerçek kültürüne sahip olmanın gerekliliğine inanıyorsanız, kuru bir nostalji curcunasından kendinizi kurtarıp, ilk defa İstanbul"u anlatırken geçmiş zamandan kurtarıp var olan güzellikleriyle anlatan bu kitabı bahar boyu kendinize arkadaş edinebilirsiniz...

YAKUP ÖZTÜRK / RADİKAL


İSTANBUL"DA YAŞAMA SANATI
Haluk Dursun
Timaş Yayınları
2009
320 sayfa
12 TL.