Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

12 Temmuz 2009

BU YÜZYILIN ORTALARINDA

Temmuz 12, 2009 0
BU YÜZYILIN ORTALARINDA


Bu yüzyılın ortalarında birbirimize döndük
Yüzlerimizin yarısı ve dolu gözlerle
Eski Mısır'dan bir sahne gibi
Bir an, öylece.
Saçlarını oksadım
Geldigin yöne dogru,
Çagırdık birbirimizi,
Bilinmez kentlerin adını söyler gibi
Yol boyunca
Kimsenin ugramadıgı kentler.
Sarap gibi
Insanları içiyor dünya, ve sevilerini,
Unutmak için.
Unutamıyor
Ve Filistin tepelerinin etekleri gibi
Huzur bulamayacagız hiçbir zaman.
Bu yüzyılın ortalarında birbirimize döndük,
Beni bekleyen vücudunu gördüm gölgelerin arasında
Daha o zaman sıkılıyordu sırtımda
Uzun bir yolculugun deri kayısları.
Ölümlü kalçalarına övgüler düzdüm,
Geçici yüzümü övdün sense,
Saçlarını oksadım gidecegin yöne dogru,
Sonunun peygamberi derine dokundum
Uykusuz ellerine dokundum
Belki bir gün sarkılar söyleyecek dudaklarına dokundum.
Çölün tozları kapladı
Üzerinde yemeye zamanımız olmayan masayı,
Fakat parmagımla
Adının harflerini yazabildim tozlara

Yehuda AMICHAI
Çeviren : Roni MARGULIES

FARKINDA OLMALI İNSAN...

Temmuz 12, 2009 1
FARKINDA OLMALI İNSAN...

Farkında Olmalı İnsan...
Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı.
Farkı Fark Etmeli, Fark Ettiğini De Fark Ettirmemeli Bazen...
Bir Damlacık Sudan Nasıl Yaratıldığını
Fark Etmeli.
Anne Karnına Sığarken Dünyaya Neden Sığmadığını
Ve En Sonunda Bir Metre Karelik Yere Nasıl Sığmak Zorunda Kalacağını
Fark Etmeli.
Şu Çok Geniş Görünen Dünyanın, Ahirete Nispetle Anne Karnı Gibi Olduğunu
Fark Etmeli.
Henüz Bebekken 'Dünya Benim!' Dercesine Avuçlarının Sımsıkı Kapalı
Olduğunu, Ölürken De Aynı Avuçların 'Her Şeyi Bırakıp Gidiyorum
İşte!' Dercesine Apaçık Kaldığını
Fark Etmeli.
Ve Kefenin Cebinin Bulunmadığını Fark Etmeli.
Baskın Yeteneğini
Fark Etmeli Sonra.
Azraillin Her An Sürpriz Yapabileceğini,
Nasıl Yaşarsa Öyle Öleceğini
Fark Etmeli İnsan
Ve Ölmeden Evvel Ölebilmeli.
Hayvanların Yolda Kaldırımda Çöplükte
Ama Kendisinin Güzel Hazırlanmış Mükellef Bir Sofrada Yemek Yediğini
Fark Etmeli.
Eşref-İ Mahlûkat (Yaratılmışların En Güzeli) Olduğunu
Fark Etmeli.
Ve Ona Göre Yaşamalı.
Gülün Hemen Dibindeki Dikeni Dikenin Hemen Yanı Başındaki Gülü
Fark Etmeli.
Evinde 4 Kedi 2 Köpek Beslediği Halde
Çocuk Sahibi Olmaktan Korkmanın Mantıksızlığını
Fark Etmeli.
Eşine 'Seni Çok Seviyorum!' Demenin Mutluluk Yolundaki Müthiş Gücünü
Fark Etmeli.
Dolabında Asılı 25 Gömleğinin Sadece Üçünü Giydiğini Ama Arka
Sokaktaki Komşusunun O Beğenilmeyen Gömleklere Muhtaç Olduğunu
Fark Etmeli.
Zenginliğin Ve Bereketin Sofradayken Önünde Biriken Ekmek
Kırıntılarını Yemekte Gizlendiğini
Fark Etmeli.
FARK ETMELİ.
Ömür Dediğin Üç Gündür,
Dün Geldi Geçti Yarın Meçhuldür,
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,O Da Bugündür.

SEVMEK DEDIGIN NEDIR KI?...

Temmuz 12, 2009 0
SEVMEK DEDIGIN NEDIR KI?...

Sevmek,begenmektir. Sevmek, özlemektir. Görmek
istemektir sevmek...
Ve sevmek, görmeden duramamaktir.Sevmek, israr
etmektir. Sevmek, vazgeçmemektir.
Pes etmemektir sevmek...Sevmek, merak etmektir.
Sevmek, sevdigine "Sevgilim" diyebilmektir.
Dokunmak istemektir sevmek.
Sevdigine yakin olmak istemektir. Soludugu havayi
solumaktir. Sevdiginin haliyle hallenmektir.
Ve sevmek, sevdigini yasamaktir. Sevmek, hissetmektir.
Sevmek, üsümektir.
Titremektir sevmek, Sevgiliyi düsünerek...
Sevmek, temmuz günesinde suyu, sicak çöllerde gölgeyi
özlemektir.
Sevmek, atese düsmektir. Kor olmaktir sevmek,
yanmaktir.
Sevmek, ölmektir bazen, Sevgilisizligi düsünerek...
Sevgilinin ölümsüzlügünü düsünmektir.
Sevmek, yok olmaktir Sevgilide...
Sevgilinin yüreginde olmaktir. Yüreiginde tasimaktir
Sevgiliyi...
Ve sevmek, belki bazen sevilmektir.
Sevmek, istemektir, hiçbirsey beklememektir.
Hesaplamamaktir sevmek...
Sevmek, inanmaktir. Sevmek yasamaktir.
Sevdigini kendisi gibi, kendisinden de çok
duyumsamaktir.
Sevmek, sevdigi olmaktir. Sevdigi ile sevdigini
paylasmaktir. Sevdigi ile kalbini bölüsmektir sevmek.

...Ki tek kalp olunsun.

Sevgide son yoktur. Biten sevgi yoktur. Bitmis gibi
görünen sevgi vardir. Vazgeçis de yoktur sevgide.
Yasadikça yasatilir sevilen. Vazgeçmis gibi görünmek
vardir bu yüzden.

Vazgeçmek degil...

Sevmekte istemek yoktur. Sevgilinin oldugu yerde son
bulur istekler. Birsey varsa istedigin bu senin için
degil sevdigin içindir.
Hatta o'dan o'nun adina istersin. o'nu daha sonsuz
sevebilmek için istersin. Istersin ama birgün gelir bu
isteklerde son bulur. Kendinden istersin artik.
Sevgiliyi daha çok sevmek istersin kendinden. Sonsuz
kilmak istersin o'nu... Sonsuzluga götürmek, o'nunla
sonsuzluga varmak istersin. Bu yolda sevgili olur mu
olmaz mi. Sevgili bunu belirler sadece.
Sevmek, sevgiliden sevgiliyi istemeyi ögrenmektir.
Sevmek, sevgiliyi sevgili olmadan sevmektir.
Sevmek, sevmek istemektir.
Sevmek, beklememektir. Beklentilerin son buldugu bir
duraktir o...
Öyle ki, tüm gerçekler, tüm dünya silinir gider. Ne
o'dan anlasilmayi beklersin, ne o'nu anlamayi...
Ne o'nun gelmesini beklersin, ne o'nun Leyla,
olmasini...
Bekledigin birsey yoktur. Sevmeyi, daha çok sevmeyi
becermenin disinda...
Sevmek, gücenmemektir. Sevmek, sevgilinin hiçbir
sözüne üzülmememeyi ögrenmek demektir. Sevgilinin ölüm
hançerine bile "hayir" dememektir sevmek. Sevgiliden
gelen her hareketi, her sözü kabullenmektir.
Ihanetlere, hainliklere bile üzülmemektir. Sevgiliden
gelen ölüm emrine, "ölürüm" diyebilmektir.

Sevmek, ÖLMEKTIR.

Sevmek, ölmeyi bilmektir. Sevgili için yasamaktir.
o'nun eli, gözü, kalbi olmaktir. Ama artik o'nun
birseyi olunmadigi zaman ölmesini bilmektir.

Sevmek, vermektir. Almamaya yemin ederek vermektir
Ama almalar kurtaracaksa sevgiliyi, almasini da
bilmektir SEVMEK.
Sevmek, tükenmektir. Sevmekten ölürken tekrar
varolmaktir o sevgiden.
Sevmek, sevgili olmaktir. Sevgilinin yüzündeki gülücük
olmaktir. O'nu yasama döndürecek bir damla su
olmaktir. Sevmek sevgilinin limani olmaktir.
Sevdiginin cani olmaktir. Ölümü istediginde verebilsin
diye ölmeden...
Sevmek, güvenmektir. Sevmek, onaylamaktir.
Sevmek , sevgiliyi bir nefes gibi, bir ses
gibi yakin olmaktir.
Sevmek çok ötelerde olsa bile yakin olmaktir.
Sevgiliye...
Sevgilisizken sevgiliyi sevmektir.
Sevmek, herseyi göze almaktir. Sevgilinin oldugu
cehenneme yürüyüp olmadigi cennete girmemektir sevmek.
Sevmek, bir olmaktir.
Sevmek, sevmeyi haketmektir.
Sevmek, sevgilisiz geçen gecelerin sabahina varmaktir.
Sevgilisiz geçen gecelerde sevgiliyi yasamaktir.

ASK, BIR SEVMEKTIR. BIR KERE SEVMEKTIR.
VE SEVMEK,
BUNLARI GÖRMEDEN BILE HISSEDEBILMEKTIR.

ALINTIDIR…

ASKLAR USURKEN GELiRDi

Temmuz 12, 2009 0
ASKLAR USURKEN GELiRDi

Vakit ilerledikçe kent isiklari da sesleri gibi kaybolmaya baslamisti.sehir kaplumbaga gibi korkulardan kaçmak için siginmisti kabuguna..Hava çok soguktu.Çati katimdan görünen pencerelerin arkasi bugulanmisti.Camlarin kenarlari buz tutmustu. Ellerim çok üsüyordu elimde eldivenlerim vardi ve yazmaya çalisiyordum. Ayagimdaki kalin babadan kalma postallar bile ayaklarimin morarmasini engelleyemiyordu. Sogugu düsünmemeye çalisarak daktiloya vuruyordum parmaklarimi. Daktilom yatagimin üzerindeydi ben yerde oturup yaziyordum.Yazmaliydim.

Zaman zaman tek odasi ve bir küçük küvetli banyosu olan çati katimin bir yerine gözüm takilir ve ne kadar zaman bilmem sanki orayi hiç görmemis gibi bakar bakardim. Giysi dolabim -gerçi ona dolap bile denmezdi ya-kumastandi. Çogu zaman kapamazdim fermuarini da. Daginikligini saklayacak kiyafetim olmazdi ki hiç.Varim yogum bu tek odali kat, daktilom, yatagim ve biraz ivir zivirdi. Yazardim, parmaklarim acirdi daktilonun tuslarina vururken.Tuslar sertti ve ben vururken sanki aci çekermis gibi kesik kesik inlerlerdi. Yanlis vuramazdim onlara. Herseyimdi yazilarim beni kurtaracakti onlar. Belki ilerde bir yazar olurum diye gündüz bir bulasikçida çalisir, gece yazardim.

Ve bir kadin severdim üsürken. Her sabah ayni duraktan ayni otobüse binerdik.Hiç yüzüme bakmazdi.Her sabah ayni saatte ayni yerden binerdik otobüse ama hiç bakmazdi. Basi önde belki isi -belki baka birseyi iste- düsünür gibi gözükürdü. Hiç konusamazdim. Ellerim ceplerimde bakardim sessizce basini kaldiracak mi diye.. O hiç bakmazdi. Bulasikçiya varir varmaz yikamaya baslardim aksamdan kalmis bulasiklari. Üsürdü ellerim. Yazdikça umudum tükenirdi. Yazdikça düsüncelerim benim içimden çikmak için savasir olurdu .Git derdi bir yanim. Gece isiklari yanmayan sehre git.

Yemek servisine de baslamistim. Sabah bulasik yikardim, öglenleri genelde yemek ismarlayan çok olurdu, kiramazdi onlari ustam gönderirdi beni servise.

Acaba hiç taninmazmiydim diye düsünürdüm Ozan Yildiz'a rastlamasaydim diye düsünüyorum bu siralar. Keske diyorum o ölmeden ona duydugum saygiyi sevgiyi biraz daha anlatabilseydim, Beni bulasikçiyken taniyip bu yazarlik günlerime getiren o, yillar öncesine kadar bana babalik eden adama..

Ve bir pismanligim, bir keskem daha var. Duraktaki kizi keske bir daha görebilseydim. O kendini öldürmeden önce keske onu sevdigimi söyleyebilseydim. Belki de asklar ben üsürken gelirdi...

ALINTIDIR…