Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

06 Eylül 2009

UZUN YOL...

Eylül 06, 2009 0
UZUN YOL...

İncitmeyecek Kadar Uzak, Üşümeyecek Kadar Yakın Olmak.......

Eski zamanların dondurucu bir kışından bütün hayvanlar çok etkilenmiş, büyük kayıplar vermişler.

Ama en çok kayıp veren kirpilermiş.

Çünkü onların pek çok hayvan gibi kalın kürkleri yok, kendilerini sıcak tutması zor olan dikenleri var.

Bu durumdan en az zararla kurtulmak için kirpiler meclisi toplanmış, çözüm aramaya başlamış.

Tartışa tartışa, nihayet gece olunca tüm kirpilerin bir araya toplanmasına, birbirlerine yakın durarak geceyi geçirmelerine karar verilmiş.

Böylece kirpiler birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak, aralarındaki hava tedavülünü önleyerek donmaktan kurtulacaklarmış.

İlk geceki deneyimlerinde bunun işe yaradığını görmüşler.

Ama başka bir problem çıkmış ortaya.

Üşüyen kirpiler birbirlerine fazla yaklaştıklarından yaralanmalar gerçekleşmiş.

Daha sonraki gece yaralanma korkusundan birbirlerinden uzak durmuşlar ama bu seferde donmalar meydana gelmiş.

Ne var ki, her gece kâh uzaklaşa kah yakınlaşa, deneye yanıla birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak kadar yakın, ancak birbirlerini incitmeyecek kadar uzak durmayı öğrenmişler.

KISACA ;

Bizim de uzun dikenlerimiz var.

Bunlar hayata karşı filtrelerimiz.

Bazen faydalı, bazen de zararlı.

Çoğu zaman, kimseleri yaklaştırmıyoruz yanımıza.

Filtrelerimizden elemeden kimseleri sokmuyoruz özel dünyamıza.

Ne var ki, sıcaklık ancak yakınlaşmakla mümkün.

Birbirini incitmeyecek kadar uzak, hayatın soğuk zamanlarında üşümeyecek kadar da yakın olmayı öğrenenlerden olabilmek dileğiyle..

30 Ağustos 2009

....

Ağustos 30, 2009 0
....

HAYAT LİMANINDAN DEMİR ALDI ÖMÜR

Ağustos 30, 2009 1
HAYAT LİMANINDAN DEMİR ALDI ÖMÜR

Ne zaman adın düşse dilime, ayaklanır içimde mavi
Salarım yüreğimi başıboş zamanlara,


Yosun kokulu sahillere tutsak arzular,
Sürgündür hasret döktüğüm denizlere,
Ki, çaresizce sürüklenir, sularında sana yorgun bedenim,
Boğulurum, özlemlerin derinliğinde / hasret denizinde

Anılarımla yüzleştiririm / gecenin çığlığına sararken yalnızlığımı
Ki kışkırtır içimde özlemleri martı çığlıkları,
Yüreğimin kıyısına çarpan dalgalar / alır getirir bana kokunu
Fırtınalı denizlerde / varır umudu kumsala demirlerim

Dört mevsim nehirler geçiyor düşlerimin deltasından
Yüreğime vuruyor yüzümdeki yağmur bulutları,
Hesapsız sularda gezinir serseri ayaklarım,
Ki takılır avare martılara
Her gün, bir başka kıyıya atar beni, yoksulluğum


Ne zaman deniz düşse aklıma / sürükler beni duygular,
Derinlerimden esen rüzgârdan anlarım-
__ yunusların benim için ağladıklarını
Sonra vururum kendimi sokaklara,
Kül rengi akşamlar da çiseleyen yağmura inat
Aydınlanır ümitlerim, usumda boğulur iken aykırılık

Ey mavi deryasına sevdalandığım hayat,
kaç kaçamak öpüş düşledim sularında bir bilsen
Bütün sevgilerin harareti sensin / ellerinin sıcaklığı üşür yüreğimde
Gümüşe çalan kıyılarında / meneviş rengi duygular ıslanır gözlerimde_
Dilimde henüz kavuşulamamış bir özlem türküsüdür, şiir


Şimdi genzi yakan nem kokusunda,
Karnını yarıp yüreğini çekmek vardı
Bir kuşluk vakti ağlara…

Uçurumlarına ağıtlar yazdığım / denizler çarpıyor yüreğime,
Anılardan süzülüp gelen güvercin güzelliğinde,
Vurur göğsüme dalgalar da / dağılır içime sızın
Ardından ılık bir yel eser inceden,
Yosun kokar esinti martı kanadından süzülürken

Denizin kızıllığından bilirim iş dönüşü akşamları
Serin sularında maviye kulaç atmanın düşleri,
Nasılda sevdanın sancısına düşürür yüreğimi bir bilsen



Gayrı hayat limanından, demir aldı ömür / ki nereye varır bilinmez
Şimdi bir el sallamak kaldı bana / bizden uzaklaşan teknelere…

Abdullah ORAL

MURATHAN MUNGAN'IN KALEMİNDEN...

Ağustos 30, 2009 1
MURATHAN MUNGAN'IN KALEMİNDEN...

Fırsatları sayısız sanıp, hep ileride bir gün karşılaşacağımızı sandığımız birisini, bir yenisine ertelerken hayat yanımızdan geçip gidiyor mu?

Karşımıza erken çıkmış insanları yolun dışına sürerken; bir gün geri dönüp, onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz?

Hayat her zaman cömert davranmaz bize. Tersine, çoğu kez zalimdir. Her zaman aynı fırsatları sunmaz. Toyluk zamanlarını ödetir. Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskitmeden yıprattığımız dostlukların, savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün...

Bir akşam üstü yanımızda kimsecikler olmaz;

Ya da olması gerekenler yanımızdakiler değildir...




Murathan MUNGAN