Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

22 Ocak 2010

YILDIZ KENTER’DEN….

Ocak 22, 2010 1
YILDIZ KENTER’DEN….

İnsanın ortak kaderi doğum, ölüm ve o aradaki zaman, yaşam...
Doğmak, ölmek isteğe bağlı değil...
Ölmek, belki bazen.
Bize düşen yaşamak.
Koşullar ne olursa olsun yaşamak...
Ayakta kalmak...
Hadi sıyırttın sıyırttın, hayatta kalabildin zar zor...
Uzun yaşamak, bir ayrıcalık.
İyi, güzel...
Ama ayakta kalmak, kalabilmek.
Ceza!
Müthiş bir ceza!
İlkokuldaydım, birinci sınıfta.
Hiç unutmadığım bir cezaya çarptırıldım.
Karatahtanın önünde, sırtım sınıfa, yüzüm karatahtaya dönük,
ders bitimine kadar kıpırdamadan ayakta durmak...
Utanıyorum, midem bulanıyor.
Ölmek istiyorum.
Herkesten nefret ediyorum, herkes ölsün istiyorum.
Sonra bir ara cebimdeki kabarıklığı hissediyorum:
Kabak çekirdeklerim!
Bir kuruşluk kabak çekirdeği almıştım, bir tane bile yemedim.
Mahmut'la (benden birbuçuk yaş büyük ağabeyim;
üçüncü sınıfa gidiyor) eve giderken yiyecektik.
Evimiz taa tepede, Abidin Paşa Köşkü'nün orada.
Bahardı...
Bademler açmış, tepeye giden toprak yol bomboş.
Ev yok pek.
Apartman hele hiç yok.
Göz alabildiğine tarla.
Papatyalar,gelincikler.
Hadi be sen de!..
Ne diye ölecekmişim...
Mati'cigimle güzelim dağ yolunda çekirdek yiyerek,
konuşa gülüşe eve gitmek varken!
Şimdi dönüp geriye baktığımda,
hep çekirdek misali umutlar peşinde ayakta kalabildiğimi görüyorum.
Öleceğimi bile bile bir çekirdek uğruna bu kadar çaba, çırpınma!
Değer mi?..
Birşey yap, Met'i anımsıyorum, sevgili Aziz Nesin'i...
İçim ısınıyor yeniden.
Kalk hadi diyorum, durma koş, birşeyler yap.
Yaşa...
Dur diyorlar bir yandan da, koşma...
Yeter dinlen artık.
Koşma...
Öl artık!
Ama çekirdeklerim bitmedi ki daha..."

Yıldız KENTER

MEVLANA OĞLUNA DER Kİ

Ocak 22, 2010 0
MEVLANA OĞLUNA DER Kİ

“Bahaeddin! Eğer daima cennette olmak istersen,
herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma!
Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden de fazla olma!
Merhem ve mum gibi ol! İğne gibi olma!
Eğer hiç kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen,
Fena söyleyici!
Fena öğretici!
Fena düşünceli olma!
Çünkü bir adamı dostlukla anarsan, daima sevinç içinde olursun..
İşte o sevinç Cennetin ta kendisidir.
Eğer bir kimseyi düşmanlıkla anarsan, daima üzüntü içinde olursun.
İşte bu gam da cehennemin ta kendisidir.
Dostlarını andığın vakit içinin bahçesi çiçeklenir,
gül ve fesleğenlerle dolar.
Düşmanları andığın vakit, için dikenler ve yılanlarla dolar,
canın sıkılır, içine pejmürdelik gelir..
Bütün peygamberler ve veliler, böyle yaptılar,
içlerindeki karakteri dışarı vurdular.
Halk onların bu güzel huyuna mağlup olup tutuldu,
hepsi gönül hoşluğu ile onların ümmeti ve müridi oldular.”

Mevlana oğluna der ki:
Bahaeddin!

Düşmanını sevmek, düşmanının da seni sevmesini istersen,
kırk gün onun hayrını ve iyiliğini söyle, o düşman senin dostun olur;
Çünkü gönülden dile yol olduğu gibi, dilden de gönüle yol vardır.

AŞK "SABIR"DIR BELKİ, AMA ASLA "TAHAMMÜL" DEĞİL

Ocak 22, 2010 0
AŞK "SABIR"DIR BELKİ, AMA ASLA "TAHAMMÜL" DEĞİL

Aşk "sabır"dır belki, ama asla "tahammül" değil


İlişkilerin derinlerinde bir yerde, fay hattında bir çatlak varsa, en ufak bir sarsıntı, onu ciddi bir kırılmaya sürükleyebilir.
Bu sarsıntıyı yaratan, bir kriz anı olabileceği gibi, ilgi beklentisiyle hazırlanılmış özel bir gün de olabilir.
Krizlerde yiğitleşir kadınlar,... özel günlerde ışıldar. Ve yanlarındaki adam, kendileri gibi yiğitleşmiyor, ışık saçmıyorsa o an kestirip atabilirler.
Merkez üssü yürek olan bu deprem, yaşananın aşk değil, kolayca vazgeçilebilir bir alışkanlık olduğunu hissettirirse, çoktandır göğüs kafeslerini sıkıştıranı bu dertten gözlerini kırpmadan kurtulabilirler;
...o anda... sigarayı bırakır gibi...
Dayanma eşiği en geniş ilişkiler bile kalbin bu sarsıntısına dayanamaz. İlişkinin yaldızı dökülüp de altından sahtekârlık saçıldı mı ortalığa, derindeki yarık büyüyüp yerle bir eder birlikteliği...
Aşk "sabır"dır belki, ama asla "tahammül" değil

Can Dündar.

KALP ROMA(n)TİZMASI

Ocak 22, 2010 0
KALP ROMA(n)TİZMASI

Ahh! şimdi romatizması tuttu kalbimin.
Dolaşmak asla derken hiç bir yağmun altında
Birazdan gökyüzüm fena halde yağacak.
Tamda dolulardan kaçmam gerektiğine inanmıştım,
Ama işte seviyor bedenim kendi yağmurunu.
Biliyorum ne zaman ağlasam:rüzgarda başlar.
Ah! şimdi sırası mı kendi selinden fırtınalar koparmak?

İşte sevmeyi de ...tam buradan başlatmak istiyorum.
Kusura bakma ne zaman tutacağı belli olmaz
Bu kalbimin romatizması.
Nede olsa hasta bir bedeb taşıyorum.
Ki kendimi nicedir bulutlu havalarda da dolaştırıyorum.
Öyleyse ismimim baş harflerinden başlayayım ağlamaya,
Çünkü en ağırı onlar oluyor ağzımda:taşıyamıyorum.
Seni susmak:Çok kurak geçiyor kaç mevsimdir.
Dökülse bi dökülse harflerin ağzımdan:rahatlayacağım.

Durmuş ağzımın içine bakıyorsun,
Bilmezmiş gibi bu kalp romatizmasının huyunu.
Tutuutmu mutlaka yağacak:
Yazsa:yağmur.güzse:dolu,kışsa:kar,
Neyse nerde kalmıştık?
Şimdi isminin harflerine ağlamalıyım,
Yoksa kurutur beni bu bulutlu yağmursuzluk.
Bir damla:Se,bir damla daha:elif,
Bir damla,bir damla daha ve son damla.
Evet dindi,dindi şimdiliğk bu fırtına.
Ama biliyorum seni nerde görsem
Tutacak kalbimin romaztizması.
Yağacak bu yaz:yağacak bu yağmuru.

AUT İNSANİT HOMO,AUT VERCUS FACİT*(HORATİUS)
*İNSAN YA DELİRİR,YA DA ŞİİR YAZAR...