Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

14 Şubat 2010

GÜNÜN HİKAYESİ...

Şubat 14, 2010 0
GÜNÜN HİKAYESİ...

Kralin biri, yuruyus icin sarayindan ciktiginda bir dilenciye rastlar. Ona sorar: 'Ne istiyorsun?'. Dilenci guler ve 'sanki istegimi yerine getirebilirmissin gibi soruyorsun!' der. Kral alinir ve 'Tabii ki istegini yerine getirebilirim. Nedir? Sadece soyle' der.

Dilenci 'bir soz vermeden once iki kere dusun' diye krali uyarir.

Dilenci siradan bir dilenci degildir, kralin gecmis hayatinda Ustadidir ve gecmis hayatinda krala su sozu vermistir: 'Gelecegim ve seni gelecek hayatinda uyandirmaya calisacagim. Bu hayatinda kacirdin ama tekrar gelecegim.'

Kral bu sozu tamamen unutmustur..Kim gecmis hayatlari hatirlar ki! Kral israrina devam eder: 'Ne istersen gerceklestirecegim. Ben cok guclu bir kralim, sana veremeyecegim ne isteyebilirsin ki?'

Dilenci 'Cok basit bir istek...bu kaseyi goruyor musun? Bunu herhangi birseyle doldurabilir misin?'

Kral 'Tabii ki!' der ve yardimcilarindan birisini cagirir ve emreder 'Bu kaseyi parayla doldurun'. Yardimcisi gidip bir miktar para alir ve kasenin icine doker ama para gozden kaybolur ve ne kadar para koyarlarsa koysunlar kase hep bos kalir.

Tum saray ahalisi toplanir. Soylenti gitgide tum sehre yayilir ve ahali biraraya gelir. Kralin prestiji sarsilmaya baslamistir. Kral yardimcilarina 'tum krallik gitse kaybetmeye hazirim ama bu dilenci tarafindan yenilemem' der.

Elmaslar, inciler ve zumrutler, kral tum zenginliklerini bosaltmaya baslar. Kasenin sanki dibi yoktur. Icine ne konursa ama ne konursa aninda yokolur. En sonunda aksam olur ve kalabalik tam bir sessizlik icindedir. Kral dilencinin ayaklarina kapanir ve yenilgiyi kabul eder. 'Bana sadece bir tek sey soyle. Zafer senin ama burayi terketmeden merakimi gider. Bu kase neden yapilmistir?' . Dilenci bir kahkaha atar ve 'Insan zihninden yapilmistir. Bunda bir sir yok. Insan arzularindan yapilmistir.'

Bu anlayis tum hayati donusturur. Bir isteginizi, arzunuzu dusunun. Mekanizmasi nedir? Once cok buyuk bir heyecan vardir, macera vardir, kendinizi cok hevesli hissedersiniz. Birsey olacaktir ve siz tam ucundasinizdir. Sonra arabayi, yati, kati, esinizi elde edersiniz. Ve bir anda yine hersey anlamsiz olur.

Peki ne olur? Zihniniz yarattiginizi yokeder.

Aldiginiz araba park yerinde durur ama artik heyecan yoktur. Heyecan sadece onu elde etmededir. Isteginizle oyle sarhos olursunuz ki, icinizdeki boslugu unutursunuz. Istek yerine gelir, arabayi alip park yerine koyarsiniz, para kazanip banka hesabiniza koyarsiniz, ev alirsiniz, heyecan yokolur. Yine o bosluk oradadir ve sizi yemeye hazirdir. Yine bir baska istek, arzu yaratmaniz ve o bosluk duygusundan kacmaniz gerekir.

Insan bir istekten digerine iste boyle gider. Insan boyle dilenci kalir. Tum hayatin bunu tekrar ve tekrar kanitliyor. Tum istekler seni yorar ve hedef gerceklesince yeni bir istege, arzuya daha ihtiyac duyarsin.

Bu tur isteklerin, arzularin basarisiz olacagini ve icindeki boslugu dolduramayacagini anladigin gun hayatinda bir donum noktasi olacak.

Diger yolculuk icedir. Ice don ve evine geri gel.

Gunun dusuncesi:

Ofke bilgeligi, ego saygiyi bitirir
Endise hayatinizi yer, rusvet adaleti bitirir
Acgozluluk durustlugu bitirir, korku bir insani yer bitirir
En buyuk ziynetiniz kendi kutsalliginiz, kendi asaletinizdir..
Sevgiyle kalin,

YAŞAMI KULLANMA KILAVUZU

Şubat 14, 2010 0
YAŞAMI KULLANMA KILAVUZU


1. Size bir vücut verilecektir. Onu beğenebilir ya da ondan nefret edebilirsiniz, ancak kesin olan bir şey varsa o da ömrünüzün geri kalanı boyunca ona sahip olacağınızdır.

2. Dersler öğreneceksiniz. Yeryüzünde Yaşamak isimli tam zamanlı bir okula kaydoluyorsunuz. Her kişi veya her olay birer Evrensel Öğretmen'dir..

3. Hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır. Büyümek bir deneyim sürecidir.
Başarı kadar yenilgiler de bu sürecin bir parçasıdır.

4. Bir ders öğrenilene kadar tekrar edilir. Bu ders, ta ki siz öğrenene kadar size çeşitli biçimlerde anlatılır. Ancak ondan sonra bir sonraki derse geçebilirsiniz. .

5. Eğer kolay dersleri öğrenemezseniz bu dersler giderek zorlaşırlar. Dışsal sorunlar içsel durumunuzun kesin bir yansımasıdır. İçsel engelleri ortadan kaldırdığınız zaman dış dünyanız değişir. Acı, evrenin sizin dikkatinizi çekme şeklidir.

6. Davranışlarınız değiştiği zaman bir dersi öğrenmiş olduğunuzu anlarsınız.. Bilgelik egzersizdir. Bir şeyin bir parçası, hiç bir şeyin bir çoğundan daha iyidir.

7. Buradan daha iyi bir orası yoktur. Orası dediğiniz yer burası olduğu zaman gene buraya kıyasla daha iyiymiş gibi görünen bir orası olacaktır.

8. Diğer insanlar yalnızca sizin aynanızdırlar. Diğer bir kişinin bir yönü sizin kendinizde sevdiğiniz ya da nefret ettiğiniz bir yönünüzü yansıtmadıkça onu sevmeniz ya da ondan nefret etmeniz mümkün değildir..

9. Yaşamınız size bağlıdır. Yaşam size tuvali sunar, resmi siz yaparsınız. Yaşamınıza sahip çıkın, yoksa başkası sahip çıkacaktır.

10. Daima ne isterseniz onu alırsınız. Bilinçaltınız kendinize çektiğiniz enerjileri, deneyimleri ve insanları doğrulukla belirler dolayısıyla ne istediğinizi bilmenin en güvenilir yolu neye sahip olduğunuzu görebilmektir. Kurbanlar yoktur, yalnızca öğrenciler vardır.

11. Doğru ya da yanlış yoktur, ama sonuçlar vardır. Ahlaki yaklaşımların faydası olmaz. Yargılamalar ise yalnızca davranış kalıplarını korumak içindir. Yalnızca yapabildiğinizin en iyisini yapın.

12. Cevaplar kendi içinizdedir. Çocukların başkalarının rehberliğine ihtiyacı vardır; bizler ise olgunlaştıkça Ruhun Yasalarının yazılı olduğu kalbimize güveniriz. Bildikleriniz duyduklarınızdan, okuduklarınızdan ya da size söylenenlerden çok daha fazladır. Yapmanız gereken yegane şey bakmak, dinlemek ve güvenmektir.

13. Tüm bunları unutacaksınız.

14. Ne zaman arzu ederseniz hatırlayabilirsiniz.

Cherie Carter-Scott' un
Life is a Game, These are the Rules adlı kitabından alınmıştır

31 Ocak 2010

AÇILIŞ VE DAVET...

Ocak 31, 2010 2
AÇILIŞ VE DAVET...
Bloğunu takip eden ve birçok arkadaşımın da bildiği üzere 1 yılı aşkın bir süredir Artvin Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nde karakalem ve yağlıboya resim çalışmalarına devam etmekteyim. Uzun yıllardır resim yapabilme ve bu yolda ağır ve emin adımlarla ilerleyebilmek adına devam ettirdiğimiz çalışmalarımızı geçen yıl iki sergiyle birlikte siz sanatsever dostlarımızla paylaşma mutluluğuna erişmiştik…

Bu senede 2010 yılının ilk sergisi ile yine sizlerle olmak en büyük arzumuz…

Artvinli sanatçılarla birlikte Artvin Kültür ve Yardımlaşma Derneği Kurs Gurubunun Karakalem ve yağlıboya resim çalışmalarının yer alacağı sergimizi onurlandırmanız dileklerimizle,

03-15 Şubat 2010 Tarihleri arasındaki açılış kokteylimize tüm dost ve sanatseverlerimizi bekliyoruz….


Saygılarımla,
Mehpare ÖĞÜT




ADRES

ÇANKAYA BELEDİYESİ ÇAĞDAŞ SANATLAR MERKEZİ
KENEDİ CAD. NO: 4 KAVAKLIDERE / ANKARA

İSTANBUL ŞEHRİ

Ocak 31, 2010 2
İSTANBUL ŞEHRİ

Bu benim dünyaya ilk gelişim,
Yıkarak saltanatını koca Fatih’in.
Kundakla kefen arasında bir gün,
İstanbul, İstanbul deyişim.
Merhaba Kızkulesi, merhaba Eyüp Sultan,
Kanlıca, Şehremini merhaba...

Bir İstanbul esiyor çocukluğumdan,
Ekşi bozalı, Arnavut kaldırımları lâpâ lâpâ.
Yuşa’dan mı okunur o ezanlar, Hırka-i Şerif’ten... mi?
Komşularımız kaptanlar, malta taşlı ikindilerden kalan.
Hâlâ o beyaz gergeflerde mi?
Bir tarihi gömmüşler Karacaahmet’inde Üsküdar’ın,
Sanki çarşaflı kadınlar mercan terliklerinde unutulan.
Duyûn-u Umumiye emeklisi faytonlar,

Hâlâ bir sonbahar Acıbadem’de,
Cuma selamlıklarından beri saraylılar.
Merhaba Beylerbeyi, merhaba Sultanselim,
Merhaba iki gözüm İstanbul’um, merhaba...
Aşı boyası sokaklarında ne mevsimler eskimiş,
Sakalsız saçlar kestirdiğim ince boncuklu berber dükkanları.
Kapalıçarşı Bakırcılar, lâcivert mayıslarda köprü altları,
Ve Boğaziçi’nde Şirket-i Hayriye duman duman..

Nerdesin o İstanbul, nerdesin...
Hani çıkrık seslerinde mehtapları dinlediğim,
Mediha teyzelerin leylâk bahçeleri,
Büyükbabamın Kuvay-ı Milliye hikâyeleri.
Hani tahta tekerlekli arabalarım.
Hani bayram yerlerinde unutulan asude çocukluğum.

Gene bir başka İstanbul’du bir zamanlar kafesli ıtırlarıyla,
Beyaz başörtülerin lâvanta çiçekli öğleden sonralarında ıslanan.
Açılır kapanır iskemlelerinde uzun çarşının,
İstanbul’u taşırdı bakır siniler.
Sultaniyegâhtan bir hıdrellez mesiresi,
Sessiz sadâkat şarkıları söylerdi.
Haliç vapurlarında söz kesilmiş tazeler.

Hey yavrum hey...
Burunbahçe dalyanında İstanbul’u çekerlerdi denizden,
Islatmadan...
Kaç bayram mendili geçmişti elimden çeyiz sandıklarının.
Bütün uykularını koynuma alıp uyurdum İstanbul’un.
Rüyalarımda hâlâ o günahlar uyanır,
Hiç geçemediğim sokaklarında işlenen.

Merhaba Sultanahmet, Yerebatan merhaba...
Merhaba iki gözüm İstanbul’um merhaba,
Merhaba efendim, merhaba...

SADRİ ALIŞIK