Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

28 Mart 2010

SEN BU SEVGİYİ KALDIRABİLİR MİSİN?

Mart 28, 2010 0
SEN BU SEVGİYİ KALDIRABİLİR MİSİN?

Gel desem sana...
hiçbir şey sorma, hiçbir şey konuşma,sadece gel...
gelir misin?
hadi desem ya da...
hiç birşey sormadan yine benimle yürür müsün sonu belirsiz?
bakmasan, görmesen , duymasan beni günlerce...aylarca belki...
yine beni sever misin?
gözden ırak olan gönülden de uzak olurmuş derler ya...
yanımda olup uzak olanlardansan, uzakta olup içimde olmayı becerebilir misin?

aylar sonra, yıllar belki...
''seni sevdim... senden gelen iyi-kötü herşeyi sevdim... ve hep seveceğim '
diyebilir misin?

Yanım da otururken bile zaman zaman deli gibi özleyebilir misin?
her ayrılışımızda sabaha, bir daha görmeme korkusuyla delirir misin?
her gelen telefonda'ben diye irkilir misin sebepsiz?
beni her dakikana taşıyıp yaşamayı becerebilir misin?

beni, ben gibi sevebilir misin?
delirsem bir gün..' CANIM diye sarılabilir misin?
kapris yapmak istesem... yapsam hatta şımarıp, kalabalıklarda elimi tutabilir misin?

hayat birgün bana oynarsa, maskeleri yırtıp her yerimde yine beni görebilir misin?
ne şart, ne konum olursa olsun, gözbebeklerimin hep aynı bakacağını bilebilir misin?

ya da ben hayatla oynamaya kalkarsam birgün nefesimden sıkılıp
ölsem birgün, yaşadığın her gün için benimle,'bir saniye için bile pişman degilim '
diyebilir misin?

sevgilim ol diyorsun bana...

sen, bu sevgiyi kaldırabilir misin?

Alıntıdır..

14 Mart 2010

....

Mart 14, 2010 1
....

Aşkın Dili Kuş Dili Gibidir, Ona Süleyman Gerek. Aşkın Sabrı Sonsuzluktur, Ona Yusuf Gerek. Aşkın Esintisi Tufan Gibidir, Ona İsrafil Gerek. Aşkın Yolu Dağ, Kır Ve Çöldür, Ona Kerem, Ferhat ve Mecnun gerek. Bendeki Aşkın Tarifi Yok Sevgili, Onu Anlatabilmek İçin Yaşamak Ve Yaşatmak Gerek....

ÇİFT SARILI...

Mart 14, 2010 1
ÇİFT SARILI...
Evin kapısı vurulduğunda, yaşlı kadın güçsüz bacaklarıyla hole doğru ilerledi.
Gelenler, oğlunun asker arkadaşlarıydı.
Her ikiside elini öptükten sonra, uzun boylu olanı:
- Pek fazla vaktimiz yok anacığım, dedi. Yarım saat izin koparıp hayır duanı almak istedik.
Kadın, büyük bir telâşla:
- Olmaz öyle şey, diye atıldı. Birşeyler yedirmeden bırakırmayım sizi hiç?
Yaşlı kadın, bu sözleri eşinin ve ğolunun sağlığındaki günlerden kalan alışkanlıkla
bir çırpıda söylemiş, fakat işin nereye varacağını düşünmemişti.
Diğer asker, saatine baktıktan sonra:
- Peki anacığım, diye karşılık verdi. Karnımız tok ama, yinede ikişer yumurta kırarsan yeriz.
Esasında delikanlı, kadına bir zahmet vermemek için böyle demiş ve bahçedeki
tavukları gördüğünden, işi en basit şekiliyle geçiştirmek istemişti. Onların son günlerde
sadece iki yumurta yaptığını ve evdede başka bir şey bulunmadığını nerden bilecekti?
Yaşlı kadın mutfağa doğru yönelirken, şimdi yan odada oturan gençlerle birlikte as-
kerlik yaptığı sırada vatan hainleri tarafından şehit edilen yavrusunu düşünüyordu. O da ar-
kadaşları gibi, sahanda yapılan yumurtayı ne kadar çok severdi?
Kadın, titrek elleriyle yumurtaları kırmaya çalışırken ister istemez üzülüyor ve misafir-
lerine, fakirliğini hissettirmemenin çarelerini arıyordu. İyi ama, çocuklar ikişer yumurta dedikleri
halde, sadece birer yumurta gördüklerinde ne olacaktı?
Yaşlı kadın daha fazla bir şey düşünemedi. Ve âcizliğinin verdiği tevekkülle yumurtaları
alıp kırdığında, nurlu yüzü sevinç gözyaşlarıyla ıslandı.
Her iki yumurtada çift sarılı çıkmıştı

DURMA GÖĞE BAKALIM !

Mart 14, 2010 0
DURMA GÖĞE BAKALIM !
Göğe Bakma Durağı
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarında...n
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım

Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım..

TURGUT UYAR