Kendimden biliyorum. İstediğim
bir şey için evrene yolladığım enerjinin yüksekliğinin bana geri yansımasını.
Bir şeyi çok istediğimde ama yürekten, ama sessizce ve sadece içimden, Allah’ım
duyuyor beni. Evren, isteğime cevap veriyor. Çünkü gelecek olanın bir vakti
zamanı var deyip bırakıyorum bir köşeye. O da geliyor sessizce, uzun zamandan
beri beklenilen misafir misali. O an evrende yalnız olmadığımı, beni duyan,
yaratan Rabbimin varlığına bir kez daha ve sonsuz kere, koca bir şükürle tekrar
tekrar inanıyorum. İnanmazsam, hiçbiri olmazdı biliyorum.
"İsteyin, isteyin vereyim" diyen
Rabbimize kendinizi anlatmaya hiç gerek yok. Olur ya da olmaz. Oluyorsa olması
gerektiğinden, olmuyor ise hayırsız olduğundan diyeceksiniz, kalbinize en ufak
bir şüpheyi bile düşürmeden. Biliyorum,
beklemek zordur. Zaman alır, yorar insanı. Ben de bekledim pek çok şeyi. Bazı
insanlar doğuştan şanslıdır, bazıları ise kendi şansını yaratır. Bence en
makbulü kendinizin yarattığı şanstır ve o şansı hiç kimsenin elinizden almaya gücü
yetmez. Çünkü o artık sizin kapınıza kadar gelmiş ve içeri girmesine ramak
kalmıştır. Şans, her zaman yaver gitmez, bilirim. Ama tekrar denemenin ne
sakıncası olabilir ki. Deneyeceksin… 1, 3, 5… Sonra baktın olmuyor bırakacaksın
onu bir köşeye. Sen bıraktın ya, işte dönüm noktası tam da orada. Sen tam
vazgeçme noktasına gelmişken o şans senin kapına kadar geldi bile. Çünkü sen
denedin, denendin, pes etmedin, son ana dek. Üzüldün, kırıldın, yoruldun ve
ağladın hem de. İşte şimdi her şey senin elinde. İpler sende. Haydi durma. Tut
ipi ve tırmanmaya başla. Kolay değildir yükseğe çıkmak. Önemli olan oraya kadar
çıkıp dibe vurmamak. Artık, şans, başarı, her şey senin emrinde. Onu kullan,
değerlendir, kimseye boyun eğmeden, kendini göster, evrenin sana verdiği
mesajları dinle. Çalış, başkalarının senden iyi olmasını önemsemeden, sen daha
çok çalış. Onlardan daha iyi olmak adına elinden geleni de yap gelmeyeni de.
Zamanını iyi değerlendir. İşine ayırdığın vakti, kendine, ailene, sevdiklerine
ve çevrene de ver. Ver ki, zaman bile sana imrensin. İstemeyi bil, istemeyi.
Evrenin sesine kulak ver. Bir ağacın, bir kuşun, bir yaşlının, bir çocuğun…
Dinle, evrenin şarkısını dinle ! Bak her şey yola çıkmış senin için geliyor,
sana geliyor. Sen yeter ki şarkıyı dinle!
"Bir
elmanın yüreğinde gizlenen tohum, görülmez bir elma bahçesidir. Ama bu tohum
bir kayaya rast gelirse, ondan hiçbir şey çıkmaz."
Halil
Cibran
Şimdi
size, sol elimde bir meşe palamadu ve sağ elimde bir çakıl taşı göstermekte
olduğumu varsayın.
...Sol
elimde görmüş olduğunuz bu meşe palamudu, kendisi gibi kaç tane meşe palamudu
üretme potansiyeline sahiptir?
Bu
meşe palamudunun bir meşe ağacı olması olasılığı var mı?
Evet,
var!
Peki
bu ağacın yeni meşe palamutları üretme olasılığı var mı?
Evet,
var!
Peki, bu meşe palamutlarının her birinin bir
meşe ağacı olma olasılığı var mı?
Evet,
var!
Demek oluyor ki sol elimde gördüğünüz bu meşe
palamudu, kendisi gibi sonsuz sayıda meşe palamudu üretme potansiyeline
sahiptir.
Öte yandan sağ elimde tutmuş olduğum çakıl
taşının üretme potansiyeli sıfırdır. Çakıl taşı kendisi gibi çakıl taşı üretme
olanağına sahip değildir.
Siz 'potansiyel' nedir bilmezseniz, bilinciniz
'potansiyel farkındalığıyla donanmamışsa, elimde tuttuğum bu iki şeyi
potansiyel açısından ayırt edemezsiniz; her ikisini de bir 'nesne' olarak
görürsünüz.
Potansiyelin ne olduğunu bilen biri, meşe
palamudu ve çakıl taşını farklı algılar ve bunlarla ilgili farklı düşünür. Bu
kişi, bir tek meşe palamudunda, tüm Türkiye'yi meşe ağacıyla donatacak bir
potansiyel olduğunu bilir ve bu gözle meşe palamaduna bakar.
Potansiyelin ne olduğunu bilmeyen biri ise,
çakıl taşı ve meşe palamudu aynı şeylermiş gibi düşünür. Örneğin, ona göre, her
ikisi de fırlatılacak bir nesnedir ve eline geçirdiği zaman bilinçsiz olarak
meşe palamudunu da çakıl taşı gibi fırlatır, atar.
Bu Blog’da yayınlanan ve farklı tarihlerde yazılmış olan şiir ve yazılarım, şahsım Mehpare ÖĞÜT ŞENGÜL'e aittir.5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.İzinsiz kullanılamaz.2005-2024. Blogger tarafından desteklenmektedir.
Sanki hiçbir şey uyaramaz İçimizdeki sessizliği Ne söz, ne kelime, ne hiçbir şey Gözleri getirin gözleri. Başka değil, anlaşıyoruz böylece Yaprağın daha bir yaprağa değdiği O kadar yakın, o kadar uysal Elleri getirin elleri Diyorum, bir şeye karşı komaktır günümüzde aşk Birleşip salıverelim iki tek gölgeyi. Edip Cansever – Yerçekimli Karanfil
BENDEN
"Değişim, zamanın akışına direnmek değil, onunla uyum içinde dans etmektir. Her adım, bir önceki adımın mirasını taşır ve geleceğin umudunu yaratır."
_Mehpare ÖĞÜT ŞENGÜL_
Bu Blog’da yayınlanan ve farklı tarihlerde yazılmış olan şiir ve yazılarım, şahsım, Mehpare ÖĞÜT ŞENGÜL'e aittir. İzin alınmadan kopyalanması, yayınlanması ve kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Buna göre, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu‘nun telif haklarına ilişkin hükümlerine göre Mehpare ÖĞÜT ŞENGÜL'ün yazılı izni olmadıkça hiçbir kimse, yayıncı ve kuruluş, eserin tamamını veya bir kısmını yayınlayamaz, çoğaltamaz, alıntı yapamaz. Kaynak gösterilerek dahi yazıların tamamı ya da bir kısmı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun telif haklarına ve yasal düzenlemeye ilişkin hükümlere buradan ulaşabilirsiniz.