Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

04 Ağustos 2020

SICAK, HEM DE ÇOK SICAK

Ağustos 04, 2020 0
SICAK, HEM DE ÇOK SICAK



Ölümcül sıcak hava dalgasına dikkat! Prof. Kadıoğlu'ndan korkutan ...

Sıcak, 
Ara ara esiyor işte rüzgar
Savruluyor perdeler…
Hepsi o kadar.

Güneş, tepemizde
Güneş yakıyor buram buram hepimizi
Arada kaybolsan ya
Gizlensen şu bulutların ardına
Çıkmadan kalsan bir süre orada…

Sıcak, ara ara esiyor işte
Estikçe serin serin
İçimi dolduruyorum bir güzel
Sonra
Sonrası mı
Yine sıcak işte…

Parklara atsam kendimi diyorum
Dolmuş cümle insanla
Yollar kalabalık
Ortada hastalık varken
Cesaret ister diyorum dolaşmak
Bir ben miyim korkak
Olmasam muhtaç
İşe bile gitmem
Yatarım evimde

Mevsim Ağustos
Sıcak işte
Hem de çok sıcak
Tepeden tırnağa ıslak
Görmesem güneşi
Söylenmem böylesine sitemli…

Mehpare ÖĞÜT ŞENGÜL
AĞUSTOS 2020



26 Temmuz 2020

SORUMLULUK - BİLGECE HİKAYELER

Temmuz 26, 2020 2
SORUMLULUK - BİLGECE HİKAYELER
Sorumluluk Nedir?

Vaktiyle her türlü maddi imkâna sahip olmasına rağmen can sıkıntısından, hayatın yaşanmaya değmez olduğundan yakman bir prens vardı. Kardeşleri, arkadaşları gezer, ava gider, eğlenirken o odasına kapanır, sürekli düşünürdü. Oğlunun bu haline hükümdar babası çok üzülüyordu.    

Birgün hükümdar, ülkesinin en bilge kişisini sarayına çağırtıp ona oğlunun durumunu anlattı ve buna bir çözüm bulmasını istedi. Bunun için bilgeye bir hafta mühlet verdi. Bir hafta içinde bir formül bulamazsa bunun hayatına mal olabileceğini de hatırlattı.     

Yaşlı bilge üç beş gün düşünüp taşındı; aklına hiç bir çözüm gelmedi. Bu nedenle canını olsun kurtarmak için ülkeyi terk etmeye karar verdi. Üzgün, dalgın bir şekilde ülkeyi terk ederken, bir köyün yakınında koyunlarını, keçilerini otlatan küçük yaşta bir çobanla bir süre ahbaplık etti. Bundan cesaret alan küçük çoban yaşlı dostuna "Amca şu hayvanlarıma biraz göz kulak oluver de, ben de şu görünen köyden azık alıp geleyim, bugün azık almayı unutmuşum" dedi.      Bilge de zevkle kabul etti.

Bilge, kafası, karşılaştığı olaylarla meşgul bir halde hayvanlara göz kulak olurken,
bir keçi yavrusu kenarında oynamakta olduğu uçurumdan aşağı yuvarlanıverdi. Aşağı inip onu kurtarmadıkça kendi kendine kurtulması da mümkün değildi. Bilge küçük çobana verdiği sözü doğru dürüst tutabilmek için kuzuyu kendisi kurtarmaya karar verdi.
Bu amaçla uçurumun dibine indi. 

Önce kuzuyu sırtına bağladı, sonra tırmanmaya başladı. Birkaç tırmanma başarısızlıkla sonuçlandı. Ama bilge yılmadı. Uğraştı, didindi, zorlandı ama sonunda kuzuyu yukarı çıkarmayı başardı.     

Küçük dostuna verdiği sözü tutabilmek, bunun için de kuzuyu uçurumdan çıkarmak bir süre kafasını öyle meşgul etti ki, kendini bu işe o kadar verdi ki başından geçmekte olan olayı, canını kurtarabilmek için ülkeyi terk etmekte oluşunu unuttu. Fakat bu durum onun kafasında bir şimşek çakmasına sebep oldu. Şöyle düşündü:    

 "Bir kimse ciddi olarak bir işle meşgul olur, bir girişimde bulunup onu başarı ile sonuçlandırmak arzusu benliğini tam olarak kaplarsa, o kimse için can sıkıntısı, eften püften olayları kafasına takmak diye bir şey söz konusu olamaz"     

Bu gerçek herkes, dolayısıyla hükümdarın oğlu için de geçerlidir. Bilge artık kaçma fikrinden vazgeçip hemen
geri döndü ve hükümdarın huzuruna çıkarak şu çözümü sundu:     


- "Hükümdarım, eğer oğlunuzun can sıkıntısından kurtulmasını, hayata bağlanmasını istiyorsanız ona bir sorumluluk yükleyin, zamanını kaplayıcı bir meşguliyet verin. Can sıkıntısının, yaşamaktan şikayet etmenin ana sebebi başı boşluktur. Oğlunuza yükleyeceğiniz sorumluluk ne derece ciddi, sonucu ne derece ağır olursa, kendini o ölçüde can sıkıntısından kurtaracak, yaşama mücadele ve azmi o derece artacaktır."  



23 Temmuz 2020

ÇAY VAR MI DEDİM ?

Temmuz 23, 2020 0
ÇAY VAR MI DEDİM ?


Çay var mı dedim?
Demli mi diye sordu?
Ahh, bu da soru mu tabi ki, demli idi
Çay açık yüreğim senliydi.
Bu yüzden hep demli idi..
Bakıyorum da ne ihtimaller denemişim
Sadece deminde bir sevda için
ÇAY demlemek gibiydi sevdaya başlamak
BİSMİLLAH, deyip ateşi yakmak
Sevda suyunu gönül çaydanlığında kaynatıp
Sonra aşkı bir güzel harmanlayıp
Sabırla duayla demine bırakmak
Dem dem koymaktı yüreğe sevgiyle
Sonra yudum yudum şükretmekti yüreğe değdirene,
Tek bir deme ram olmak duasıydı
Nasipse hep demli hep SENLİYDİ..

~Alıntı

26 Haziran 2020

YALNIZLIĞINI DA SEVMELİSİN

Haziran 26, 2020 0
YALNIZLIĞINI DA SEVMELİSİN


Yalnızlığını da sevmelisin
Belki bir gün buna ihtiyacın olacak
Yalnızlık çoğunlukla kötü olsa da
Zaman zaman da iyi gelir insana.
Dinginlik verir
Düşüncelerin netleşir
Kararların kesinleşir
Kalbine huzur verir
Sessizlik iyi gelir
İlaç gibidir
Bir başına olunca
Kendi kendinle kalınca
Bir müzik aç
Balkona çık
Gün batımını seyret
Bir fincan kahveni yudumlarken
Sana verdiği hazzı hisset
Gözlerini kapa
Huzur nerede diye sorma
Huzur tam da burada işte
Senin içinde,
Yalnızlığında…

Yalnızlığını da sevmelisin
Yalnızlığını senden almayı hak eden kişiyi bulduğunda

Mehpare ÖĞÜT ŞENGÜL
Haziran 2020