Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

16 Ağustos 2024

KARANLIĞIN SOL ELİ

Ağustos 16, 2024 0
KARANLIĞIN SOL ELİ

 


İnsanları biliyorum, şehirleri, çiftlikleri, tepeleri, nehirleri ve kayalıkları biliyorum, tepelerdeki bir otlağın bir kenarında güz sonu güneşin nasıl battığını biliyorum; ama bütün bunları bir sınıra bağlamanın, ona bir ad takıp bu adı taşımayan yerleri sevmemenin ne anlamı olabilir?


Ülkesini sevmek nedir; başka ülkeleri sevmemek mi? Öyleyse iyi bir şey değil bu. Yoksa sadece kendini sevmekten mi ibaret? O zaman iyi bir şey olabilir; ama bunu bir erdem, bir meslek haline getirmemek gerek…


Hayatı sevdiğim gibi Estre Beyliği’nin tepelerini de seviyorum, ama böyle bir sevginin nefretten oluşan bir sınır hattı olamaz.


Karanlığın Sol Eli- Ursula K. Le Guin

23 Temmuz 2024

MUTSUZLUK

Temmuz 23, 2024 0
MUTSUZLUK

 


Mutsuzluk, insan yaşamının kaçınılmaz bir parçasıdır ve çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Hayatın getirdiği zorluklar, hayal kırıklıkları, kayıplar veya kişinin kendi içsel çatışmaları mutsuzluğa neden olabilir. Ancak mutsuzluk sadece olumsuz bir duygu olarak görülmemelidir; aynı zamanda büyüme ve değişim için bir fırsat olarak da değerlendirilebilir.


Mutsuzluk anlarında, genellikle kendimizi yalnız ve çaresiz hissederiz. Bu duygular, başkalarına açılma ve destek arama ihtiyacımızı artırır.


Bir arkadaşla yapılan samimi bir konuşma, bir terapistle paylaşılan duygular veya bir destek grubuna katılmak, bu zor zamanlarda büyük bir rahatlama sağlayabilir.


Mutsuzluk, aynı zamanda kendimizi ve hayatımızı yeniden değerlendirme şansı sunar. Bu duyguyla başa çıkmak için, neyin bizi mutsuz ettiğini ve bu durumdan nasıl çıkabileceğimizi sorgulamak önemlidir. Belki de yaşam tarzımızda, ilişkilerimizde veya beklentilerimizde bir değişiklik yapmamız gerekiyordur.


Mutsuzluğu kabul etmek ve onunla başa çıkmak, duygusal sağlığımız için çok önemlidir. Bu süreçte kendimize şefkatli davranmak, zaman tanımak ve küçük adımlarla ilerlemek önemlidir.


Yoga, meditasyon, doğa yürüyüşleri veya yaratıcı faaliyetler gibi rahatlatıcı aktiviteler de mutsuzlukla başa çıkmamıza yardımcı olabilir.


Sonuç olarak, mutsuzluk yaşamın bir gerçeğidir ve hepimizin zaman zaman deneyimlediği bir duygudur. Önemli olan, bu duyguyu tanımak, kabul etmek ve onunla başa çıkmak için gerekli adımları atmaktır. Böylece, mutsuzluk anları bile bize yeni bir perspektif ve güç kazandırabilir.

Mehpare ÖĞÜT ŞENGÜL

 Temmuz-2024

07 Haziran 2024

DEĞİŞİME AÇIK OL !

Haziran 07, 2024 0
DEĞİŞİME AÇIK OL !

Değişim, yaşamın kaçınılmaz bir parçasıdır. Her insanın hayatında belirli bir dönemde değişim ihtiyacı hissettiği anlar vardır. Bu değişim, bazen bilinçli bir tercih, bazen de kaçınılmaz bir zorunluluktur.

Değişim, her zaman kolay olmayabilir; hatta çoğu zaman zorlu ve sancılı bir süreçtir. Ancak, değişim olmadan büyümek ve gelişmek mümkün değildir.Kişisel gelişim, kişinin kendisini daha iyi tanıması, potansiyelini keşfetmesi ve hedeflerine ulaşması için yaptığı bilinçli bir çabadır.

Değişim, kişisel gelişimin en önemli unsurlarından biridir. Kendini geliştirmek isteyen bir birey, öncelikle değişime açık olmalı ve değişimi kucaklamalıdır. Çünkü gelişim, eski alışkanlıkları bırakmayı, yeni beceriler kazanmayı ve daha iyi bir versiyonuna dönüşmeyi gerektirir.Değişim sürecine başlamadan önce, kişinin kendisini objektif bir şekilde değerlendirmesi önemlidir. Nelerden memnun değil? Hangi alanlarda gelişmek istiyor? Hangi alışkanlıklarını değiştirmek istiyor? Bu sorulara dürüstçe yanıt vermek, değişim sürecinin ilk adımıdır.Değişim sürecinde hedef belirlemek de çok önemlidir. Net ve ulaşılabilir hedefler koymak, bu hedeflere ulaşma motivasyonunu artırır. Küçük adımlarla başlamak ve her bir adımı başarıyla tamamladıkça daha büyük hedeflere yönelmek, değişim sürecini daha yönetilebilir hale getirir.

Kişisel gelişim yolculuğunda sabır ve kararlılık da kritik öneme sahiptir. Değişim bir anda gerçekleşmez; zaman alır ve bazen geri adımlar atmak gerekebilir. Bu süreçte kararlı olmak, motivasyonu yüksek tutmak ve pes etmemek önemlidir. Her zorluk, kişiyi daha da güçlendirir ve hedeflerine bir adım daha yaklaştırır.Değişim sürecinde destek almak da faydalıdır. Bu destek, bir mentordan, koçtan veya aynı yolda ilerleyen bir arkadaş grubundan gelebilir. Destek almak, motivasyonu artırır ve süreç boyunca karşılaşılan zorlukları aşmada yardımcı olur.

Sonuç olarak, değişim kişisel gelişimin anahtarıdır. Değişim sürecini kucaklamak, kişinin potansiyelini en üst düzeye çıkarması ve daha tatmin edici bir yaşam sürmesi için gereklidir.

Unutmayın, her yeni gün, değişim için bir fırsattır ve bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek kişinin kendi elindedir. Değişimden korkmayın; çünkü değişim, büyümenin ve gelişmenin en doğal yoludur.

Mehpare ÖĞÜT ŞENGÜL


 

05 Haziran 2024

GEÇİP GİDEN ZAMAN

Haziran 05, 2024 0
GEÇİP GİDEN ZAMAN

 



Geçip giden zaman, insanoğlunun en derin düşüncelerine ve en yoğun d
uygularına konu olmuştur. Zamanın akışı, hayatın döngüsünde belirgin bir iz bırakır; anılarımızı, hayallerimizi ve yaşanmışlıklarımızı şekillendirir.

Bir an, yaşanırken farkına varılmasa da, geçmişe dönüp baktığımızda her saniyenin ne kadar kıymetli olduğunu anlarız.

Zamanın geçişi, her birimiz için farklı anlamlar taşır. Kimileri için zaman, iyileştirici bir güç olarak kabul edilir; acıların, kayıpların ve zorlukların üstesinden gelmede bir dosttur. Diğerleri için ise zaman, kaçınılmaz bir sonun habercisidir; gençliğin, sağlığın ve enerjinin yavaş yavaş elden kayıp gitmesinin sembolüdür.

Geçmişe baktığımızda, zamanın nasıl da hızla geçtiğini fark ederiz. Dün gibi hatırladığımız çocukluk anıları, gençliğimizin heyecanları ve hayatımızın dönüm noktaları, zamanın insafına bırakılmıştır. Ancak zamanın bu durdurulamaz akışı, aynı zamanda geleceğe umutla bakmamıza da olanak tanır. Gelecekte neler yaşayacağımızı bilmesek de, her yeni gün bize yeni bir başlangıç, yeni bir umut ve yeni bir fırsat sunar.

Zamanın kıymetini bilmek, onu en iyi şekilde değerlendirmekle mümkündür. Hayatın her anını dolu dolu yaşamak, sevdiklerimize değer vermek, hayallerimizin peşinden gitmek ve kendimizi sürekli olarak geliştirmek, zamanın getirdiği fırsatlardan en iyi şekilde yararlanmak demektir. Unutulmamalıdır ki, zaman geriye döndürülemez; bu yüzden her anı anlamlı kılmak, hayatın en büyük zenginliklerinden biridir.

Sonuç olarak, geçip giden zaman, bize hayatın geçici olduğunu ve her anın kıymetini bilmemiz gerektiğini hatırlatır. Zamanın akışına kapılmak yerine, onunla birlikte hareket etmek, hayatımızı daha anlamlı ve değerli kılar.

Zaman, her ne kadar geri getirilemez olsa da, onun içinde yarattığımız anılar ve yaşadıklarımız, sonsuza dek bizimle kalır.


MEHPARE ÖĞÜT ŞENGÜL

05 HAZİRAN 2024