25 Ocak 2009

BİR HAYALİN PEŞİNDEN...5.BÖLÜM

10 Eylül 1995



Ebedi Aşkım,

Sana bu mektubu yazıp yazmamayı çok düşündüm inan, ama sonunda yazmaya karar verdim. Bu satırları benim için yazmak ne kadar zor ise, okumakta senin için bir o kadar zor olacaktır eminim. Çünkü bu mektubu aldığında ben çoktan gitmiş olacağım. Biliyorum bana kızacaksın bu şimdi mi bildirilir diye ama, günlerdir ve hatta aylardır içimi kemiren ve sana nasıl anlatacağımı bir türlü bilemediğim ve içinde bulunduğum bu durum hakkında seçeceğim kelimelerin ne kadar özenli ve bir o kadar da seni incitmeyecek olması için kim bilir bu kaçıncı yazıp yazıp attığım ve sonunda bitirdiğim. Bilirsin ben başından beri öyle edebi kelimeler edemem ve beceremem de. Yani kalas adamın tekiyim ama sen beni bu halimle kabul ettin ve sevdin. Buna rağmen yine de bu satırlarda kullandığım cümleleri kurmak için inan çok uğraştım tatlım. Her neyse, sana bu mektubu yazıyorum çünkü, biraz önce de bahsettiğim gibi senden çok uzaklara gidiyorum daha doğrusu gitmek zorundayım. Bu benim isteğim değil inan !
Bu bana verilmiş hayat rolümde uymak zorunda olduğum bir kural ve bu kuralı bozmam mümkün değil. Belki bu yazdıklarımla anlatmak istediğimi anlayamamış olabilirsin. Bu yüzden sana acı vereceğini bile bile bu satırları yazmak benim içinde kolay değil ancak bunu senden saklamak sana karşı haksızlık olur. Bu yüzdende cesaret edip de yüzüne söyleyemeyeceğim bu gerçeği bu mektup sayesinde sana açıklamak istedim. Umarım bu yüzden bana gücenmez ve beni anlarsın.

Bir süre önce, bir arkadaşımla birlikte yemeğe çıkmıştık. Gerçi sen de tanıyorsun onu. Kemal, bizim iş yerinden. Yemek sonrası birkaç kadeh bir şeyler içip evimize döndük ancak ben eve girer girmez kendimde bir değişiklik fark ettim. Önce bunun geçici bir şey olduğunu ve içtiğim iki kadeh içkinin etkisinden dolayı düşündüm ancak, bir türlü geçmek bilmedi ve gecenin sabahında arkadaşımı arayarak beni bir doktora götürmesi için eşlik etmesini rica ettim. Sağ olsun, onun da liseden bir arkadaşı doktormuş ve beni ona götürdü. Muayene arkasından yaptırmam gereken tetkikleri verdi ve benden Beyin MR’ı istedi. Her ne kadar korkmuyorum desem de o an, hayatımda ilk kez ölmek korkusu kaplamıştı tüm benliğimi. Bütün tahlillerimizi aynı gün içerisinde yaptırarak, birkaç gün sonra çıkacak sonuçlarla birlikte tekrar doktora gitmek için ayrıldık. O gün işten izin almıştım. Eve gelip kendimi kanepenin üzerine boylu boyunca attım. Saatlerce gözümü kırpmadan tavandaki avizeyi seyrettim. Aklımdan geçen onca soruyu bir tarafa atmaya çalışsam da, “Ya kötü bir şey çıkarsa, ne yapacağım” demekten kendimi alamadım ve sonunda beynimi kemiren sorular eşliğinde uykuya dalmışım. Uyandığımda baş dönmem geçmişti ve kendimi her zamankinden çok daha iyi hissediyordum. O gün her zaman ki gibi günlük işlerimi yaptım. Hatta senin için bir de süprizim vardı. Birlikte gittiğimiz piknikte kaybettiğin kolye vardı ya, onu bulmuştum ve sana getirecektim ama kısmet olmadı. Çünkü eve geldiğimde tıpkı bir önce ki gön olduğu gibi baş dönmelerim başlamıştı. Bu seferkiler daha şiddetliydi. Oturduğum yerden kalkamayacak kadar hem de. Arkadaşımı aradım ve bana yardım etmesini istedim. Kısa sürede geldi beni hastaneye götürdü. Tekrar bir kontrol başka tetkikler vesaire. Sonuçta acı gerçek yüzümde şiddetli bir tokat gibi patladı. Doktor bana dönerek,

-Üzülerek söylüyorum ama, beyninizde ur var..

O andan itibaren söylenen hiçbir şeyi duymuyordum. Arkadaşımın, doktorun ve hemşire hanımın sesi kulağımda adeta yankılanıyor, yankılanıyordu. Kendime geldiğimde ertesi gün öğleden sonrası olmuştu çoktan. Bir sakinleştirici yapmışlar ve ancak kendime gelebilmiştim. Doktor bey beni ziyarete geldiğinde durumumla ilgili daha teferruatlı bilgi verdi. Ameliyat olmam gerektiğini ve bunun şart olduğunu söyledi. Yoksa, yoksa öleceğimden bahsetti. Ölmek, o an insanın kendine konduramadığı bir hastalığın pençesinde olduğunu bilmesi kadar korkunç bir şey yok inan. Ameliyat olmam gerekiyordu, olmazsam ölecektim. Nitekim olmasam bile gün gelip ölüm beni yakalayacaktı zaten. Sonunda ameliyat masasından kalkamamakta vardı. En sonunda olmaya karar verdim. Çünkü seninle olmak ve hayatımın geri kalan kısmını seninle yaşamak istiyordum. İkinci bir şansım olabilirdi ve ben bunu değerlendirmeliydim.
Tek bir şartım vardı o da, bu ameliyat olup bitene ve ben tamamen iyileşene dek sana söylenmeyecekti, söylemeyecektim. Çünkü senin üzülmeni, gözünden tek bir damla yaş dökmene dayanamazdım. Bu beynimdeki urun verdiği acıdan çok daha fazla acı verirdi bana.

Beklenen gün gelmiş, ameliyat önlüğünü giydirmişlerdi. Benim yanımda olan tek bir arkadaşım vardı. Onun desteği sayesinde kendimi daha güçlü hissediyordum ve bir de sana duyduğum ölümsüz aşk…


Yazan : Mehpare ÖĞÜT
2008

Hiç yorum yok: